7.05.2010

Filler Tepişir MetaCafe Ezilir

Yine şahane bir sansür haberiyle sizlerleyiz. Bu defa MetaCafe idari tedbir kararıyla erişime engellendi. Nedeni ise CHP genel başkanı Deniz Baykal'a ait seks videoları.

"5651 sayılı yasa uyarınca katalog suçlar kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuksal değerlendirme sonucunda; bu internet sitesi (metacafe.com) hakkında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın 07/05/2010 tarih ve 421.02.00.2010-155684 nolu kararı gereğince İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır."

ekşi'den:
deniz baykal'ın seks kaçamağı


4.05.2010

Youtube yasagi 2. yilinda bildirgesi - Mustafa Akgül, INETD



Mustafa Akgül tarafından yazılan Youtube yasağı 2. yilinda bildirgesi aynen alınmıştır.

Türkiye İnternetle Savaşarak Harakiri Yapmaya Devam Ediyor!

Mustafa Akgül / İnternet teknolojileri Derneği

You tube yasağı 4 mayısla 2 yılı buluyor.. Bu İnternetden korkmaktan, interneti ve çağı algılayamaktan, internete ilişkin düzgün yapılanma kuramamanın sonucudur. İnternetin marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramak en çok Türkiye'ye zarar vermekte; deyim yerindeyse Türkiye Harakiri yapmaktadır. Ülkemiz, interneti kontrol etmeye çalışan, Donkişot vari internete savaş açan bir ülke görüntüsü çizmektedir. Yasaklar, en iyisinden, Devekuşu misali Türkiyenin kafasını kuma gömmesidir. Bu yasak, bir mahkememizin yetkisini tüm dünya olarak görmesi nedeniyle devam etmektedir. Devlet ricali yasağı eleştirmekte, ama yasağı kaldıracak çabayı da hiç kimse göstermemektedir. “zararlı içeriği”, yönetişim ilkeleri ışığında modern dünyaya paralel, ve yurttaşları bilinçlendirerek büyük ölçüde çözmek mümkündür. Ülke olarak yasaklama refleksinden vazgeçip, interneti yaşamımızı kolaylaştırmak, demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmayı sağlamak, dünya ile rekabet için kullanmaya odaklanmamız gerekir.

Youtube yasağına konu olan 10 video'nun yarısı kaldırılmış, yarısının ise Türkiye'den erişimi youtube tarafından engellenmiştir. Mahkemelerimiz, dünya üzerindeki Türkler yoluyla, yetkisini tüm dünya olarak görmektedir. Böylece kendi ifade özgürlüğü normumuzu ve yasakçı bakış açımızı tüm dünyaya empoze etmeye çalışıyoruz. Ülkemiz, adı konmadan, dünya internetine savaş açmıştır. Yasakçı bir bakış açısıyla, dünyadaki tüm yer sağlayıcıların Türkiye’de kayıt olmasını istemekteyiz. Tedbir olarak verilen kararlar, yargılama yapılmadan kesin karar gibi uygulanmaktadır. Ülkemiz, İnternetin potansiyelini kavrayamadığı için, matbaadaki gecikmeye benzer bir mantıkla, interneti yasaklamaktadır.

İnterneti Nasıl Algılamalıyız ?

İnternet bir bilgisayar ağının ötesinde, insanları ve insanlığın düşünce ve kültür ürünlerini kapsayan bir ağ; insanların buluştuğu, örgütlendiği, iş yaptığı, öğrendiği, öğrettiği, eğlendiği, paylaştığı; yaşamın tüm boyutları ile içiçe geçmiş bir ortamdır. Dünya, İnternetin başını çektiği Bilgi Toplumuna geçişin arayışı içinde. Bilgi toplumu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. Küçük büyük tüm ülkeler bütün vatandaşlarını internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya koyulmuşlardır.

İnternet geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır. Kitleler, internet üzerinden insanlığın ortak sahibi olduğu ürünler geliştirmekteler.

İnternet üzerinde 1.8 milyar insan mevcuttur. 733 milyon bilgisayar İnternet alan adı sistemine kayıtlıdır. Yeni tarama motoru cuil.com 127 milyar sayfayı indekslediğini söylemiştir, yani en az o kadar da sayfa bulunmaktadır. netcraft.com 242 milyon web saymıştır. 192 milyon civarında alan adı mevcuttur. 130 milyonu aşkın kişisel web/günlük var. Tüm İnternette 100 milyonlar ölçüsünde video var.. Facebook’un kullanıcı sayısı 400 milyonu, twitter 105 milyonu , linkedin 50 milyonu aştı.Dünyada günde 250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon demek. Sosyal ağlar, yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor. Sosyal ağlarda kadınlar önde gidiyor. Twitter’da en cok izlenen kişiyi takip eden, 4.25 milyon insan var, Obamayi 3.8 milyon kişi izliyor. Twitter'da 100 bin, Facebook’ta 500 bin uygulama var. Twitterda günde 55 milyon kısa mesaj var. Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 4 milyar foto var. Facebook’a her ay 2,5 milyan resim yükleniyor. Her gün 200 milyon facebook kullanıcısı facebook’a bağlanıyor. Youtube üzerinde günde 1 milyar video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 20 saatlik video youtube’a yükleniyor.

Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %27’si interneti düzenli kullanıyor, %67’i hiç internet kullanmamış Evlerin %81’inde internet yok. Kadınların %80’i internet kullanmıyor. Bu kırsal kesimde %90′lar ölçüsünde.

Youtube, facebook, twitter, flicker, myspace, linkedin gibi sosyal ağlar bir eğlence ve arkadaşlık ortamların ötesine geçmişler; bir işbirliği, iş yapma, örgütlenme, pazarlama, dağıtım, öğrenme, tanıtım ortamı haline gelmekteler. Fortuna 500 firmaları, uluslarası kuruluşlar, vakıflar, üniversiteler artık sosyal ağlarda yer almakta, paydaşlarla sosyal ağlar üzerinden çift yönlü etkileşime girmekte, birlikte üretme, ürün ve politika üretme sürecine girmişlerdir.

Youtube'ta ne var ?

Youtube tüm dünyada sıradan kullanıcıların, üniversitelerin, firmaların, uluslarası kurumların, yani kullanıcıların oluşturduğu içeriği sunan, tüm dünyaya hizmet eden, günde 1 milyar videonun izlendiği bir web. Dünya üzerinde 9500 üniversite, youtube'u kendi ders mazlemeleri/videolar için kullanıyor. 4000'i aşkın vakıf, 2300 banka, 2300 Enstitü youtube'u kurumsal olarak bir dağıtım kanalı olarak kullanıyor. Youtube'da “türkiye” taranınca 320 bin, “turkey” taranıncada 476 bin video çıkıyor. Galatsaray için 107, fenerbahçe için 115, beşiktaş için 51 bin video var. istanbul için 266, antalya , alanya, bodrum ve marmaris için yaklaşık 7 bin video var. Obama taranınca milyonun üstünde video, 6000 civarında kanal bulunmakta.

İnternet, insanların buluştuğu, iş yaptığı, eğlendiği, öğrendiği, öğrettiği, çeşitli elektronik nesneleri değiştiği, paylaştığı, okuduğu, yazdığı bir ortamdır. İnternet, kütüphanelerin, gazete ve dergilerin, TV’lerin, müzelerin, laboratuvarların, sergilerin, konser salonlarının olduğu, insanlığın kültür mirasının paylaşıldığı bir ortamdır. İnsanlar arası iletişim, iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir ortamdır. Yaşamın tüm boyutlarına, tüm mesleklere, tüm yaş gruplarına hitabeden, yaşamın yansını bulan, insanlığı etkileyen önemli bir gelişmedir.

Bilişim, bilgi teknolojileri ve İnternet, insanlığı yeni bir toplum biçimine taşıyan, tetikleyen ve temsil eden içiçe geçmiş araçlar bütünüdür. İnsanlık, sanayi ötesi bir toplum biçimine, Bilgi Toplumna geçişin sancılarını yaşamaktadır. Bu anlamda bilgi, temel zenginlik kaynağı, verimlilik, rekabet kaynağı ve istihdam aracıdır.

Beyinsel emek yaratılan katma değer açısından, kol emeğinin önüne geçmiştir. Yer altı zenginliklerinden, bankalardaki paralardan çok entelektüel sermaye öne çıkmıştır. Bunun sonucunda ülkelerin zenginlik kaynağı, yetişmiş insanların beyinlerindeki bilgidir denebilmektedir.

“Bilgi toplumu”na yönelişin bir sonucu olarak, sektörlerin yapısında önemli değişimler gözükmektedir. Telekom, basın, medya, eğlence sektörleri köklü olarak değişmektedir. Kamu yönetimi, bu gelişmeler sonucunda ciddi bir yeniden yapılanma arayışına girerek, kendini e-devlet uygulamaları şeklinde ortaya koymaktadır. Ülkeler ve Birleşmiş Milletler, AB, Dünya Ekonomik Forumu gibi uluslararası yapılar, ülkeleri ve tüm dünyayı “bilgi toplumu”na taşımak için planlar yapmaya, eylem planları ortaya çıkartmaya, her çocuğa bir dizüstü bilgisayar gibi tüm dünya yurttaşlarına yönelik projeler üzerinde çalışmaya başlamıştır.

Kısaca tüm dünya, “bilgi toplumu” hedefini benimsemiş ve ona yönelmek için ciddi bir çabaya girmiştir. Bu bağlamda ülkemizde de 2006-2010′u kapsayan bir “Bilgi Toplumu Stratejisi” ve “Eylem Planı” bulunmaktadır. Kamuoyunın farkında olmadığı bu proje, dağınık yapı ve sahipsizlik nedeniyle büyük ölçüde bitirilemiştir.

5651 Ne Getirdi ?

Ülkemizdeki yasaklamaları tetikleyen, 5651 nolu aceleye getirilmiş, internetden korkan bir felsefeyle yazılmış, bir tepki ve yasaklama yasasıdır. Özgürlükler ve güvenlik dengesinin, özgürlük aleyhine bozulduğu, “internetde benim istemediğim kuş, ne pahasına olursa olsun uçmasın” bakış açısıyla, evrensel hukuk ve Anayasanın temel ilkelerinin feda edildiği bir düzenlemedir. Bu amaçla, BTK içinde İletişim Başkanlığına (TİB), hukukçu ve iletişimci ağırlıklı 93 kişilik kadro veriliyor, ve İnterneti temizleme görevi veriliyor. Yurt dışındaki webleri, TİB, resen, sorgusuz sualsiz, savunmasız, haber vermesiz kapatma yetkisine sahip. Bu yetki yurt içinde mahkemelere ait. Bu gün en az 6000 webin yasaklandığını biliyoruz, ama tam sayıyı kimse bilmiyor. TİB hukuk mahkemlerinin medeni kanun ile fikri ve sinai haklara ilişkin kararları görev alanı dışında saymış, ama ceza mahkemelerinden gelen 5651 dışı yasaklamaları uygulamıştır.

Bugün yasaklamalar konusunda , kanımca, bir hukuk faciası uygulanmakta. Savunma alınamdan verilen tedbir kararları, kesin karar olarak uygulanmakta, ve ülke içinde yargılam ayolu açılamaktadır. Youtube 2 yıldır yasaklaı olmasına rağmen , bu konuda devletimizin açtığı bir dava yoktur. Bizim, İnternet Teknolojileri Derneği olarak AİHM'e açtığımız dava var.

Ne Yapılmalı ?

5651 Bilişim STK'larının “imdat çığlıkları” arasında yangından mal kaçırıcasında çıktı. Bu süreçte, 10 milyon blog'un olduğu WordPress, Myspace.com, DailyMotion.com, alibaba.com gibi büyük, milyonlarca kullanıcının üye olduğu, içerik eklediği çoğu weblerin yanında, richarddawkins.net, turandursun.com, anarsist.com, ataist.org gibi aykırı görüşlerin ortaya atıldığı weblerde yasaklardan nasibini aldı. Bu yasaklamalar, her zaman 5651 nedeniyle olmuyor; kişisel haklar ve fikri ve sinai hakların ihlali nedeniyle Türkiye’nin her hangi yerinde bir mahkeme, hiç bir savunma almadan, bir bilirkişiye başvurmadan tedbir olarak bir yasaklama getirebiliyor. 5651 kaldırılıp, daha özgürlükçü, katılımcı, ve hukuka ve adelete uygun bir düzenlemeye gidilmedilir. Bu yönde Kartepe Çalıştayında temel ilkeler kamu, sivil toplum ve özel sektörçe ortaya kondu.

Yasakçı refleksten kurtulup, hoşgörü, katılım ve saydamlık temelinde, ifade özgürlüğünü esas alan, uzun vadeli ülke çıkarlarını gözeten süreçleri kurmalıyız. Yasaklama, ancak son çare olarak ve geçici olarak düşünülmelidir. Yurttaşları adına karar veren devlet refleksiden vazgecip, yurttaşları bilgilendirip, kararı ona bırkan bir bakış açısına geçmeliyiz.

Kısa vadede hassas olduğumuz konularda, kendi normlarımızı tüm dünyaya dayatma çabamızdan vazgeçmeli, ve İnternetin Türkiye'den görüntüsü ile yetinmeliyiz. Bir nesne , Türkiye'deki IP'ler için yoksa onu kaldırılmış saymalıyız. Adaletsiz bir şekilde suçsuz yurttaşlarımızı cezalandırmaktan vazgeçmeliyiz. Bir kitap, hatta bir paragraf yüzünden koca kütüphaneleri yasaklamak düşüncesini bırakmalıyız. Başarılı olduğumuz sürece, kendimize zarar veririz. BTK’nın işini yapmaması nedeniyle, bir kaç video nedeniyle youtube’u 2 yıldır kapalı tutmak Türkiye’ye zarar veriyor. Nesne temelli filtreleme kolayca yapılabilir; BTK bunu yapacak, mali, idari ve teknik beceriye sahiptir.

İnternet aynı zamanda sokaktır. “Zararlı İçerik”in yanında, çeşitli zararlı unsurlarda var. Özgürlükler, kişisel mahremiyet ve gelişmenin önünü tıkamamak, zararlı unsurlarla mücadelede özenle korunmalıdır. Toplumun ilgili kesimlerini paydaş olan bir yönetişim yapısını kurmak, gelişme için çok önemlidir. Ülkemizin hassasiyeti olduğu konulardaki “zararlı içeriği”, Bilişim STK’ları ve internet gönüllüleri ile birlikte harekete ederek çözebiliriz. Kamunun katı refleksi yerine, sivil toplumun esnek, katılımcı, diyalog temelli yapısı bu sorunu daha kolay çözebilir. Devletin, esas olarak, “zararlı içerik”le mücadeleyi yurttaşa bırakması, demokrasilerde, esastır. Devlet bunu destek olmalıdır; ama işi yurttaşa bırakmalıdır.

İnternet, insanlığın gelişme önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Gelişme, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

İnternet Yaşamdır !

26.04.2010

5651 Çalıştayı // Kartepe



5651 Çalıştayı // Kartepe - Erdem Dilbaz

Kendi aramızda sıkça çözüm aramak için tartıştığımız, youtube kapatan olarak da bilinen, 5651 no’lu internet ortamındaki yayınları düzenleme(...) adlı kanun için bir çalıştay düzenlendi. 20 – 22 nisan tarihlerinde Kartepe’de düzenlenen çalıştayın katılımcı çeşitliliği muazzam: Başbakanlık, Adalet Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Yargıtay, İçişleri Bakanlığı ilgili birimlerinden temsilciler ile Korsan Partisi, Netdaş, SansüreSansür gibi sivil oluşumlar da işin içindeydi bu sefer. (Katılımcıların tam listesine http://bit.ly/9fLUTz adresinden ulaşabilirsiniz). STK’ların da katılımıyla gerçekleşen bu çapta bir çalıştay ilk kez düzenleniyor. Karmaşayı düşünebiliyor musunuz?

Olumsuz düşünüyorsanız düşündüklerinizi unutun hemen. Çünkü bu karmaşa akıl almaz derecede besleyici etkileşimlere neden oldu. Çalıştayın detaylarını okurken şimdi paylaşacağımız ortamı gözönünde bulundurursanız sonuç kriterlerinin nasıl ortaya çıktığını tahayyül edebilirsiniz.

Herkesin bir popisi var?

Çalıştayın yapıldığı otelde geçirdiğimiz her an tanımadığımız kişiler ve kurumlarla temas halindeydik. Çoğu zaman gıyabında atıp tuttuğumuz kişiler de oradaydı. İlk gün herkesde önyargıların beklentiye dönüştüğü bakışlar ve söylemler vardı. En basit örneği SansüreSansür ‘herşeye karşı çıkan’, korsan partisi de ‘her kültür ürünü bedava olsun’cu olarak anıldı. Savcı ve hakimler, bakanlıktan görevlendirilenler, meslek birlikleri temsilcileri,vb. kurumları ise çoğumuz beğenmeyiz; yeri gelir kötüleriz. Gelin görün ki; otelde bize ayrılan salona girip de dertlerimizi dillendirmeye başlayınca aslında farklı olmadığımızı anladık. İstisnasız herkes birbirini anlıyor, anlamaya çalışıyordu. Ne SansüreSansür safi muhalefetti, ne savcılar siteleri kapatıp gemileri yakma yanlısı. Kurumlar, uzlaşarak orta yol bulma niyetiyle, kendi dertlerini anlattılar. Çalıştayın genelindeki hava, bu nedenle, umut vericiydi.

2008’de de gene 5651 için Abant’ta bir çalıştay düzenlenmiş. Oraya katılmadık. Katlımcılardan öğrendiğimiz kadarıyla o çalıştay özgürlüklerin kısıtlanması talebinin ağır bastığı bir havada geçmiş. Bir de Abant’ın güzelliğine kapılıp çalıştayı aksatanlar olmuş haliyle. Bize ilk gün bir önceki çalıştayda belirlenen maddeler çerçevesinde hazırlanan çalıştay planını ve gruplarını sundular. 2008’den bize gelen başlıklar İlke – bilinçlendirme, içerik; Teknik; Yetki, ihtisaslaşma ve sair; TİB; Soruşturma; 5651 şeklindeydi. İsteniyordu ki belirlenen başlıklar için çalışma grupları oluşturulsun. Dertleşip konuştuktan sonra başlıklar biraz değişti ve herkes talep ettiği gruba eklemlendi. Korsan Partisi adına İsmail Hakkı Polat bir masaya, Netdaş adına Av. Serhat Koç ayrı bir masaya ve SansüreSansür adına da Erdem Dilbaz ayrı masaya, tam anlamıyla, mevzilendik. SansüreSansür olarak bizim grup tam da ilgilendiğimiz konularda katılımcıları barındırıyordu. Tam listesi şöyle:

- İsmail Onaran – İstanbul Cumhuriyet Savcısı

- Nadi Türkaslan – Ankara Cumhuriyet Savcısı

- Tuğrul Türksoy – Ankara Hakimi

- Bilge Kılıç – Kültür ve Turizm Bakanlığı Uzmanı

- Erdem Türkekul – Avukat (Ratem, Sesam,Oybir, Besam Temsilcisi)

- Yetkin Yokuşoğlu – Avukat (MÜYAP temsilcisi)

- Elif Gamze Kartal – Avukat (Bilirkişi / İstanbul)

- Ömer Boz – TİB İletişim Uzmanı

- Elif Küzeci – Başkent Üniversitesi Öğretim görevlisi ve TBD Üyesi

- İsmail Hakkı Polat - Korsan Partisi Hareketi

- Erdem Dilbaz - SansüreSansür Platform üyesi

Telif hakları nedeniyle tartıştığımız MÜYAP ve Sesam, Ratem, Besam temsilcileri, Youtube’un kapanma kararını veren hakim, 5651 ve 5846 (FSEK) ile derdimize dert gönlümüze taht kuran Kültür Bakanlığı! Varın düşünün nasıl argümanlar akıyor masanın üstüne. İlk gün hep birlikte tartışarak grubumuzun sorunsallarını belirledik: İnternet'te 565l Sayılı Kanun Dışında Kalan Erişim Engellemeleri.

Bu bağlamda önümüzde 9 problematik başlık vardı. Sırasıyla;

1. 5846 (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu) ek 4. maddesi.

2. İnternet ortamında kişisel verilerin korunması.

3. İnternet için ihtisas (uzmanlaşmış) mahkemelere gerek olup olmadığı.

4. Hak ihlali nedeniyle erişime engellenen sitelerin tekrardan açılmasında gerekli prosedür.

5. Hukuk mahkemelerinin erişim engelleme kararı verip veremeyeceği.

6. Erişim engelleme kararının kimin tarafından verilmesi gerektiği.

7. İnternet ortamında kişilik haklarına hakarete karşı alınması gereken önlemler / yaptırımlar.

8. Birden fazla ülkeyi ilgilendiren internet davaları ve uluslararası anlaşma ihtiyacı.

9. 5651 içindeki katalog suçların (müstehcenlik, kumar, fuhuşa teşvik,vb.) kapsamı.

Geriye kaldı 2 gün!

Sorunsalları masaya aldığımız 2. günden itibaren durmaksızın tartışmaya başladık. Tüm masaların katkısıyla hazırlanan Kartepe Kriterlerini (http://bit.ly/crTIVw) ilgili linkte göreceksiniz. Bu nedenle her detayı buraya almıyoruz. Bizim masadaki hararetli konulardan anektodlarla çalıştayın günlerini saymaya devam ediyoruz.

Dedik ya, farklı kesimlerden / kurumlardan kişilerle olmak onları anlamaya yardımcı oluyor. Karşınızdaki konuştukça derdi iyice belli oluyor. Örneğin anonimlik konusundaki tartışmada tarafların mecburiyetleri ve talepleri net şekilde göründü. Hakimler direkt olarak siteyi kapatmak istemiyor. Bir ihlal varsa sitenin ilgili kişisine mail ile bildirim yaparak uyar / kaldır sistemini kullanmak istiyorlar. Ticari sitelerdeki mecburi iletişim bilgisi gibi her sitede mail adresi istiyorlar. Sırf bu konuyu 1 saate yakın tartıştık. Sonuç olarak varılan nokta; mail adresini gerçek bilgilerle almaya gerek olmadığından her sitenin bir mail adresi barındırması çoğunluğun kararı oldu. Tartışılacak hala çok yanı olsa da hassasiyetler kabul edilerek bu noktaya gelinmesi dikkate değer.

Hepimizin merak ettiği bir konuda kapatılan sitelerin neden kapatıldığına dair gerekçeler. Hazır masada TİB’den Ömer bey de varken konuyu açtık ve talebimizi söyledik: “Kapattığınız sitelerin hangi gerekçelerle kapatıldığı bilgisini yazamaz mısınız?”. Savcıya danıştık, bir problem olmazmış. Bu notu TİB’in defterine düşürttük. Bir de istedik ki “Kapatılan sayfalarda sitenin açılmasını nedenleriyle taleb edebileceğimiz alanlar koysanız?”. Ömer beyden yanıt: “Sayfanın altındaki web ve mail adreslerini onun için koyduk”. Dedik “Hiç de belli olmuyor”. Ona da hak verdi. Yeni bir düzenlemeye gitmek için çalışmalara başlayacaklarını söyledi. Burada amacımız site kapatmaları desteklemekten ziyade bir iletişim ağı oluşturmak, problemlerimizi paylaşarak ortak noktalar bulmak. Fikirlerimizi bir anda değil ancak zamana yayarak ve istikrarlı biçimde paylaşmaya devam ederek tepeye kadar çıkartabilmek. Kürdanla kuyu kazmaktan farkı yok! Derine hızlıca inebiliyoruz ancak kuyu genişlemiyor. Bunun için herkesin proaktif davranması gerektiğini, orada da burada da, hala kendi aramızda tartışıyoruz.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan internetin dağıtık yapısının kendileri için yarattığı teknik / hukuki bir probleme değindi. Server’ı yurtdışında olan bir siteye Türkiye’den bir ihtar ya da kapama verilememesinin uluslararası anlaşmalara tabi olmamamızdan kaynaklandığını belirtti. Çözüm için de Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi’ni (http://bit.ly/cqkq5D) işaret etti.

Bilişim alanında uzmanlaşmış ihtisas mahkemeleri kurulması hepimizin tartıştığı bir konu olarak masaya geldi. İhtisas mahkemeleri tartışmasının iki ayağı var. Birincisi internet konusunda yeterli bilgi ve deneyimi olmayan bir hakimin sadece başvuruyu alıp, elindeki kağıtlarla karar vermesinin yanlış olduğuna vurgu yapan argüman. İkinci argüman her konuda ihtisas mahkemeleri kurulabileceğinden dolayı örneklerin çoğalarak hukuk sisteminin işletilmesinin zorlaştırılacağı yönünde. Masadaki hakimler ikinci argümana destek verdiler. Ancak, yayımlanan Kartepe Kriterleri’nin 12. ilkesine de yansıyan, yargıda uzmanlaşma ve bilirkişilik müessesinin daha işlevsel olması konusunda anlaşıldı.

Telif hakları ve meslek birliklerinin çözümsüz sıkıntıları

Masada geçen her tartışmayı örneklemeğe sayfalar yetmez. Ortamdaki her tartışmayı da. Kartepe Kriterleri geniş çapta bir katılım ve beklenmedik derecede uzlaşmacı tartışmalarla oluştuğunu kaydetmek gerek. Yalnız kriterler içindeki 6. ilke nasıl muallakta bırakıldı, aklımız almıyor! İlke 6 şöyle diyor: “5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir”. Yani kanun koyucu bu ilkeye dayanarak katalog suçların kapsamını genişletebilir de!?

Oysa raportör taslağındaki ilk hali şu şekildeydi: "İnternet erişimine ilişkin yapılacak kısıtlamalar, sadece ve sadece, tüm toplumlarca ortak ortak kabul edilmiş çocuk pornografisi, ırkçılık, nefret söylemleri gibi zararlı içeriğe yönelik olmalı ve 5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı bu yönde daraltılmalıdır." 5651’in kaldırılması meclisi düşününce şu an için yarı – ütopik. Kalkmıyorsa da içeriğinin daraltılması gerekiyor. Fuhuşa teşvik, müstehcenlik, uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıran yollar, kumar ve intihara yönlendirme maddeleri muallakta, sözlükte karşılığı olmayan kişisel yorumlara bağlı. Çocukların istismarı ve çocuk pornografisi bu bağlamda yerinde kalacaksa, yanında nefret söylemlerini frenleyecek suç tanımı daha eklenmeli. Ancak bu talebimiz, hem çalıştayda hem de başka yerlerdeki tartışmalarda, anayasada nefret suçları diye bir tabir olmadığından 5651’e eklenemeyeceği argümanına dayanıyor. Hukukçu arkadaşlar internet oluşumlarına bu konuda bilgi verebilir.

Konumuz 5651 no’lu yasayı iyileştirmek olsa da 5846 no’lu fikir ve sanat eserleri kanunu tartışıldı. Zaten bizim masa 5651 dışında erişime engellemelerle ilgilendiği ve ilgili kişileri barındırdığı için bu konuda uzun uzadıya konuşmayı / tartışmayı bekliyorduk. Öyle ki, elimizdeki tüm maddeleri bitirip 5846’ya önümüzü temizledik. Tartışmaya başlamadan önce, hazır da hakimler varken masada, 12 Aralık 2009’da Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde düzenlenen “Soysal Ağlar, Fikri Haklar ve İnternet yasakları” panelinde Müyap başkanı Bülent Forta’nın paylaştığı korsanla mücadele tekniklerinden birinin geçerliliğini sorduk. O panelde Bülent Forta şuna benzer bir ‘itirafta’ bulunmuştu: “Müyap’ta kurduğumuz sistemle dosya paylaşanların IP adresleri üzerinden tam olarak nerede hangi dosyayı indirdiklerini görebiliyoruz.” ( Detaylarını şuradan izleyebilirsiniz: http://bit.ly/6kSNyy ). Sonradan öğrendiğimize göre birçok makinede Limewire programını çalıştırıyorlar ve Limewire’da açıkta görünen IP adreslerini alıp savcılığa veriyorlarmış. İşte bunu anlattığımızda Ankara Cumhuriyet Nadi bey Müyap’ın nasıl IP tespiti yaptığını öğrenmek istedi. Limewire sistemi kendisine anlatıldı. Savcının cevabı net oldu: “Savcılıklar dışında kimse IP tespiti yapmaya yetkili değildir. Geçerliliği yok yaptığınızın.” Av. Yetkin bey cevaptan memnun kalmayıp Limewire’da herkesin zaten IP’lerinin görünür olduğunu bilerek paylaşım yaptığını söylemesi de yetmedi. Savcı bey kararlıydı.

Peki dosya paylaşımı n’olacak? Nasıl sonlanacak? Av. Yetkin bey ile karşılıklı tartışmalarımızın detayına girmeyeceğim burada. Şunu söyleyebilirim, Müyap da, ilgili her kurum gibi, dosya paylaşımının önüne geçemeyeceğinin farkında. Alternatif kazanç yöntemleri yaratılması konusunda çalışıyorlar. Lakin yasaklamalarla ilgili agresif yaptırımlar konusundaki tutumlarından vazgeçmiyorlar, vazgeçecek gibi de görünmüyorlar. Üniversiteler ve şirketlerin network’lerini takip etme lüksü gibi imkansız talepleri vardı, onlar da masada karşılık bulamadı. Çünkü talepleri; mülk sahiplerinin hakkını korumaya çalışırken iletişim özgürlüğünden tutun da özel hayatın gizliliğine kadar birçok hakkı yerlebir ediyordu.

Çalıştayla ilgili detaylı bilgi ve materyale http://5651calistay.org/ sitesinden ulaşabileceğiniz için biz bazı kırılma noktalarını paylaşarak bu bitmez tükenmez sohbeti kısaltmaya çalıştık. Genel olarak söylenebilecek; katılımcıların hemen hepsi internetin yasaklamayla durdurulamayacağının bilincinde olarak uzlaşmacı tavır gösterdiler. Bu nedenle verimli geçen çalıştaydan çıkan sonuç kanun koyucu tarafından dikkate alınacak mı bilinmez. Fakat internet konusunda farkındalık yaratması açısından sesimizin merkezi kurumlardan yetkili kişilerce duyulması, ön yargıların kırılması ve dertlerin ortak zemine oturtulması çalıştayı ilerleyen yıllar için umud vadedici olarak tasdikledi. Masabaşındaki işimiz şimdilik bitti.

24.04.2010

İsmail Hakkı Polat: Sanal Dünyadaki Sivil Örgütler Olarak İlk Defa Bir Çalıştaya Çağrıldık

Internet ortamında örgütlenen Sansüre Sansür, Netdaş ve Korsan Partisi Hareketi ilk kez Kartepe'de gerçekleştirilen 5651 Çalıştayına davet edildiler. Korsan Partisi Hareketinin temsilcisi İsmail Hakkı Polat'ın Röportajı.

5651 Çalıştayında Kartepe Kriterleri Belirlendi


20 - 21- 22 Nisan 2010 tarihlerinde, Daily Motion ve Türk Telekom'un sponsorluğunda, Kartepe'de düzenlenen çalıştay sona erdi. SansüreSansür'ün de davet edildiği “Site Erişime Kapatmaları Çalıştayı”nda Kartepe kriterleri olarak adlandırılan 13 ilke belirlendi.

SansüreSansür adına çalıştaya katılan Erdem Dilbaz'ın yazısından önce bu kriterleri paylaşmak istedik.

KARTEPE KRİTERLERİ

20 –22 Nisan 2010 Kartepe / Kocaeli

Bu çalıştayın katılımcılarının çoğunluğuyla, İnternetin insanlığın önünde yepyeni ufuklar açtığını hatırlayarak, internetin bilginin ve fikirlerin özgürce dolaşması için etkin bir araç olduğunu, bu aracın kullanılmasında anonimlik ve mahremiyetin korunması gereken değerler olduğunu gözeterek, internetin kötüye kullanılarak bireysel hak ve özgürlüklere zarar verebileceğini de gözönüne alarak, internetle ilgili kısıtlamaların temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmadan sadece evrensel hukuka uygun kanunlarla ve yargıç kararıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek;

Aşağıda sayılan temel ilkeleri kamuoyuna açıklamayı kendilerine görev bilmişlerdir.

İLKE 1 – İnternette fikir ve düşüncelerin yayılmasında büyük rol oynayan Web 2.0 siteleri (bloglar, forumlar, video siteleri, sosyal ağlar vs) çok sesliliğin ve demokrasinin bir parçası olarak anlaşılmalıdır.

İLKE 2- İnternetin tüm aktörleri, öncelikle özdenetim mekanizmasını (proaktif müdaheleler) işletmeli, hukuka aykırı içeriklerin önlenmesi için “Uyar – Kaldır” prensibini de benimsemelidir. Kamu otoritesi, özdenetim mekanizmalarını ve sivil inisiyatifleri desteklemelidir.

İLKE 3- Erişim engelleme kararları, ön inceleme raporu ve hukuki gerekçeleriyle birlikte sadece yargıç kararıyla mümkün olmalı, bu kararlara itiraz prosedürü hızlı ve etkin olarak yapılandırılmalıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kanunla açıkça yetkili kılınmış merci veya Cumhuriyet Savcısı tarafından verilebilecek erişim engellenmesi kararları, 24 saat içerisinde yargıç onayına sunulmalı. Onaylamama halinde erişimin engellenmesi kendiliğinden kalkmalı

İLKE 4- Erişim engelleme kararları, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek, ancak ve ancak son çare (ultima ratio) olarak bir koruma tedbiri olarak görülmelidir.

İLKE 5- İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmesi TİB tarafından sağlanmalıdır ve ilgili mevzuat düzenlenmesi yapılmalıdır. Erişim engelleme kararlarında ve engellenen sitelerin girişinde, engelleme sebebi, gerekçesi, tedbirin süresi ve itiraz prosedürü açıkça belirtilmelidir.

İLKE 6 – 5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir.

İLKE 7- Bir internet sitesinin tamamına erişimi engellemek yerine, sadece zararlı ve hukuka aykırı içeriklerin engellenmesi yoluna gidilmesi ve bu içerikleri oluşturanların yargılanması sağlanmalıdır. İnternetin Uluslar arası karakteri gözönüne alınarak diğer ülkelerle işbirliğine gidilmeli, Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi imzalanması konusunda çalışmalar hızlandırılmalıdır.

İLKE 8- Erişim ve yer sağlayıcı tarafından tutulan trafik kayıtlarının doğruluğunu, değiştirilmezliğini ve bütünlüğünü sağlayacak tedbirler alınmalı, bu kayıtların sadece adli makamlarca ve delil elde etmek amacıyla sınırlı olmak üzere gizliliği sağlanmalıdır.

İLKE 9- İnternet’in özgür doğası dikkate alınarak, İnternet medyasının tanımlaması yapılmalı, getirilen kriterler eşliğinde internet medyası, basına tanınan cezai sorumluluk ve dava sürelerine ait hak ve özgürlüklerden tamamen yararlanabilmelidir.

İLKE 10 – Devletin internet konusundaki ana görevi, topluma ilköğretimden itibaren eğitim vermek ve bilinçlendirme yapmakla sınırlı olmalıdır. İnternetteki zararlı içeriklerden çocukların korunması amacıyla, uzmanlar tarafından içerik sınıflandırması yapılmalı ve aileler ücretsiz çocuk filtresi kullanması yönünde özendirilmelidir.

İLKE 11 – Çocuk Pornografisi çok önemlidir. Sadece 5651 ile sınırlı kalmamalıdır. Daha özel bir düzenleme yapılmalıdır.

İLKE 12 – İnternet ortamında işlenen suçlarda açıkça yetki düzenlemesi yapılmalıdır. Yargıda uzmanlaşamaya önem verilmeli, bilirkişilik müessesesi daha işlevsel hale getirilmelidir. Kurumlar arası işbirliği tanımlanmalıdır.

ILKE 13-Uygulamacıların eğitimi ve farkındalığı sağlanmalı

Kartepe kriterleri olarak yayınlanan bu kriterler katılımcıların çoğunluk görüşünü yansıtmakta olup bazı maddelerde değişik katılımcıların itirazı mevcut olabilir.

19.04.2010

SansüreSansür 5651 Çalıştayına Katılıyor



“Bu siteye erişim engellenmiştir.” İnternet kullanıcılarının görmeye dayanamadığı bu not, mahkeme kararını ilan ediyor ve kapatılan siteler birbirini izlerken, Türkiye de bu konuda rekor sahibi olarak ününü dünyaya duyuruyor.

İnternet sitelerinin kapatılması, Kartepe’de “Site Erişime Kapatmaları Çalıştayı”nda toplantısında ele alınıyor. 20 – 21 – 22 Nisan 2010 tarihlerinde Kartepe’de, turk.internet.com – Ankara Barosunun işbirliği ve Daily Motion ile Türk Telekom’un katkıları ile düzenlenecek “5651 site erişime engelleme” Çalıştayı, hakim, savcı, avukat, Adalet Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Askeri Hakim ve TİB yetkililerinin bir araya geldikleri bir toplantı olacak. Çalıştayla ilgili detaylı bilgiye http://5651calistay.org/ adresinden, yani buradan ulaşabilirsiniz.

Bir çok hakim, savcı ve bürokratın katılım yaptığı çalıştaya konuyla ilgili sivil oluşumlardan biri olarak davet aldık. Bizimle birlikte Netdaş ve Korsan Partisi temsilcileri de çalıştaya katılacaklar.

Çalıştayı twitter üzerinden http://twitter.com/5651calistay adresinden izlemek ve katkıda bulunmak da mümkün. tık tık

Görsel ile ilgili detaylı bilgi şurada.

26.02.2010

OGame Türkiye'de Yasaklandı


Dünyanın en kalabalık tarayıcı oyunu olan OGame'in Türkiye'de yasaklandığı haberi düştü. Ogame.com.tr'ye bağlanan kullanıcılar "T.C. Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.02.2010 tarih ve 2010/44 D.İş sayılı kararı gereği erişime engellenmiştir." yazısıyla karşılaşmışlar. Siteye şu anda girince "It works!" yazısıyla karşılaşıyoruz. Neden böyle bir şey olduğunu anlayamadım.

Ogame şimdilik Türkiye'den http://tr.ogame.org adresinden devam ediyor.

Sansür haberinden alıntı:

"Yaklaşık 60 ayrı oyunda 600 bine yakın oyuncunun oynadığı Ogame.com.tr 6 yıldır hizmet veriyordu.

Oyunun yapımcısı Gameforge, bu yasağın ardından Ogame Türkiye'de tüm kullanıcılara "saldırı yasağı" uyguladı. Böylece oyuna bağlanamayıp filolarını savunmayacak kullanıcıların filoları bu yasaktan en az seviyede etkilenecek."

Tabi ki neden kapandığı hakkında bir bilgi yok. Forumlarda telif hakları yüzünden olduğu söyleniyor. Farmville yasağındaki durumun aynısı olabilir.

5.01.2010

KONFERANS: “İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER”

İstanbul Barosu – Bilişim Hukuku Merkezi,
9 Ocak 2009 Cts. / 13:30 – 18:30

İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu, İstiklal Cad. No:158 Beyoğlu İstanbul



İnternet artık sosyal, ekonomik ve gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Bilgi teknolojileriyle giderek hızlanan bir zamanda, iletişim ve etkileşimin gelişmesiyle de giderek küçülen, sınırların anlamsızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. İnternet yeni topluluk biçimleri, yeni sosyal etkileşim tarzları yaratıyor. Dolayısıyla yeni hak ve özgürlük alanları beliriyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’ya yer alması gereği ortaya çıkıyor.

Bu hak ve özgürlüklerin ilgili yasalar çerçevesinde düzenlenmesi genellikle yeterli koruma sağlamıyor. Bu temel hak ve özgürlüklerin ancak anayasal koruma güvencesi altında işlerlik kazanabileceği düşüncesi giderek hukuk çevrelerinde kabul görüyor. İnternet odaklı çeşitli vatandaş inisiyatifleri, sivil toplum kuruluşları ve dijital aktivistler de bu yaklaşımın bir hukuk devleti ilkesi haline gelmesi için çalışıyor. Bir taraftan, sansüre uğrayan, erişime engellenen sitelerle; diğer taraftan “olumsuz” düzenlemelerle yaşıyoruz. Hukuk internetin hızına, düzenleme mantığı ise yeni teknolojilere ayak uyduramıyor; demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri zarar görüyor.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi, 9 Ocak 2010 tarihinde, internetin getirdiği yeni hak ve özgürlüklerin konunun uzmanları tarafından tartışılacağı tam günlük bir etkinlik düzenliyor. Sadece hukukçuları değil, internetle yaşayan herkesi ilgilendiren bu etkinlikte, hukukçular, ilgili kurum temsilcileri ve sansür karşıtı dijital aktivistler ilk defa bir araya gelerek, Bilgi Teknolojisi dünyasının en sıcak konuları olan İletişim Özgürlüğü, İnternet Erişim Hakkı, Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı, Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı, “Netdaş”lık Hakları, Anonimlik hakkı, Yönetişim, İnternet Sansürü ve Telif Hakları konularını tartışacaklar. Bu etkinlik, sadece farkındalık yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda tarafların birbirlerini anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir platform olacaktır.


Program:
13:30 Açılış Konuşması – Baro Bilişim Hukuku Merk. Bşk. Av. M. Gökhan Ahi
Açılış Konuşması – İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın

13:45 Panel: Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku değiştirecek?
• İletişim Özgürlüğü ve İnternet Erişimi
• Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı ve İnternet
• İnternet Üzerinde Düşünce ve İfade Özgürlüğü
• Bilgi Edinme Hakkı ve İnternet
• Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı ve İnternet
• Yeni Anayasal Hak ve Özgürlük Hareketleri: “Netdaşlık Hakları”
• Anonimlik hakkı
• E-Demokrasi, Yönetişim

Moderatörler: Arda Kutsal (Webrazzi.com) - Dr. Özgür Uçkan (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Doç. Dr. Bertil Emrah Oder (Koç Ü. - Anayasa Hukukçusu), Yar. Doç. Dr. Leyla Keser Berber (Bilgi Ü.), Dr. Barış Günaydın (Anadolu Ü.), Av. Taner Sevim (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. Serhat Koç (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. F. Ünsal Özmestik (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Mevlana Gürbulak (Digital Age)

15:45 Kahve Arası

16:00 Panel: İnternet Sansürü ve Etkileri
• İnternet Sansürü ve İfade Özgürlüğü
• İnternet Sansürü ve İletişim Özgürlüğü
• İnternet Sansürü, Telif Hakları ve Bilgi Özgürlüğü
• Copyleft - Copyright
• İnternet Sansürü ve Bilginin Özgür Dolaşımı
• İnternet Sansürüne Karşı Çıkan Yeni Siyasal Oluşumlar
• İnternet sansürü ve Bilgiye Erişim Özgürlüğü
• İnternet Sansüründe Dijital Aktivizm

Moderatörler: Aşkın Baysal (MediaCat)- Doç. Dr. Yaman Akdeniz (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Av. Erdem Türkekul (İstanbul Barosu), Dr. Ebru Baranseli (Anadolu Ü. - Sansüre Sansür), İsmail Hakkı Polat (Korsan P. Hareketi), Emre Sokullu (Eylem 2.0), Ahmet Asena (Müyap Genel Sekreteri), Av. Başak Purut (İstanbul Barosu), Füsun S. Nebil (Tüm İnternet Derneği)

18:30 Kapanış ve Kahve İkramlı Tanışma

Tarih ve Saat: 9 Ocak 2009 Cts. / 13:30 - 18:30
Yer: İstanbul Barosu – Bilişim Hukuku Merkezi,
İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu, İstiklal Cad. No:158 Beyoğlu İstanbul

5.11.2009

Bobiler'den internet sansürüne karşı Taksim'e sanal yürüyüş.

"internette sansürü protesto için taksim'e çıkılmasına. 1 milyar kişi olduktan sonra pıt pıt pıt tbmm'ye yürüyecegiz." diyor bobiler. Süper fikir, sanal bir sansürü protesto için sanal bir ortamı kullanmak. Ama gerçekten kullanmak lazım. Yani bu yürüyüşün sonrasında bunu duyurmak, bir şeyler yapmak, kaç kişi katıldı etti, rapor etmek, PR'ını yapmak ve sadece öyle bi enteresanlık, bi cinfikirlilik olarak kalmasına izin vermemek gerek. Yazık edilmeyecek kadar şahane bi fikir zira. Bence öyle yani.

Tıklayın: http://taksim.bobiler.org/

Ya da yürüyün:

31.10.2009

Bir sansür yasanız var, bari onu doğru dürüst uygulayın!


Bu sitede aynı fotoğrafı bir kez daha görüyorsunuz, ama boşuna değil. Çünkü bu “hak edilmiş bir görsel”!... Tıpkı Türkiye’nin dünya ifade özgürlüğü liginde “hak edilmiş bir 123.lük” alması gibi...

Bir süredir her hafta sonu yeni site engellemelerini bekler olduk. Herhelde hafta içi işlemleri toparlıyor, Cuma akşamı işten çıkarken teknik ekibin masalarına bırakıyorlar, onlar da Cumartesi sabah ilk iş toptan uygulamaya sokuyorlar... Geçen hafta sonu da www.buzcevheri.com, www.oyuncehennemi.com, www.sabote.com, www.tahribat.com , www.webincisi.com, pcgamebuy.net, hercash.net ve frpclub.itu.edu.tr sitelerinin engellendiğini öğrendik (böylelikle ilk kez bir fantezi rol yapma oyunu sitesi de engellenmiş oldu!). Nedeni Türk Telekom’un www.telekomakafamgirsin.com sitesiyle ilgili bu sitelerde bulunan içerikten rahatsız olması sonucunda yaptığı şikayet. T.C. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2009-10-15, 2009/290 nolu kararı ile bu sitelere erişim engellenmiş.

Yine her zaman olduğu gibi mahkeme kararının gerekçesine ulaşmak için akla karayı seçmek zorunda kaldık. Neyse ki Avukat Gökhan Ahi karara ulaştı da nelerin döndüğünü anladık. Bu karar tam bir hukuksal fiyasko!

Kararı inceleyen İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Yaman Akdeniz, engellemelerden haberdar olmamızı sağlayan www.cyber-rights.org sitesinde şöyle diyor: “Hem Türk Telekom avukatları hem de kararı veren Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi uygulanması gereken mevzuat olan 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un 9. Maddesi’ni hiçe saymıştır. Özel hukuku ilgilendiren kişisel ilişkilerde erişim engelleme yetkisi bulunmayan mahkemelerin arka arkaya erişim engelleme kararları vermeleri bir hukuk devletinde kabul edilemez. Hakaret içerdiği iddia edilen bu sitelerle ilgili erişim engelleme kararının 4721 sayılı Medeni Kanun’un kişilik haklarına saldırıyı düzenleyen 24. maddesine dayanarak ve 1086 sayılı Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyati tedbire ilişkin 101 ve devamı maddeleri uygulanarak verilmiştir. Genel hüküm niteliğindeki bu iki kural 5651 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce konuyu doğrudan ilgilendiren bir hüküm bulunmadığı için sıklıkla uygulanıyordu. Ne var ki, 5651 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi bu olanağı tamamen ortadan kaldırmıştır. Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafında yazılan İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme adlı kitapta bu konuya açıklık getirilmiştir. 9. madde, içeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı konusuyla ilgilidir ve bu maddeye göre İnternet’teki belli bir içerikten dolayı kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia edenler, içerik sağlayıcıya, ona ulaşamamaları halinde yer sağlayıcıya, İnternet ortamından veya bizzat başvurarak, kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilirler. 9. maddenin 1. fıkrası, hakkının ihlâl edildiğini iddia edenlerin cevap vermeyi de talep edebileceğini belirtmektedir. Buna göre kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia eden bireyler içerik veya yer sağlayıcılardan aynı hedef kitleye ulaşıp aynı etkiyi yapabilmesi için, ihlâle yol açan içeriğin yayınlandığı web sayfasından, bir haftaya kadar yayında kalabilecek biçimde kendi cevaplarını yayınlamalarını isteyebilirler. Bununla birlikte 8. maddeden farklı olarak 9. madde, kişilik hakları ihlâl edilen bireylere bir hukuki çözüm olarak “erişimin engellenmesini talep hakkı” sağlamamaktadır. 9. madde içinde “erişim engelleme kararı”na lafzen hiç rastlanmamaktadır ve bu da kanunu hazırlayanlar ve TBMM’nin bir hukuki çözüm yolu olarak “erişim engelleme kararları”nı kesinlikle 9. madde kapsamı dışında bıraktığını göstermektedir. Böylece mahkemeler de kişilik haklarının ihlâl edildiği durumlarda erişimi engellemek yerine yalnızca hak ihlâl eden içeriğin yayından çıkarılmasına karar verebilecektir. Bu madde göz önünde bulundurulduğunda Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı hukuka aykırıdır. Eğer Türk Telekom avukatları 9. Madde gereği uyar ve kaldır yoluna gitselerdi ve yukarıda bahsi geçen siteler uyarılsalardı o zaman içerik veya yer sağlayıcılar, yayından çıkarılması gereken içerik ile ilgili talebin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren 48 saat içinde gereğini yerine getirmek zorunda kalacaklardı. Site sorumluları o aşamada bahsi geçen içeriğin hakaret içerdiğine hükmederler ise o zaman şikayet edilen içeriği yayından çıkarmak durumunda kalacaklardı. Aksi halde yayına devam edecekler ve bu süre içinde talep yerine getirilmez ya da red edilirse haklarının ihlâl edildiğini iddia eden kişi 15 gün içinde kendi ikametgâhının bulunduğu yerdeki Sulh ceza mahkemesinden içeriğin yayından çıkarılmasına ve 9. maddenin 1. fıkrasına dayanarak cevap hakkını kullanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza yargıcı bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacaktır. Sulh ceza yargıcının kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Sulh ceza mahkemesi davacı lehine karar verirse, içerik veya yer sağlayıcılar, kendilerine tebliğinden itibaren iki gün içinde, kararın gereğini yerine getirmek zorundadırlar. Bunun aksi yönde hareket cezai kovuşturma ile sonuçlanacak ve içerik veya yer sağlayıcı olarak çalışan kişiler 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaklardır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanacaktır. Gerek Türk Telekom’un mahkemeye verdiği dilekçe de gerek mahkeme kararında 5651 numaralı kanunun adı bile geçmiyor. Hem Türk Telekom hem de mahkeme bu kanun ve 9. madde yokmuş gibi hareket ediyor. Bu kanun ve bu maddenin varlığı Türk Telekom’un işine gelmemiş olabilir ama mahkemenin atlamaması gereken bir durum bu. Bu madde varken bir hukuk mahkemesi nasıl erişim engelleme kararı verebiliyor? Her halükarda bu erişim engelleme kararı hukuka aykırı ve tamamen sansür amaçlıdır. Internet kullanıcılarının Türk Telekom’un ücretlendirme politikasını sert dille protesto etmeleri erişim engelleme ve sansür yoluyla ENGELLENEMEZ.”

Avukat Gökhan Ahi ve Yaman Akdeniz, bu hukuk dışı kararla ilgili yasal girişimlerde bulunacaklarını belirttiler. Girişimleri önemli. Böylece hakaret iddiasıyla yapılan bu erişim engellemelerin önü bir nebze kesilmiş olur, bir hukuki teamül oluşur. Bu engellemelerde gördüğümüz önemli bir husus da, aslında hakaret olarak görülemeyecek, ancak sert bir eleştiri olarak konumlanabilecek bir siyasal söylemin sansüre uğraması. Böylece bir eşik daha aşılmış oldu.

Ulaştırma Bakanlığı, “bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili herşey benden sorulur” saplantısıyla “Ulaştırma ve Bilişim Bakanlığı’na dönüşme hayalleri kurarken, asıl görevi telekomünikasyon sektörünün tam serbestleşmesi olan Telekomünikasyon Kurumu’nun bağımsızlığını sakatlayıp bu süreci de baltalamış oldu, Bu nedenle fiili tekeli hala sürebilen Türk Telekom’un karşı karşıya kaldığı bu sert eleştiride Bakanlığın da ciddi bir payı var. 5651 sayılı internet sansür yasası onlardan soruluyor. Şimdilerde Adalet Bakanlığı’nı da by-pass edip “Bilişim Suçları Yasası” çıkarmaya çalışıyorlar. Bu son olayda kendi hukuklarına da uymadıklarını gördük! Sansür o kadar absürdleşti ki, faaliyetine son veren Geocities bile hala sansürlenmeye devam ediliyor!

Bilgi Teknolojileri Kurumu’na dönüşen TK, TİB eliyle sansür kurulu gibi çalışmaktan fıırsat bulup serbestleşme yolunda yapması gereken görevleri yerine getirebilseydi, Türk Telekom kurumsal iletişimine önem veren bir şirket gibi davranabilecekti. Bir şirketin bu tür hukuk dışı engelleme kararları aldırması kurumsal iletişim açısından bir intihar sayılır. Çünkü, pek de kimsenin duymadığı bu eleştiri kampanyası engelleme kararları sayesinde tüm ülkeye ve dünyaya mal oldu! Şimdi ise özel bir şirket olmasına rağmen devlet malı bir tekel gibi davranıyor. Yani zaten rekabetten korkmadığı için, hem dünyanın en pahalı internetini satıyor, hem de sağa sola gözdağı veriyor.

Teşekkürler Ulaştırma Bakanlığı! Teşekkürler Bilgi Teknolojileri Kurumu! Teşekkürler Türk Telekom! Ne “adalet” ama!

27.10.2009

Telekomakafamgirsin.com erişime engellendi



Gün geçmiyor ki sansür konusunda hayrete düşürecek, yok artık dedirtecek bir gelişme olmasın. Bugün bir de Genetiği değiştirilmiş ürünlerin Türkiye’de yasal olarak kullanılmasını sağlayacak yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı ki biz bu halimizle de yeterince komiğiz zaten abartmaya hiç gerek yoktu.

Haftasonu buzcevheri'nin erişime engellendiği haberini vermiştik. Doç. Dr. Yaman Akdeniz'in friendfeed'deki postuyla yeni sansür haberlerini ve tartışmaya açık, komik gerekçelerini öğrendik.

"Türk Telekom http://www.telekomakafamgirsin.com/ sitesinden rahatsiz olmuş, 16-17 siteden şikayette bulunmuş, T.C. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2009-10-15, 2009/290 nolu kararı ile şimdilik bilinen dört siteye erişimi engellemiş. www.buzcevheri.com, www.oyuncehennemi.com, www.sabote.com, ve www.tahribat.com karardan nasibini alan bazı siteler. Bu dört sitenin forumlarında http://www.telekomakafamgirsin.com/ sitesiyle ilgili geyik yapıldığı ve google'da bu siteler yüksek sıralarda çıktığı için bu sitelere de erişim engelleme kararı vermiş mahkeme."

24.10.2009

Yine bir hafta sonu armağanı: Buzcevheri erişime kapatıldı.



Yine bir hafta sonu, yine geçen haftanın yorgunluklarını, koşturmasını, stresini üzerimizden atmaya niyetlerip, kendimize, sevdiklerimizle vakit ayırmaya hazırlanırken yine bir kapatma haberi aldık. Korkarım artık alıştık. Hayat böyle de akıp gitmekte nasılsa. Ne gerek var huzurumuzu kaçırmaya. Kapatın gözlerinizi, sanki burada değilmişsiniz gibi... Kendinizi sansürün güvenli kollarına bırakın. İyi pazarlar sevgili internet gezginleri. Ne kadar iyi olacaksa o kadar...

Buz cevherinden yapılan açıklama: "Efendim her ne hikmetse günceme erişim engeli konmuş. Hangi sebepten dolayı erişim engeli konduğuna dair hiç bir fikrim yok. Pazartesi avukatlık ruhsatnamesi için gideceğim adliyede bunu da soruşturacağım. Trajikomik değil mi? Bundan sonra bilişim hukukunda kendimi geliştirmek borç oldu. =)"

7.10.2009

IMF için yasağı deldik!

Yurdumuzun hiç bir yerinde girilemeyen video paylaşım sitesi YouTube ve diğer yasaklı sitelere, sadece bir yerde, IMF ve Dünya Bankası toplantıları için İstanbul'"a gelen yabancı heyetin bulunduğu Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde girilebildi. Buradaki bilgisayarlarda YouTube ve tüm yasaklı siteler, mütamediyen çalıştı, videolar seyredildi, Türkiye böylelikle kendini 'sansürsüz' bir devlet gibi konumlandırarak, yabancı misafirlerine rezil olmaktan kılpayı kurtuldu.
Maalesef biz biraz böyleyiz. Aman kimse duymasın,yabancılar görmesin diyerekten türlü türlü yanlışlar yapıp, sonra bunları örtbas ederiz. Burada da aynı şark kurnazlığıyla, yabancı heyetin, üzerimize yapışan bu büyük ayıbın görünmemesi sağlandı.
Yasağı, yasağı yapan devlet deldi. Peki kanun, bunun neresinde?
(Haber linki.)

4.10.2009

Gabile ve Hadigayri'ye erişim engellendi!


Kaos GL'den Barış Sulu'nun yazısından alıntıdır.

"Türkiye'den 225.000 üye sayısı olan hadigayri.com ile gabile.com siteleri, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından haber verilmeden kapatıldı.
“Daha önce Lambda İstanbul ve KAOS GL'ye ahlaksızlık ithamını yönelterek kapatma davası açanlar, bu emelinde başarılı olamayıp yargıdan red cevabı alınca, şimdi elindeki kurumları ile paylaşım ağlarımızı kapatmaya çalışmaktadır. Hukuksallıktan yoksun bu uygulamalar son derece vahimdir.”
Bilindiği gibi 16 aydır video paylaşım sitesi Youtube’a Türkiye’den bağlanılamıyor. Gerekçe milyonlarca videonun içinden birkaçının Atatürk’e hakaret etmesi! Birkaç video için tüm siteyi kapatmak ve bunun da bir yıldan fazladır devam ediyor olması akıl almaz bir durum..."

Gabile, Hadigayri, Shemaleturk siteleri klikleyince şu uyarı yazısı çıkıyor:

“5651 sayılı yasa uyarınca katalog suçlar kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuksal değerlendirme sonucunda; bu internet sitesi hakkında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının 02/10/2009 tarih ve 421.02.02.2009-272446 nolu kararı gereğince İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır. 5651 sayılı yasaya bakarsak: ERİŞİMİN ENGELLENMESİ KARARI VE YERİNE GETİRİLMESİ alt başlığında Madde 8 - (1) İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir denilmekte. Bunlar da madde madde sıralanmış: 1) İntihara yönlendirme (madde 84), 2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), 3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), 4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), 5) Müstehcenlik (madde 226), 6) Fuhuş (madde 227), 7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228).
Eşcinsellik, biseksüellik ve transeksüellik bu maddelerin hangisi içine giriyor sizce? Müstehcenlik mi? Fuhuş mu?
Konuyla ilgili hadigayri.com yetkililerinden aldığımız mailde şöyle deniliyor:
“www.hadiGAYri.com pornografi içermeyen arkadaş arama, haber, forum, sohbet sitesidir. LGBTT bireylere yöneliktir. 18 yaşından küçüklerin üye olmasının yasak olduğu sitenin girişinde belirtilmiştir. Kapatılma aniden oldu ve bir bilgi tarafımıza gönderilmedi. Bu gibi durumlarda mail ile bir bilgi gönderileceğini zannediyorduk.”
www.gabile.com tarafından gönderilen açıklama:
“Türkiye'nin iki büyük eşcinsel paylaşım ağı hakkında Bilgi Teknolojileri Kurumu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı "İdari Tedbir" kararı almıştır. www.hadigayri.com ve www.gabile.com adlı sitelere erişim BTK Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından engellenmiştir.

Adı anılan iki site Türkiye'nin en gelişmiş ve köklü eşcinsel sosyal paylaşım ağlarındandır. Bilindiği üzere içerikleri pornografi ve diğer sair suç unsurlarından uzak ve editörlerince titizlikle incelenen ekiplerce yönetilmektedir.

Her iki ayrı sitede de hukuksal tüm alt yapı uygun olmakla birlikte, yasal uyarılar da bu sitelerin sayfalarında mevcuttur. Ayrıca, bu iki sitenin iletişim bölümlerinde irtibat bilgileri de bulunmaktadır.

Tüm bunlara rağmen BTK, tespit ettiğini iddia ettiği uygunsuz içerik ve ahlaka aykırı eylemler ile ilgili yayından kaldırma talebi dahi iletmeden ve (kaldı ki editörlerce titizlikle incelenen bu sitelerde bu tür içeriğe de rastlanması düşük olasılıklı bir ihtimaldir), her hangi bir bilgi vermeden tamamen homofobik zihniyetin ürünü olan bir karara imza atmış, Türkiye'nin iki büyük paylaşım ağına İDARİ TEDBİR KARARI alarak erişimi durdurmuştur.

Daha önce Lambda İstanbul ve KAOS GL'ye ahlaksızlık ithamını yönelterek kapatma davası açanlar, bu emelinde başarılı olamayıp yargıdan red cevabı alınca, şimdi elindeki kurumları ile paylaşım ağlarımızı kapatmaya çalışmaktadır. Hukuksallıktan yoksun bu uygulamalar son derece vahimdir.

Adı anılan her iki sitede, gerek köşe yazarları bölümü ile, gerek eşcinsel haber bölümleri ile, gerek sinema, şiir, hikaye, sohbet, radyo, forum ve sağlık köşeleri ile çok köklü ve kaliteli de birer içeriğe sahiptir ve temsil ettiği kesim tarafından yoğun bir ilgi ile izlenmektedir. Her iki sitenin de Türkiye'den takip eden üye sayısının 225.000 (ki homofobik bir zihniyet için ürkütücüdür bu rakamlar), civarlarında olduğunu bilmekteyiz.

BTK almış olduğu anti hukuksal bu kararlarla bu güne dek Youtube gibi, Google Grupları gibi, Camfrog gibi, Vatan Gazetesi'ne kadar uzanan baskıcı, anti demokratik, muhafazakârlığın da ötesinde İslamcı bir yönetim biçimi anlayışına dayalı ve çok sesliliğe de çok renkliliğe de izin vermeyen eylemleri neticesinde hem ülkeyi, hem bu ülkenin vatandaşlarını mağdur etmekte, devlet itibarını da feci şekilde zedelemektedir. Bu ülkenin zaten zayıf olan entellektüel kaynakları, korkunç biçimde yok edilmektedir.

Kamuoyunu isyanın eşiğine getiren bu uygulamalara karşı düşüncelerimiz, fikirlerimiz, yaşam biçimimiz, cinsel kimliğimiz ve sair tüm özgürlüklerimiz namına tüm bunları hiçe sayanları ESEFLE KINIYORUZ!”
Bu nasıl bir zihniyettir…

Sansürcü zihniyete göre profil sitelerinin tümü o zaman müstehcen ve fuhuş içerikli midir? Belki de. İlk önce LGBT siteler kapatılacak sonrasında da heteroseksüel arkadaş bulma siteleri mi kapatılacak...
Bu sansürcü zihniyete ses çıkartılmadıkça birçok site bu uygulamalardan nasibini alacak anlaşılan. Yavaş yavaş ve sessizce karartıyorlar yayınları, iletişimi…
“Sansürcü zihniyet, elini iletişim kanallarımdan çek” demek için geç kalınmadı mı? Şöyle bir söz vardır; "susmak onaylamaktır" diye, yoksa siz hala susarak tüm bu engellemeleri onaylıyor musunuz?

Kaos GL

ayrıca bakınız. Cyber-Rights

3.10.2009

FarmVille'e erişim engellemesi

Kesin bir bilgi olmadan yazmak istemediğim için biraz bekledim. Çünkü, Türkiye'nin en iyi haber portallarından ntvmsnbc bile bugün duyduğum ve güzel bir geyik olan "Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yüzünden yasaklamış" uydurmasını haber olarak duyurması, biraz daha beklememe vesile oldu.
Doğru haberi ise turk.internet.com'da okudum az önce. Aslında erişim engellemesi bir oyun sitesi olan Zynga.com için verilmiş. Facebook'taki FarmVille uygulaması ise yayınını buradan aldığından kapalı durumda şu anda. Ama sorun buradaki çiftçiflerin 'ahlaksızca:)' davranışları değil tabii ki. Asıl sorun yine aynı yerden yayın alan Facebook'un en ünlü oyunlarından Teksas HoldEm Poker'in bazı aileleri rahatsız etmesi.
"Teksas HoldEm Poker'in Facebook, Yahoo, iPhone, MySpace, Teggad gibi çeşitli yerlerdeki reklamlarını tıklayan pek çok kişinin (Facebook kayıtları 17 milyon kişi raporluyor), sanal pullarla bu oyunu oynayabildiği belirtiliyor. Şikayetçi anne-babalar ise, Ankara, İzmir ve İstanbul'da bu oyunun pullarını toplayarak satan kişiler olduğunu ve çocuklarının da bu kişilerden sanal pul satın alarak Poker bağımlısı haline geldiğini belirtmişler. Bir süredir TİB ve devletin diğer çeşitli kurumlarına ailelerden şikayetler ulaştığı ve bu nedenle yaklaşık 3 aydır araştırma yapıldığı belirtiliyor."
Turk.internet.com'da daha ayrıntılı bilgi var.
İşte bir hafta sonuna da yeni bir sansür haberiyle merhaba dedik. Bir dahaki sansür haberine kadar esen kalın, DNS'lerde kalın. Proxy'leriniz hep güzel çalışsın.

İyi günler...

Güncelleme: Erişim yasağı gün içerisinde kaldırıldı. İlginç.