5.03.2013
TPB AFK: The Pirate Bay Away From Keyboard
Away From Keyboard; çünkü yıllardır söylediğimiz gibi internet ve gerçek yaşam ayrımı diye bir şey yoktur. İnternet gerçektir, internet yaşamdır.
15.04.2012
Internet haftası ve Türkiye'de internetin durumu #alternatifbilisim
TÜRKİYE’DE İNTERNET’İN DURUMU16 Nisan 2012 itibari ile fotoğrafı
9-22 Nisan 2012 tarihleri arasında Türkiye’de İnternet’in 19. yılını, sorunları, olanakları ve etkileri ile değerlendiriyoruz. Alternatif Bilişim Derneği olarak Türkiye’de İnternet’in durumuna ilişkin bir fotoğraf çektik; toplumsal, kültürel, eğitbilimsel ve ekonomik boyutları ile Türkiye’de İnternet’in durumunu değerlendiren bir rapor hazırladık.
İnternet Tarafsızlığı Gereklidir!
“Ağların ağı” olan İnternet’in karakteristik özellikleri, temel yapısını oluşturan “ağ mantığı”ndan
dolayı, “küresel”, “gayri-merkezi”, “açık”, “sınırsız”, “etkileşimli”, “kullanıcı-denetimli” ve
“altyapıdan-bağımsız” nitelemeleriyle konumlanabilir. “Ağ tarafsızlığı” (net neutrality) ve bir ağ olarak
İnternetin tarafsızlığı, ağın bu yapısal özellikleri üzerinde temellenen bir ilkedir. “İnternet tarafsızlığı”,
İnternet hizmet sağlayıcıları başta olmak üzere İnternet endüstrisi içinde yer alan herhangi bir kurumsal
yapının ve devletlerin, kullanıcıların İnternet erişimleri üzerinde herhangi bir kısıtlama
uygulayamamaları anlamına gelir. İnternet tarafsızlığı ilkesi, içerik, web siteleri, web platformları, ağa
bağlı donanım ve iletişim biçimleri üzerinde uygulanmak istenen kısıtlamaları önlenmesi ve İnternet'in
çok taraflı, demokratik bir yönetişim temelinde geliştirilmesi amacını ifade eder. Alternatif Bilişim
Derneği’nin önceliği, kullanıcı haklarının korunmasıdır ve bu bağlamda İnternet tarafsızlığını
savunur.
Sansür ve İfade Özgürlüğü
Erişim engellemeleri, merkezi filtre uygulaması, kamuya açık erişim noktalarındaki keyfi sansür/filtre
uygulamaları Türkiye'de İnternet kullanıcılarına karşı koyu bir sansür/denetim mekanizması haline
geldi. Kullanıcıların katkıları ile erişim engellemelerini raporlamaya çalışan EngelliWeb sitesine göre
18 bin den fazla alan adı Türkiye'den erişime kapalıdır. Merkezi filtre uygulamasına dahil edilen filtreli
weblerin ve içeriklerin sayısı belirsizdir. Üstelik tüm bu süreçler yurttaş denetimine kapalıdır. Şeffaf
değildir. Engelli / filtreli içeriklerin istatistikleri yayınlanmamaktadır. 5651 nolu yasa, Danıştay'da iptal
davası süren merkezi filtre yönetmeliği Türkiye'de devletin İnternet'e yaklaşımının özetidir. İnternet'e
devlet müdahalesi yurttaş katılımının ve ifade özgürlüğünün önündeki önemli bir engeldir.
Türkiye’de Sayısal Uçurum Devam Ediyor!
2011 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması
sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin %42,9’u İnternet erişim imkânına sahiptir. Bu oran 2010
yılının aynı ayında %41,6 idi. İnternet erişim imkânı olan hane oranı kentsel yerlerde %51,0 iken,
kırsal yerlerde %22,7’dir. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına (İBBS) göre %56,9 ile İstanbul,
Doğu Marmara, Orta Anadolu, Batı Anadolu ve Batı Marmara bölgelerinde İnternet erişim imkanı olan
hane oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve
kent-kır arasındaki sayısal uçurum devam etmektedir. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %56,1 ve %54,9 iken, kadınlarda %36,9 ve %35,3’tür.
Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubudur. Bu
oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. Bilgisayar ve İnternet kullanımı kentsel yerlerde
%54,7 ve %53,2, kırsal yerlerde ise %26,9 ve %25,7’dir. Bunun yanında bilgisayar ve İnternet
kullanım oranlarının, cinsiyetten bağımsız olarak eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği görülmektedir.
Ancak kadınların her eğitim düzeyinde erkeklerden daha az kullanım oranına sahip oldukları da göze
çarpmaktadır.
Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz: Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve
kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak
müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik
sağlayarak mümkün olabilir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil
inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.
Tablo 1. 2011 yılı bilgisayar ve İnternet kullanımının yaş ve cinsiyete göre dağılımı
TUIK’e ait hanelerde bilişim teknolojileri kullanımı başlığındaki son üç ay içinde bireylerin yaş
grubuna göre bilgisayar ve İnternet kullanım oranları alt başlığına ait verilerden yararlanılmıştır.
Erişim: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=60&ust_id=2
Tablo 2. 2011 yılı bilgisayar ve İnternet kullanımının eğitime göre dağılımı
TUIK’e ait hanelerde bilişim teknolojileri kullanımı başlığındaki son üç ay içinde bireylerin eğitim
durumuna göre bilgisayar ve İnternet kullanım oranları alt başlığına ait verilerden yararlanılmıştır.
Erişim: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=60&ust_id=2
Türkiye’de Dijital Gözetim ve Derinlemesine Veri Analizi Giderek Geliştirilmekte!
Gündelik yaşamın bir çok alanı güvenlileştirme söyleminin meşru kılınması ve risk yönetimi amacıyla
dijital olarak gözetlenmektedir: Kentte kamusal alanları kuşatan MOBESE kameralar, TC. kimlik kartı
ile yapılan işlemler, parmak izi ve iris tarama ile girilen çıkılan iş yerleri, biometrik bilgileri içeren
kartların yaygınlaşması vd. ni düşünecek olursak, Türkiye’de yurttaş artık oldukça kapsamlı ve entegre
bir elektronik veri tabanının içinde dijital personadır. Ticari kayıtlayıcılar da yurttaşın haberi, bilgisi
veya izni olmaksızın, ya da iznini hiç talep etmeksizin dijital verileri birbiri ile eşleştirmekte, tüketici
profillemesi yapmak amacıyla bu verileri kullanmaktadır. Bu raporda, özellikle İnternet kullanan
herkesi ilgilendiren yen bir gözetim olgusu üzerine yoğunlaşacağız: Derin Veri Analizi.
İnternet üzerinden iletişim “paket” adı verilen küçük veri kümeleri aracılığıyla gerçekleşir. Bu paketler
başlıca iki kısma ayrılır: Adres ve içerik. Adres kısmında paketin nereden nereye gittiği bilgisi yer alır.
Normal olarak İnternet'e erişim sağlayan servis sağlayıcıların paketleri sadece hedef adreslerine
iletmeleri, içeriğini gözetlememeleri gerekir. Bu, postanede mektupların içeriğinin okunmayarak sadece
zarf üzerindeki adreslere iletilmesine benzer. Ancak son zamanlarda “Derinlemesine Veri Analizi
(DVA) – Deep Packet Inspection (DPI)” ismiyle anılan sistemler veri paketlerinin içeriklerinin de
okunabilmesi de mümkün kılmıştır. Bu sayede kimin kimle, hangi içerikle haberleştiği ve herkesin
ziyaret ettiği İnternet siteleri devlet ve İnternet servis sağlayıcılar tarafından takip edilebilmektedir.
Türkiye iletişim ve ifade özgürlüğü ihlallerinde giderek kötüye gittiği aşikardır [1],[2]. İnternet
gözetiminde kullanılan Derinlemesine Veri Analizi teknolojisinin kullanımına dair BTK'ya dönük Bilgi Edinme başvurumuzda sorduğumuz sorular, "bilgi edinme sınırlarını" aştığı gerekçesiyle cevapsız
bırakıldığı için, medyada çıkan haberlerden bu durumu anlamaya çalışıyoruz.
TİB ve BTK'nın birkaç yıldır UNİM (Ulusal Network İzleme Merkezi) adlı bir proje yürüttüğü ve C2Tech adlı bir firmaya DPI ürettirdiği ortaya çıktı [3],[4],[5],[6],[7],[8],[9]. Bu projenin planlanması, 5651 Sansür Kanunu öncesinde yaşanan "çocuk pornografisi" konulu medya dezenformasyon kampanyası ile eş zamanlı olarak başlamıştır. "Çocuk istismarı" gibi kavramların haksız yasal düzenlemeleri gerekçelendirmek için suistimal edildiğini biliyoruz [10]. Benzeri kavramlara dayandırılan, BTK'nın 22 Şubat tarihli "Güvenli İnternet" filtre kararı, AGİT raporunda [11] da işaret edilen 'merkezi devlet denetimi' niteliği, filtre istemeyen kullanıcıların 'standart profil' adlı bir arayüze yönlendirilmesi gibi nedenlerle gözetim-kayıtlama şüphelerini güçlendirdi [12], hatta şüphe olmanın ötesine taşıyarak 15 Mayıs 2011 günü 60 bin kişinin onlarca ilde katılım gösterdiği "İnternetime Dokunma" eylemini ortaya çıkardı. BTK'nın 'standart profilsiz' yeni karar taslağı ise gözetim şüphelerinin önüne geçemedi [13],[14],[15]. 22 Kasım'da bu sistem devreye sokuldu. BTK, ISP düzeyinde kara kutular yerleştirerek kullanıcıların iletişimini istediği gibi izleme suçlamasıyla karşı karşıyadır [16] .
Wikileaks'in yayınladığı SpyFiles belgeleri, Türkiye'de DPI gözetim teknolojisi üreten Inforcept adlı firmayı ortaya çıkarmıştır, firma ise buna tepki olarak önce "%100 Türk" olduğunu açıklamış, daha sonra bu açıklamayı kaldırarak sitesini İngilizce olarak yenilemiştir. Ayrıca GSM operatörlerinin de DPI kullandığı bilinmektedir [17],[18]. Bütün bunların yanında, Kürt hareketine karşı savaşta DPI kullanılacağına dair haberler, Başbakanlık denetiminde bir İnternet takip birimi kurulduğuna işaret etmektedir [19]. DPI gibi araçların devlet kurumları tarafından "kullanışlı yönetim araçları" olarak değerlendirildiği günümüz şartlarında biz bütün bu girişimleri Türkiyeli yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini, özellikle de iletişim ve ifade özgürlüklerini ihlal eden, bu hakların kullanımının önüne geçen açık saldırılar olarak görüyoruz [20].
Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz: Gerek her türlü dijital gözetim tekniği gerekse Derin
Veri Analizi Anayasa’daki haberleşme mahremiyetini ve özgürlüğünü ihlal eden durumlardır.
Türkiye’de BTK’nın etkin bir DVA sistemi kurmak için faaliyette olduğuna dair yukarıda sıraladığımız
şekilde somut girişimler vardır. Bu konuda tam bir gizlilik perdesi arkasında yürütülen faaliyetlerin bir
an önce açığa çıkarılması gerekmektedir. Dijital gözetim tekniklerinin kullanılması temel insan hakları
ile çatışmaktadır; halihazırda yurttaşın kendi verileri üzerinde geliştirilen bu veri kayıtlama, işleme,
ayrıştırma ve çağırma süreçlerinde her hangi bir hakkı yoktur. Yurttaşın kişisel verilerinin güvenliğinin
korunması için kamuoyunun farkındalığı arttırılmalıdır.
Dijital Okuryazarlık Türkiye’de çok düşüktür!
Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi
sonucunda, artık dijital okuryazarlık yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir.
Dijital okuryazar olan birey kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini
daha iyi bir şekilde açıklayabilir, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak
konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanılabilir ve nitelikli enformasyon
kaynaklarına ulaşabilir, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmaz ve etik ilkelere uygun
davranabilir. İnternet'teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.
Ekim 2011 tarihli EU Kids Online Raporuna göre: “Türkiye düşük risk, düşük kullanım” ülkesi
durumundadır. Bu ne anlama gelmektedir? Türkiye’de çocuklar ve gençler İnternet’in risklerine AB
ülkeleri içinde çok yoğun maruz kalmamaktadır, çünkü dijital beceri ve bilgi donanımı görece oldukça
düşüktür. Rapordaki Türkiye bölümüne bir bakalım: “Türk çocukları ve aileleri İnternet’te güvenlik
becerileri ile dijital okuryazarlık becerilerini arttıracak eğitsel önceliklere gereksinim duymaktadır. Bu
eğitsel önceliler sadece hükumet tarafından değil STÖ’ler, medya, üniversiteler dahil diğer eğitim
kurumları tarafında temin edilmelidir…Bir çok AB raporunda ve toplantısında belirtildiği üzere,
hükumetin İnternet’i sınırlama ve sansürleme müdahalesi yurttaşlar için güvenli bir İnternet temin etme
yolu değildir. Türkiye yurttaşları için güvenli çevrimiçi ortam için daha demokratik çözümlere
geliştirmelidir” (2011:47) “Final Recommendations for policy, methodology and research” October
2011. (www.eukidsonline.net)
Alternatif Bilişim Derneği olarak Önerimiz: Türkiye’de dijital okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurularının, STÖ’lerin işbirliği yapması gereğidir.
İnternet’in bir türlü kullanamadığımız fırsatlarına yoğunlaşalım!
Türkiye, İnternet’in ağırlıkla tehditlerine odaklanmak ve bu tehditlere karşı ‘çözüm’ geliştirme
çabalarından ötürü bu alandaki fırsatlar için bir cazibe merkezi olma şansını da kaçırmaktadır. Ülkede
uygulanan filtre sisteminin yarattığı olumsuz algı yüzünden yabancı yatırımcıları cezbetmek bir yana,
yerli girişimcilerin de kendi hizmetlerini yurt dışına taşıma riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin; ‘Bulut
Bilişim (Cloud) Hizmetleri konusundaki her türlü girişim için dünya çapında bir cazibe merkezi olmak’
şeklinde ortaya konan vizyon, her an keyfi bir engelleme ile karşı karşıya kalabileceklerini çeşitli
uluslararası kuruluşların raporlarından okuyacak yabancı firmalarca benimsenmeyecektir. Bunun da
ötesinde, geçtiğimiz aylarda haklarında ikide bir ‘yanlışlıkla’ engelleme kararı verilen Sanalika,
Maçkolik gibi firmaların maddi manevi kayıpları yerli İnternet girişimcilerini de Türkiye’deki sansür
riskini bertaraf etmek için hizmetlerini yurt dışına taşımalarını gündeme getirebilir. Halbuki, çoğu
sosyal medya hizmetlerini kullanabilen 35 milyon İnternet kullanıcısı ile Türkiye, İnternet girişimciliği
potansiyeli yüksek genç nüfusa sahip ender ülkelerden biridir. Devletin, bu topraklarda geliştirilen az
sayıda İnternet girişiminin bile Amerika ile Avrupa’nın belli başlı İnternet yatırımcılarının radarına
girdiğini göz önünde bulundurarak Türkiye nüfusunu bir dijital okuryazar yapma seferberliği ile
kalkındırmanın master planını yapması zaruridir.
Özetle Alternatif Bilişim Derneği olarak Türkiye’de İnternet’in 19.yılında kamuoyunun dikkatini
ve eyleyici erkin dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:
• Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve
bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelik
olarak geliştirilmelidir.
• Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği
başlatılmalıdır.
• Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum
ve kuruluşları, STÖ’leri ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve
koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin
görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış
açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya
çalışılmalıdır.
• Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı
konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin arttırılması gereklidir.
• Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge) dijital okuryazarlığın geliştirilmesi
gerekmektedir.
• Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde
kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki
panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.
• Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan
kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.
• Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının
dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.
• 5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı
temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.
• Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı
tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.
• Alternatif Bilişim Derneği olarak kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan teknososyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları
Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz: http://www.bildirge.org/
Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.
Alternatif Bilişim Derneği
16 Nisan 2012
Kaynak Notlar:
[1] C. Y. Akdeniz and K. Altıparmak, “Internet: Restricted access - A critical assessment of Internet content regulation and censorship in Turkey,” November 2008. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.cyberrights.org/reports/Internet restricted colour.pdf
[2] Y. Akdeniz, “Report of the OSCE representative on freedom of the media on Turkey and Internet censorship,” January 2010. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.osce.org/documents/rfm/2010/01/42294 en.pdf
[3] S. Güneç, S. Kuvel, “Sanal suça büyük gözaltı; İnternet takip merkezi geliyor,” December 15, 2006. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=472009
[4] M. Sakin, “İnternet Takip Merkezi olsun; ama iletişim özgürlüğünü kısıtlamasın,” December 16, 2006. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=472686
[5] M. G. Ahi, “Çocuk pornosu bahane İnternete sansür şahane,” December 29, 2006. [Çevrimiçi]. Erişim:
http://www.hurriyet.com.tr/eyasam/5693403.asp?gid=54&srid=3099&oid=6&l=1
[6] U. Dolgun, “‘Büyük birader’in ayak sesleri İnternet sayesinde daha da güçlü,” December 28, 2006. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=208500
[7] Ö Uçkan, “İnternet sansüründen, mahremiyet ve iletişim özgürlüğü ihlaline,” August 24-30, 2009. [Çevrimiçi]. Erişim:
http://ozguruckanzone.blogspot.com/2009/08/oyunun-kural-Internet-sansurunden.html
[8] C2Tech, “C2Tech / Technologies / Deep packet inspection,” 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.ctech.com.tr/technologies/deep-packetinspection
[9] Ö. Uçkan, “‘Deep Packet Inspection’ ve ‘Ulusal Network İzleme Merkezi’,” September 5-11, 2011.
[10] “Çocuk istismarından İnternet istismarına Türkiye,” August 2009. [Çevrimiçi]. Erişim:
http://www.ozguruckan.com/kategori/politika/22243/cocukistismarindan-Internet-istismarina-turkiye
[11] Y. Akdeniz, “OSCE report on freedom of expression on the Internet: Study of legal provisions and practices related to freedom of expression, the free flow of information and media pluralism on the Internet in OSCE participating states, the report has been commissioned by the Office of the OSCE representative on freedom of the media,” p. 26. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.osce.org/fom/80723
[12] Ö. Uçkan, “22 Ağustos: Türkiye İnternetinin kara deliği,” July 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/22-agustosturkiye
[13] Alternative Informatics Association, “Ongoing mandatory filtering imposed by the state misleading strategy about safe Internet use in Turkey,” August 6, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://yenimedya.wordpress.com/2011/08/07/1775/
[14] I. Öz, “Prof. Binark: Güvenli İnternet adıyla kamuoyu yanıltılıyor!” August 27, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.t24.com.tr/profbinark-guvenliinternet-adiyla-kamuoyu-yani/haber/165071.aspx
[15] K. Altıparmak and Y. Akdeniz, “Zorunlu değil ama sorunlu filtreleme,” August 15, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://privacy.cyberrights.org.tr/?p=1480
[16] Teknopolitika, “Mustafa Akgül’le ‘22 Ağustos sonrası ve İnternette sansür üzerine söyleşi,” August 25, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.sendika.org/yazi.php?yazi no=39298
[17] T. Sırt, “Sanal müfettiş!” May 16, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.sabah.com.tr/Teknoloji/Blog/2011/05/16/sanal-mufettis
[18] BTM, “DPI deployments (74): Vodafone Turkey uses Optenet and Allot for web filtering,” June 25, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim:
http://broabandtrafficmanagement.blogspot.com/2011/06/dpideployments-74-vodafone-turkey-uses.html
19]“Kandil internetten de vurulacak,” August 19, 2011. [Çevrimiçi]. Erişim: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1060531&Date=19.08.2011&CategoryID=77
[20] M. Kırlıdoğ, Ö. Uçkan, I. B. Fidaner, “Derin Paket İzleme: Mahremiyet ve İletişim Hakları İhlalleri,” XVI. Türkiye'de İnternet Konferansı, 2011.
İzmir. [Çevrimiçi]. Erişim: http://inet-tr.org.tr/inetconf16/bildiri/108.pdf
8.05.2011
Internetime Dokunma!

hedefimiz `15 mayıs 2011 sansüre karşı yürüyüş`e 100 bin genç ve hatta daha kalabalık bir internet kullanıcı grubuyla katılmak. Bu yüzden hepinizin (evet sen dahil) orada olması lazım. Ayrıntıları yine buradan duyuracağız.
2.12.2010
Sansürlüyorum ama bir sor, neden?
İnternetle ilgili karar verenlerin internetten en anlamayanalar olmasından ötürü mevcut durumumuz da ortada. Sağımız solumuz engelli site doldu. Elimi attığım yer engelli siteye çarpıyor. Belki ben elimi başbakanlığın sitesi gibi elit mekanlara atmadığım için olabilir. Girmek istediğim porno siteler genelde engelli.
Porno demişken. Gelin (gelmeyin aslında oturduğunuz yerden okuyabilirsiniz) şu sansürü savunanların argümanlarına bir bakalım.
Porno ne arar la internete?
Porno mu? Çok ayıp. Duymamış olayım. Duymasam da izlerim ama. O ayrı. O candır. Her neyse. Porno yasak değil. Çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimini engelleyeceğine de inanmıyorum. Fiziksel nasıl engelleyecek zaten. Çok mastürbasyondan oğlanın şeyinin derisi mi yüzülecek. Bütün dünyanın üzerinde hemfikir olduğu konular hariç (hayvan istismarı, çocuk istismarı) pornoyu yasaklayamazsınız. Pardon yasaklayabilirsiniz. Çıkarırsın yasa yasakların. “Öpüşmeyin, sevişmeyin. Ağzınızı kırarım” dersin. Nitekim zabıtalar parklarda dolaşıp el ele tutuşanları uyarmıyor mu? Onu da yaparsın ama saçma olur. Yavrum, evladım, 18 yaşın üstündeki iki insan sevişirken bunu kaydedip internette dağıtıyorsa (üzerine maaş alanlar var, valla) bundan sana ne. Yorumlarım bu kadar. Hadi hayırlı işler.İnternet Zararlı!
Sen daha zararlısın aslında. Ama neyse. Evet, canım internet senin hoşuna gitmeyen fikirlere sahip birçok insanın toplanıp (beş kişi yan yana yürüyünce polis durdururdu eskiden, piyuu) bu fikirleri daha da geliştirerek yaydığı bir ortam olduğu için zararlı. Yürü git.Bu arada şunu da söylemeliyim. Bilgisayar kullanmak için uğraşmanız gerekir. Araba sürmek için ehliyet almanız gerektiğini kabul ediyorsunuz da bunu mu etmiyorsunuz! (Hoca da durur mu yapıştırmış lafı.) “Ay şekerim virüs falan olmasın” diyorsanız bilgisayar gibi her şeyi yapabilen bir aleti bırakıp iPad gibi “verdiğimizle idare et” aletlerine yönelin.
Anamıza Bacımıza Küfrediyorlar!
Oturduğum (ve osurduğum) yerden ahkam kesmek çok rahat olsa da bu konunun çetrefilli olduğunu itiraf etmek zorundayım. Benim için Ekşi Sözlük’te “çok saçma salak konuşur” deseler hoşuma gider mi? Kendime soruyorum, cevap vermeyin. Gitmez. Ama bu konuda bir şey yapamam. Yapabileceğim en mantıklı şey, bunu neden yazdıklarını düşünüp bu fikirlerinden vazgeçirmek için uğraştırmaktır. Kusura bakmayın canlar. Bir hakimin hakaret saymayacağı her şey internette de küfür değildir. “Allah belasını versin” küfür değildir. “Bu hükümetin Allah belasını versin” de haliyle küfür olmuyor. (Yazar burada korkarak seslenmiş aslında.)Gerçekten hakaret olduğunu düşündüğünüz bir şey varsa siteye yazın. Kaldırsınlar. Kaldırmazlarsa dava açın. Aç aç aç.
Bir de şu var. Bakın mesela ben evimde eşimle konuşurken başbakan hakkında "sayın başbakan" şeklinde konuşmak zorunda değilim. "Lan bu adam da bir gitse de kurtulsak" diyebilirim. Bana kimse kalkıp da "olm sen ne biçim konuşuyorsun" diyemez. Sana ne derim. Hukuki bir sorumluluğum da olmaz. Ama blogum da benim kişisel bir alanım sayılır mı? İstediğimi yazabilir miyim ve burada küfür etmeyi üslup sayıp yırtabilir miyim?
Youtube Vergi Vermiyo Yaaaaaa! :(
Bak hala konuşuyor. Amazon'dan kitap aldım. Kitabın parasını verdim, kargonun parasını verdim. Kitap elime ulaştı. Sana da para verecek miyim? Hayır. Bu da öyle. Youtube'da gösterilen reklamlar internette gösterilen reklamlardır. O reklamlardan vergi alabilmek için o reklam verenin de reklamı yayınlayanın da senin ülkende ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilikler olması lazım. Öyle mi? Değil. İnternet dediğin şey senin misakı milli sınırlarından geniş. Kusura bakma.Benim televizyonumda CNN ya da BBC izlerken orada gördüğüm reklamlar var. Ben internette gezerken gördüğüm reklamlar var. CNN ya da BBC size vergi ödüyor mu ki internettekiler ödesin? Sus.
Bütün bu yazdıklarım sorunları görmekten gelmek için değil. Sorunlar var. Engellemek o sorunları da engellemiyor. Aslında, engellemek sorunları görmezden gelmek. Yukarıda yazdıklarım, sorunları bahane edip konuşma ve fikirleri yayma özgürlüğünü de kısıtlamaya çalışanları hedef alıyor.
İnternetteki sorunların temeli internetin kendisi değil. Teknoloji asla sorunun kendisi olmadı. Sorunların temeli insan. Elinizdeki malzeme insansa, ortaya ne çıkacağını asla göremezsiniz. IRC’den forumlara, forumlardan Facebook’a, Facebook’tan sosyal medyaya geçtik de ne oldu? Aynı mal yine mal. IRC’deki seksi_boy_34m forumlarda devam etti. Oradan Facebook’a geçti, kanlı canlı fotoğrafıyla kimliğinde yazan adıyla mal olarak hareket etmeye devam etti. Friendfeed’te açtığı hesap ile “cCc yakarız satanistleri cCc” yaparak yaşamını sürdürüyor. Aradan geçen süre 7-8 yıl. Mal, mal olduğu sürece üyeliğini forumlardan sosyal medyaya taşıması bir şey değiştirmiyor.
Kusura bakmayın canlar, malın mal olduğunu sohbet ederken bir saatte anlayabiliyorken, internet sayesinde kolaylıkla fark edilebiliyor. Olay bu. İnternet kötü değil. Sadece orada saçmalıklarımızı sokaktaki kadar gizleyemiyoruz.
14.07.2010
Bizimle oynar mısın?
Türkiye’de sansür aldı başını gidiyor, gün geçmiyor ki yeni bir sitenin daha sansürlendiğini öğrenmeyelim. İmza kampanyaları, deklarasyonlar, basın açıklamaları, sansüre karşı olan herkes bir şekilde sesini çıkartmaya çalışıyor ve daha fazla ses çıkartmadığımız sürece sansürden kurtuluş yok. Biz de dedik ki hadi bir oyun oynayalım, hem sansüre karşı kendi sesimizi çıkaralım, hem de herkesle birlikte oynayarak bu sesi güçlendirelim: ELİM SENDE! Sansüre karşı mesajlarımızı elimize yazıp, elim sende diyerek kamuoyuna, medyaya ve siyasilere iletelim. Amacımız yüzlerce -belki de binler ya da milyonlarca- mesajı toparlayıp bir video hazırlamak, şunun gibi bir şey:
Doğa için Çal projesini duymuşsunuzdur, ne kadar yayılıp ses getirdiği de malum. Sansüre karşı yüzlerce insanın mesajlarından oluşan bir video da benzeri bir ses getirmez mi? Bizce getirebilir! Siyasetçiler için kağıt üzerindeki imzaları göz ardı etmek kolay, yazılı bir ismin arkasındaki kişiyi görmeden.. Halbuki karşılarında duran sansüre karşı binlerce insanın yüzünü ve mesajını görmezden gelmek hiç de kolay değil.
Sen de sansüre karşı sesini çıkart ve bize katıl! Bu postaya video yorumu olarak mesajını gönder ve bu sayfayı tanıdıklarınla paylaş. Ne kadar fazla insana ulaşabilirsek o kadar güçlü bir video ortaya çıkarabiliriz. 15 Ağustos’a kadar video topluyoruz, gecikmeden sen de yükle videonu! Evet, imza atmak kadar kolay değil ama internete erişim özgürlüğünü geri kazanmak için bir imza atmaktan biraz daha fazlasını yapabilirsin.
Bu güzel projeye katılmak isteyenleri hemen şöyle alıyoruz.
26.06.2010
RTÜK sansürü: Yazar Sevan Nişanyan’ın ifade özgürlüğüne katlanamayan RTÜK, HaberTürk’ün Teke Tek programına yayın durdurma cezası verdi!

16.06.2010
Internet Sansürüne Karşı Ortak Platform Toplantısı

19 Haziran 2010 tarihinde, Kadir Has Üniversitesinde gerçekleştirilecek olan internet sansürü konulu toplantı pek çok sivil toplum örgütü, gruplar ve kuruluşları bir araya getiriyor. Katılım herkese açıktır.
Toplantı gündemine katkıda bulunmak için: tık tık
Basın Duyurusu //15 Haziran 2010
İnternet'te Sansür'e Karşı Ortak Platform Toplantısı
Yer: Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü
Tarih: 19 Haziran 2010 Cumartesi
Saat: 13:00 - 17:00
İnternet sansürüne karşı güçlerimizi birleştiriyoruz!
Bilindiği gibi, Haziran 2010 başında İnternet'te erişim engellemeleri ivme kazanarak sansür baskısını yoğunlaştırdı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) Youtube engellemesi ile ilgili mahkeme kararını yetkisiz bir biçimde yorumlayarak giriştiği IP bloklaması, bu siteyle aynı IP'leri kullanan bir çok Google hizmetini erişilmez kılarak tüm internet kullanıcılarını mağdur etti. Ülkemizde kaygı verici bir biçimde yoğunlaşan internet sansürü katlanılmaz boyutlara ulaştı.
TİB'e karşı açılan davaların yanı sıra, biz, internette sansüre karşı mücadele eden farklı gruplar, güçlerimizi birleştirmeye ve bir ortak platform oluşturmaya karar verdik. Bu amaçla, 19 Haziran 2010 tarihinde Kadir Has Üniversitesi'nde ilk Ortak Platform toplantımızı gerçekleştiriyoruz.
Bu toplantıda, 5651 sayılı sansür yasası başta olmak üzere, temel birer insan hakkı olan düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü ve özel hayatın korunması hakkını ihlal eden, hukuk devleti ilke ve kurallarına aykırı bir biçimde gerçekleştirilen sansür baskısına karşı birlikte neler yapabileceğimizi konuşacağız; bir eylem planı oluşturacağız.
İnternet'te sansüre karşı çıkan tüm kişi, kurum ve kuruluşları güçlerini bizlerle birleştirmeye
çağırıyoruz. Gelin, İnternet Sansürü'ne karşı birlikte mücadele edelim!
İNETD (İnternet Teknolojileri Derneği)
NETDAŞ
Sansüresansür
Korsan Partisi Oluşumu
Alternatif Bilişim
Sansüre Karşı Ekşi Sözlük Zirvesi
Sansüre Yeter! Kampanyası
Yeşiller
ve diğerleri.....
9.06.2010
Google skandalı, Türkiye’nin internet sansürü serüveninde “eşik etkisi” yaratır mı?

Bir şeylerin dönüştüğü kesin. Daha önce harekete geçmeyenler sorular sormaya, meseleyi anlamaya çalışıyor. Bir zamanlar hareketli olup umutsuzluğa kapılanlar uyanıyor. Yeni birliktelikler, hareketler, platformlar doğuyor. Farklı demokratik eylem biçimleri yoğun bir şekilde tartışılyor. Toplantılar, gruplar, özel iletişim mecraları örgütleniyor. Öte yandan, “heyecan” yapmak için de henüz erken... gibi duruyor... Bu gelişme bir saman alevi mi, yoksa yaşadığımız bu skandal bizde bir bilinç durumu yarattı mı, kalıcı bir hareket doğurur mu, bunu zaman gösterecek.
“en son ip bloklandığında, en son dns engellendiğinde, beyaz adam dns değiştirmenin kurtuluş olmadığını anlayacak.”
4.05.2010
Youtube yasagi 2. yilinda bildirgesi - Mustafa Akgül, INETD

Mustafa Akgül tarafından yazılan Youtube yasağı 2. yilinda bildirgesi aynen alınmıştır.
Türkiye İnternetle Savaşarak Harakiri Yapmaya Devam Ediyor!
Mustafa Akgül / İnternet teknolojileri Derneği
You tube yasağı 4 mayısla 2 yılı buluyor.. Bu İnternetden korkmaktan, interneti ve çağı algılayamaktan, internete ilişkin düzgün yapılanma kuramamanın sonucudur. İnternetin marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramak en çok Türkiye'ye zarar vermekte; deyim yerindeyse Türkiye Harakiri yapmaktadır. Ülkemiz, interneti kontrol etmeye çalışan, Donkişot vari internete savaş açan bir ülke görüntüsü çizmektedir. Yasaklar, en iyisinden, Devekuşu misali Türkiyenin kafasını kuma gömmesidir. Bu yasak, bir mahkememizin yetkisini tüm dünya olarak görmesi nedeniyle devam etmektedir. Devlet ricali yasağı eleştirmekte, ama yasağı kaldıracak çabayı da hiç kimse göstermemektedir. “zararlı içeriği”, yönetişim ilkeleri ışığında modern dünyaya paralel, ve yurttaşları bilinçlendirerek büyük ölçüde çözmek mümkündür. Ülke olarak yasaklama refleksinden vazgeçip, interneti yaşamımızı kolaylaştırmak, demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmayı sağlamak, dünya ile rekabet için kullanmaya odaklanmamız gerekir.
Youtube yasağına konu olan 10 video'nun yarısı kaldırılmış, yarısının ise Türkiye'den erişimi youtube tarafından engellenmiştir. Mahkemelerimiz, dünya üzerindeki Türkler yoluyla, yetkisini tüm dünya olarak görmektedir. Böylece kendi ifade özgürlüğü normumuzu ve yasakçı bakış açımızı tüm dünyaya empoze etmeye çalışıyoruz. Ülkemiz, adı konmadan, dünya internetine savaş açmıştır. Yasakçı bir bakış açısıyla, dünyadaki tüm yer sağlayıcıların Türkiye’de kayıt olmasını istemekteyiz. Tedbir olarak verilen kararlar, yargılama yapılmadan kesin karar gibi uygulanmaktadır. Ülkemiz, İnternetin potansiyelini kavrayamadığı için, matbaadaki gecikmeye benzer bir mantıkla, interneti yasaklamaktadır.
İnterneti Nasıl Algılamalıyız ?
İnternet bir bilgisayar ağının ötesinde, insanları ve insanlığın düşünce ve kültür ürünlerini kapsayan bir ağ; insanların buluştuğu, örgütlendiği, iş yaptığı, öğrendiği, öğrettiği, eğlendiği, paylaştığı; yaşamın tüm boyutları ile içiçe geçmiş bir ortamdır. Dünya, İnternetin başını çektiği Bilgi Toplumuna geçişin arayışı içinde. Bilgi toplumu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. Küçük büyük tüm ülkeler bütün vatandaşlarını internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya koyulmuşlardır.
İnternet geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır. Kitleler, internet üzerinden insanlığın ortak sahibi olduğu ürünler geliştirmekteler.
İnternet üzerinde 1.8 milyar insan mevcuttur. 733 milyon bilgisayar İnternet alan adı sistemine kayıtlıdır. Yeni tarama motoru cuil.com 127 milyar sayfayı indekslediğini söylemiştir, yani en az o kadar da sayfa bulunmaktadır. netcraft.com 242 milyon web saymıştır. 192 milyon civarında alan adı mevcuttur. 130 milyonu aşkın kişisel web/günlük var. Tüm İnternette 100 milyonlar ölçüsünde video var.. Facebook’un kullanıcı sayısı 400 milyonu, twitter 105 milyonu , linkedin 50 milyonu aştı.Dünyada günde 250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon demek. Sosyal ağlar, yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor. Sosyal ağlarda kadınlar önde gidiyor. Twitter’da en cok izlenen kişiyi takip eden, 4.25 milyon insan var, Obamayi 3.8 milyon kişi izliyor. Twitter'da 100 bin, Facebook’ta 500 bin uygulama var. Twitterda günde 55 milyon kısa mesaj var. Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 4 milyar foto var. Facebook’a her ay 2,5 milyan resim yükleniyor. Her gün 200 milyon facebook kullanıcısı facebook’a bağlanıyor. Youtube üzerinde günde 1 milyar video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 20 saatlik video youtube’a yükleniyor.
Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %27’si interneti düzenli kullanıyor, %67’i hiç internet kullanmamış Evlerin %81’inde internet yok. Kadınların %80’i internet kullanmıyor. Bu kırsal kesimde %90′lar ölçüsünde.
Youtube, facebook, twitter, flicker, myspace, linkedin gibi sosyal ağlar bir eğlence ve arkadaşlık ortamların ötesine geçmişler; bir işbirliği, iş yapma, örgütlenme, pazarlama, dağıtım, öğrenme, tanıtım ortamı haline gelmekteler. Fortuna 500 firmaları, uluslarası kuruluşlar, vakıflar, üniversiteler artık sosyal ağlarda yer almakta, paydaşlarla sosyal ağlar üzerinden çift yönlü etkileşime girmekte, birlikte üretme, ürün ve politika üretme sürecine girmişlerdir.
Youtube'ta ne var ?
Youtube tüm dünyada sıradan kullanıcıların, üniversitelerin, firmaların, uluslarası kurumların, yani kullanıcıların oluşturduğu içeriği sunan, tüm dünyaya hizmet eden, günde 1 milyar videonun izlendiği bir web. Dünya üzerinde 9500 üniversite, youtube'u kendi ders mazlemeleri/videolar için kullanıyor. 4000'i aşkın vakıf, 2300 banka, 2300 Enstitü youtube'u kurumsal olarak bir dağıtım kanalı olarak kullanıyor. Youtube'da “türkiye” taranınca 320 bin, “turkey” taranıncada 476 bin video çıkıyor. Galatsaray için 107, fenerbahçe için 115, beşiktaş için 51 bin video var. istanbul için 266, antalya , alanya, bodrum ve marmaris için yaklaşık 7 bin video var. Obama taranınca milyonun üstünde video, 6000 civarında kanal bulunmakta.
İnternet, insanların buluştuğu, iş yaptığı, eğlendiği, öğrendiği, öğrettiği, çeşitli elektronik nesneleri değiştiği, paylaştığı, okuduğu, yazdığı bir ortamdır. İnternet, kütüphanelerin, gazete ve dergilerin, TV’lerin, müzelerin, laboratuvarların, sergilerin, konser salonlarının olduğu, insanlığın kültür mirasının paylaşıldığı bir ortamdır. İnsanlar arası iletişim, iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir ortamdır. Yaşamın tüm boyutlarına, tüm mesleklere, tüm yaş gruplarına hitabeden, yaşamın yansını bulan, insanlığı etkileyen önemli bir gelişmedir.
Bilişim, bilgi teknolojileri ve İnternet, insanlığı yeni bir toplum biçimine taşıyan, tetikleyen ve temsil eden içiçe geçmiş araçlar bütünüdür. İnsanlık, sanayi ötesi bir toplum biçimine, Bilgi Toplumna geçişin sancılarını yaşamaktadır. Bu anlamda bilgi, temel zenginlik kaynağı, verimlilik, rekabet kaynağı ve istihdam aracıdır.
Beyinsel emek yaratılan katma değer açısından, kol emeğinin önüne geçmiştir. Yer altı zenginliklerinden, bankalardaki paralardan çok entelektüel sermaye öne çıkmıştır. Bunun sonucunda ülkelerin zenginlik kaynağı, yetişmiş insanların beyinlerindeki bilgidir denebilmektedir.
“Bilgi toplumu”na yönelişin bir sonucu olarak, sektörlerin yapısında önemli değişimler gözükmektedir. Telekom, basın, medya, eğlence sektörleri köklü olarak değişmektedir. Kamu yönetimi, bu gelişmeler sonucunda ciddi bir yeniden yapılanma arayışına girerek, kendini e-devlet uygulamaları şeklinde ortaya koymaktadır. Ülkeler ve Birleşmiş Milletler, AB, Dünya Ekonomik Forumu gibi uluslararası yapılar, ülkeleri ve tüm dünyayı “bilgi toplumu”na taşımak için planlar yapmaya, eylem planları ortaya çıkartmaya, her çocuğa bir dizüstü bilgisayar gibi tüm dünya yurttaşlarına yönelik projeler üzerinde çalışmaya başlamıştır.
Kısaca tüm dünya, “bilgi toplumu” hedefini benimsemiş ve ona yönelmek için ciddi bir çabaya girmiştir. Bu bağlamda ülkemizde de 2006-2010′u kapsayan bir “Bilgi Toplumu Stratejisi” ve “Eylem Planı” bulunmaktadır. Kamuoyunın farkında olmadığı bu proje, dağınık yapı ve sahipsizlik nedeniyle büyük ölçüde bitirilemiştir.
5651 Ne Getirdi ?
Ülkemizdeki yasaklamaları tetikleyen, 5651 nolu aceleye getirilmiş, internetden korkan bir felsefeyle yazılmış, bir tepki ve yasaklama yasasıdır. Özgürlükler ve güvenlik dengesinin, özgürlük aleyhine bozulduğu, “internetde benim istemediğim kuş, ne pahasına olursa olsun uçmasın” bakış açısıyla, evrensel hukuk ve Anayasanın temel ilkelerinin feda edildiği bir düzenlemedir. Bu amaçla, BTK içinde İletişim Başkanlığına (TİB), hukukçu ve iletişimci ağırlıklı 93 kişilik kadro veriliyor, ve İnterneti temizleme görevi veriliyor. Yurt dışındaki webleri, TİB, resen, sorgusuz sualsiz, savunmasız, haber vermesiz kapatma yetkisine sahip. Bu yetki yurt içinde mahkemelere ait. Bu gün en az 6000 webin yasaklandığını biliyoruz, ama tam sayıyı kimse bilmiyor. TİB hukuk mahkemlerinin medeni kanun ile fikri ve sinai haklara ilişkin kararları görev alanı dışında saymış, ama ceza mahkemelerinden gelen 5651 dışı yasaklamaları uygulamıştır.
Bugün yasaklamalar konusunda , kanımca, bir hukuk faciası uygulanmakta. Savunma alınamdan verilen tedbir kararları, kesin karar olarak uygulanmakta, ve ülke içinde yargılam ayolu açılamaktadır. Youtube 2 yıldır yasaklaı olmasına rağmen , bu konuda devletimizin açtığı bir dava yoktur. Bizim, İnternet Teknolojileri Derneği olarak AİHM'e açtığımız dava var.
Ne Yapılmalı ?
5651 Bilişim STK'larının “imdat çığlıkları” arasında yangından mal kaçırıcasında çıktı. Bu süreçte, 10 milyon blog'un olduğu WordPress, Myspace.com, DailyMotion.com, alibaba.com gibi büyük, milyonlarca kullanıcının üye olduğu, içerik eklediği çoğu weblerin yanında, richarddawkins.net, turandursun.com, anarsist.com, ataist.org gibi aykırı görüşlerin ortaya atıldığı weblerde yasaklardan nasibini aldı. Bu yasaklamalar, her zaman 5651 nedeniyle olmuyor; kişisel haklar ve fikri ve sinai hakların ihlali nedeniyle Türkiye’nin her hangi yerinde bir mahkeme, hiç bir savunma almadan, bir bilirkişiye başvurmadan tedbir olarak bir yasaklama getirebiliyor. 5651 kaldırılıp, daha özgürlükçü, katılımcı, ve hukuka ve adelete uygun bir düzenlemeye gidilmedilir. Bu yönde Kartepe Çalıştayında temel ilkeler kamu, sivil toplum ve özel sektörçe ortaya kondu.
Yasakçı refleksten kurtulup, hoşgörü, katılım ve saydamlık temelinde, ifade özgürlüğünü esas alan, uzun vadeli ülke çıkarlarını gözeten süreçleri kurmalıyız. Yasaklama, ancak son çare olarak ve geçici olarak düşünülmelidir. Yurttaşları adına karar veren devlet refleksiden vazgecip, yurttaşları bilgilendirip, kararı ona bırkan bir bakış açısına geçmeliyiz.
Kısa vadede hassas olduğumuz konularda, kendi normlarımızı tüm dünyaya dayatma çabamızdan vazgeçmeli, ve İnternetin Türkiye'den görüntüsü ile yetinmeliyiz. Bir nesne , Türkiye'deki IP'ler için yoksa onu kaldırılmış saymalıyız. Adaletsiz bir şekilde suçsuz yurttaşlarımızı cezalandırmaktan vazgeçmeliyiz. Bir kitap, hatta bir paragraf yüzünden koca kütüphaneleri yasaklamak düşüncesini bırakmalıyız. Başarılı olduğumuz sürece, kendimize zarar veririz. BTK’nın işini yapmaması nedeniyle, bir kaç video nedeniyle youtube’u 2 yıldır kapalı tutmak Türkiye’ye zarar veriyor. Nesne temelli filtreleme kolayca yapılabilir; BTK bunu yapacak, mali, idari ve teknik beceriye sahiptir.
İnternet aynı zamanda sokaktır. “Zararlı İçerik”in yanında, çeşitli zararlı unsurlarda var. Özgürlükler, kişisel mahremiyet ve gelişmenin önünü tıkamamak, zararlı unsurlarla mücadelede özenle korunmalıdır. Toplumun ilgili kesimlerini paydaş olan bir yönetişim yapısını kurmak, gelişme için çok önemlidir. Ülkemizin hassasiyeti olduğu konulardaki “zararlı içeriği”, Bilişim STK’ları ve internet gönüllüleri ile birlikte harekete ederek çözebiliriz. Kamunun katı refleksi yerine, sivil toplumun esnek, katılımcı, diyalog temelli yapısı bu sorunu daha kolay çözebilir. Devletin, esas olarak, “zararlı içerik”le mücadeleyi yurttaşa bırakması, demokrasilerde, esastır. Devlet bunu destek olmalıdır; ama işi yurttaşa bırakmalıdır.
İnternet, insanlığın gelişme önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Gelişme, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.
İnternet Yaşamdır !
31.10.2009
Bir sansür yasanız var, bari onu doğru dürüst uygulayın!

Bu sitede aynı fotoğrafı bir kez daha görüyorsunuz, ama boşuna değil. Çünkü bu “hak edilmiş bir görsel”!... Tıpkı Türkiye’nin dünya ifade özgürlüğü liginde “hak edilmiş bir 123.lük” alması gibi...
Bir süredir her hafta sonu yeni site engellemelerini bekler olduk. Herhelde hafta içi işlemleri toparlıyor, Cuma akşamı işten çıkarken teknik ekibin masalarına bırakıyorlar, onlar da Cumartesi sabah ilk iş toptan uygulamaya sokuyorlar... Geçen hafta sonu da www.buzcevheri.com, www.oyuncehennemi.com, www.sabote.com, www.tahribat.com , www.webincisi.com, pcgamebuy.net, hercash.net ve frpclub.itu.edu.tr sitelerinin engellendiğini öğrendik (böylelikle ilk kez bir fantezi rol yapma oyunu sitesi de engellenmiş oldu!). Nedeni Türk Telekom’un www.telekomakafamgirsin.com sitesiyle ilgili bu sitelerde bulunan içerikten rahatsız olması sonucunda yaptığı şikayet. T.C. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2009-10-15, 2009/290 nolu kararı ile bu sitelere erişim engellenmiş.
Yine her zaman olduğu gibi mahkeme kararının gerekçesine ulaşmak için akla karayı seçmek zorunda kaldık. Neyse ki Avukat Gökhan Ahi karara ulaştı da nelerin döndüğünü anladık. Bu karar tam bir hukuksal fiyasko!
Kararı inceleyen İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Yaman Akdeniz, engellemelerden haberdar olmamızı sağlayan www.cyber-rights.org sitesinde şöyle diyor: “Hem Türk Telekom avukatları hem de kararı veren Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi uygulanması gereken mevzuat olan 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un 9. Maddesi’ni hiçe saymıştır. Özel hukuku ilgilendiren kişisel ilişkilerde erişim engelleme yetkisi bulunmayan mahkemelerin arka arkaya erişim engelleme kararları vermeleri bir hukuk devletinde kabul edilemez. Hakaret içerdiği iddia edilen bu sitelerle ilgili erişim engelleme kararının 4721 sayılı Medeni Kanun’un kişilik haklarına saldırıyı düzenleyen 24. maddesine dayanarak ve 1086 sayılı Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyati tedbire ilişkin 101 ve devamı maddeleri uygulanarak verilmiştir. Genel hüküm niteliğindeki bu iki kural 5651 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce konuyu doğrudan ilgilendiren bir hüküm bulunmadığı için sıklıkla uygulanıyordu. Ne var ki, 5651 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi bu olanağı tamamen ortadan kaldırmıştır. Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafında yazılan İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme adlı kitapta bu konuya açıklık getirilmiştir. 9. madde, içeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı konusuyla ilgilidir ve bu maddeye göre İnternet’teki belli bir içerikten dolayı kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia edenler, içerik sağlayıcıya, ona ulaşamamaları halinde yer sağlayıcıya, İnternet ortamından veya bizzat başvurarak, kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilirler. 9. maddenin 1. fıkrası, hakkının ihlâl edildiğini iddia edenlerin cevap vermeyi de talep edebileceğini belirtmektedir. Buna göre kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia eden bireyler içerik veya yer sağlayıcılardan aynı hedef kitleye ulaşıp aynı etkiyi yapabilmesi için, ihlâle yol açan içeriğin yayınlandığı web sayfasından, bir haftaya kadar yayında kalabilecek biçimde kendi cevaplarını yayınlamalarını isteyebilirler. Bununla birlikte 8. maddeden farklı olarak 9. madde, kişilik hakları ihlâl edilen bireylere bir hukuki çözüm olarak “erişimin engellenmesini talep hakkı” sağlamamaktadır. 9. madde içinde “erişim engelleme kararı”na lafzen hiç rastlanmamaktadır ve bu da kanunu hazırlayanlar ve TBMM’nin bir hukuki çözüm yolu olarak “erişim engelleme kararları”nı kesinlikle 9. madde kapsamı dışında bıraktığını göstermektedir. Böylece mahkemeler de kişilik haklarının ihlâl edildiği durumlarda erişimi engellemek yerine yalnızca hak ihlâl eden içeriğin yayından çıkarılmasına karar verebilecektir. Bu madde göz önünde bulundurulduğunda Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı hukuka aykırıdır. Eğer Türk Telekom avukatları 9. Madde gereği uyar ve kaldır yoluna gitselerdi ve yukarıda bahsi geçen siteler uyarılsalardı o zaman içerik veya yer sağlayıcılar, yayından çıkarılması gereken içerik ile ilgili talebin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren 48 saat içinde gereğini yerine getirmek zorunda kalacaklardı. Site sorumluları o aşamada bahsi geçen içeriğin hakaret içerdiğine hükmederler ise o zaman şikayet edilen içeriği yayından çıkarmak durumunda kalacaklardı. Aksi halde yayına devam edecekler ve bu süre içinde talep yerine getirilmez ya da red edilirse haklarının ihlâl edildiğini iddia eden kişi 15 gün içinde kendi ikametgâhının bulunduğu yerdeki Sulh ceza mahkemesinden içeriğin yayından çıkarılmasına ve 9. maddenin 1. fıkrasına dayanarak cevap hakkını kullanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza yargıcı bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacaktır. Sulh ceza yargıcının kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Sulh ceza mahkemesi davacı lehine karar verirse, içerik veya yer sağlayıcılar, kendilerine tebliğinden itibaren iki gün içinde, kararın gereğini yerine getirmek zorundadırlar. Bunun aksi yönde hareket cezai kovuşturma ile sonuçlanacak ve içerik veya yer sağlayıcı olarak çalışan kişiler 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaklardır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanacaktır. Gerek Türk Telekom’un mahkemeye verdiği dilekçe de gerek mahkeme kararında 5651 numaralı kanunun adı bile geçmiyor. Hem Türk Telekom hem de mahkeme bu kanun ve 9. madde yokmuş gibi hareket ediyor. Bu kanun ve bu maddenin varlığı Türk Telekom’un işine gelmemiş olabilir ama mahkemenin atlamaması gereken bir durum bu. Bu madde varken bir hukuk mahkemesi nasıl erişim engelleme kararı verebiliyor? Her halükarda bu erişim engelleme kararı hukuka aykırı ve tamamen sansür amaçlıdır. Internet kullanıcılarının Türk Telekom’un ücretlendirme politikasını sert dille protesto etmeleri erişim engelleme ve sansür yoluyla ENGELLENEMEZ.”
Avukat Gökhan Ahi ve Yaman Akdeniz, bu hukuk dışı kararla ilgili yasal girişimlerde bulunacaklarını belirttiler. Girişimleri önemli. Böylece hakaret iddiasıyla yapılan bu erişim engellemelerin önü bir nebze kesilmiş olur, bir hukuki teamül oluşur. Bu engellemelerde gördüğümüz önemli bir husus da, aslında hakaret olarak görülemeyecek, ancak sert bir eleştiri olarak konumlanabilecek bir siyasal söylemin sansüre uğraması. Böylece bir eşik daha aşılmış oldu.
Ulaştırma Bakanlığı, “bilgi ve ile
tişim teknolojileriyle ilgili herşey benden sorulur” saplantısıyla “Ulaştırma ve Bilişim Bakanlığı’na dönüşme hayalleri kurarken, asıl görevi telekomünikasyon sektörünün tam serbestleşmesi olan Telekomünikasyon Kurumu’nun bağımsızlığını sakatlayıp bu süreci de baltalamış oldu, Bu nedenle fiili tekeli hala sürebilen Türk Telekom’un karşı karşıya kaldığı bu sert eleştiride Bakanlığın da ciddi bir payı var. 5651 sayılı internet sansür yasası onlardan soruluyor. Şimdilerde Adalet Bakanlığı’nı da by-pass edip “Bilişim Suçları Yasası” çıkarmaya çalışıyorlar. Bu son olayda kendi hukuklarına da uymadıklarını gördük! Sansür o kadar absürdleşti ki, faaliyetine son veren Geocities bile hala sansürlenmeye devam ediliyor!Bilgi Teknolojileri Kurumu’na dönüşen TK, TİB eliyle sansür kurulu gibi çalışmaktan fıırsat bulup serbestleşme yolunda yapması gereken görevleri yerine getirebilseydi, Türk Telekom kurumsal iletişimine önem veren bir şirket gibi davranabilecekti. Bir şirketin bu tür hukuk dışı engelleme kararları aldırması kurumsal iletişim açısından bir intihar sayılır. Çünkü, pek de kimsenin duymadığı bu eleştiri kampanyası engelleme kararları sayesinde tüm ülkeye ve dünyaya mal oldu! Şimdi ise özel bir şirket olmasına rağmen devlet malı bir tekel gibi davranıyor. Yani zaten rekabetten korkmadığı için, hem dünyanın en pahalı internetini satıyor, hem de sağa sola gözdağı veriyor.
Teşekkürler Ulaştırma Bakanlığı! Teşekkürler Bilgi Teknolojileri Kurumu! Teşekkürler Türk Telekom! Ne “adalet” ama!

