25.07.2010
İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform Meclisteydi!
Meclisin yemekleri güzelmiş.
Ortak platform'un 17 Temmuz'da Taksim'de gerçekleştirdiği eylem, peşi sıra Medya Kralı programına katılım ve İstanbul dışından gelen tepkiler ve eylem hazırlıklarıyla internette sansürün tahamül sınırlarını aştığını net bir şekilde gösteriyor.
İnternet sansürüne karşı yürütülen çalıştaylar / toplantılar / bilgi paylaşımlarının bir yere bağlanması gerekiyor. Her grubun elinde 5651 ile ilgili çalışmalar, ekonometrik ölçümler, telif hakları ve hukuğu konusunda analizler, vb. bulunuyor. Bunların ulaşacağı yer Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) gitmek gerekiyordu, nasıl olduğunu bilmeden.
Geçtiğimiz hafta Türkiye Zeka Vakfı'nın başkanı ve CHP milletvekili Emrehan Halıcı ortak platformlar bağlantıya geçerek parti başkanvekilleriyle 15'er dakikalık toplantılar ayarlayabileceğini belirtmişti. Platform üyeleri bu teklifi değerlendirdi ve meclise gitme kararı alındı.
Platformu temsilen Anlara'ya giden kurumlar: Alternatif Bilişim, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Genç Siviller, İnternet Teknolojileri Derneği (İNETD), Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği (JTPD), Linux Kullanıcıları Derneği (LKD), Netdaş, sansüresansür, Pardus Kullanıcıları Derneği (PKD), Tüm İnternet Evleri Derneği (TieV), Türk Kütüphanecileri Derneği (TKD), Türkiye Zeka Vakfı (TZV), Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK)
23 Temmuz cuma günü saat 12.00'da meclis girişinde biraraya gelindi ve öğlen yemeğine geçildi. Öğlen yemeğindeki son tartışmalar partilerin grup başkanvekillerine verilecek olan içeriklerle ilgiliydi. İnetd'den Doç. Dr. Mustafa Akgül çözüm önerilerini, EMO da devlet politikalarının yarattığı sıkıntılara karşı yazdığı bildirilerin kopyalarını sunmak istediler. Kısa süren tartışmaların sonunda herkesin altında imzasının olduğu Ortak Platform'un deklarasyonunu vermenin yeterli olacağı kanısına varıldı.
Platformun en belirgin hassasiyeti herhangibir siyasi yapıyla özdeşleştirilmemekti. Bu nedenle Emrehan Halıcı'nın önerisi olan görüşmelerden sonraki basın toplantısına katılmak istemediğimizi de belirterek masadan ayrılıp yola koyulduk. (Bademli keşkül çok güzeldi.)
CHP: Medya patronu!?
İlk durak CHP; Muharrem İnce. Kendisiyle İnetD'den Doç. Dr. Mustafa Akgül konuştu. Derdimizi anlattı. Basit nedenlerle matbaayı kaçıran tarihimizle internetin şu anki durumunun bir olduğunu açıkladı. Sözü alan Muharrem İnce tarım ve endüstriyel devrimin etkilerinin peşi sıra internetin de demokrasi getirdiğini söylüyordu. Sonrasında doğru bir noktaya parmak bastı lakin biraz fazla coşkuluydu: "Ben medya patronuyum" diyerek bireylerin kendi medyalarını yaratabildiğinin farkına vardığını açıklıyordu. Facebook'ta kaç bin kişinin onu takip ettiğini anlattı. Basının karşısında şovunu yaptı. Lakin kendisine 5651'e her partinin imza attığı hatırlatıldı. Peşi sıra Kılıçdaroğlu'nun Facebook'a açtığı kapatma davası da hatırlatılarak aslında kendilerinin internetin doğasından habersiz olduğu vurgulandı. Cevabı basit ve yetersizdi: "O zaman medya patronu değildim (gülümlü)."
MHP: Hasssssasiyet!
Oktay Vural ile görüşmek sansüresansür ve netdaş'ı temsilen Erdem Dilbaz'a kalmıştı. İnternet sansürlerinin etkileri ve orantısızlığına vurgu yapan Erdem Dilbaz'a Oktay Vural cevap verdi. Yasanın tam numarasını ve içeriğini bilmiyordu ancak demokrasi ve iletişim özgürlüğünü savunduklarını, gerekirse ortak komisyon kurulmasına destek vereceklerini söyledi. Bunları söylerken laf aralarında 'hassasiyetlerimize göre bir yaklaşım sergileriz'i ağzından düşürmedi.
BDP: Nedir bu işin özü?
BDP ile görüşmeleri Alternatif Bilişim'den Ali Rıza Keleş yönetti. Basın ve iletişim özgürlüğünün etkilerinin nerelere varabileceğini, imzaladıkları 5651'in nelere kadir olduğunu anlatan Keleş'e cevaben Bengi Yıldız sansür ve yasaklardan nasiplerini aldıklarını, internetin daha özgür bir platform olması için ellerinden geleni yapacaklarını belirttiler. Çalışmalarımızı desteklemek istediklerini deklare ettiler.
AKP: 5651 ne biz bilmiyoruz.
Bekir Bozdağ ile Genç Siviller'den Mühdan Sağlam görüşmeleri başlattı. Sıkıntılarımızı anlattı, AKP'nin böyle yasalardan başının çok yandığını; kendi dönemlerinde yaratılan sorunun tekrar kendi dönemlerinde çözülebileceğini belirtti. Bekir Bozdağ ile diyanetin internetteki yayınlara yönelik yaptırımları konusunda tartışıldı. Alınan cevap sonuçsuzdu: 'Her dini korumamız gerekiyor.'
Kendisine 5651'in sonuçları anlatıldı. Google ile Youtube yasaklarının ulaştırma bakanının belirttiği sıkıntılarla alakalı hukuğa bağlı olmadığı belirtildi. Bir kişinin suçunun cezasını milyon kişinin çektiği de anlatıldı. Bekir Bozdağ 5651'i çok da iyi bilmediğini, kanunlar çıkartılırken ilgili STK'larla görüşüldüğünü belirtti. Buna istinaden karşılarındaki platformda temsiliyeti bulunan hiçbir kurumla irtibata geçilmediği kendisine iletildi. Konunun takipçisi olacağını ve kendisine verdiğimiz deklarasyonu ulaştırma bakanına ileteceğini söyledi. Bizlerden çözüm önerileri ve taslaklar da talep etti. Gezinimler böylelikle sona erdi.
Görüşmeler bitince Emrehan Halıcı bir basın açıklaması yaparak internette sansürlerin kaldırılması gerektiğini belirtti. Bu toplantıya Ortak Platform'dan kimse katılmadı.
Meclis-i ahkam: Genel analiz
Mecliste görüştüğümüz grup başkanvekillerinin kendileri ve partileri adına yaptıkları açıklamalardan anladığımız kadarıyla:
+ Hiçbir parti internetin doğasından haberdar değil.
+ Bir medya aracı olarak gücünü biliyorlar ve kullanıyorlar. (Kullandırıyorlar mı sorusunu tartışacak vaktimiz olmadı.)
+ Diğer yasalar gibi 5651'in de içeriğini bilmeden imzalamışlar. Partilerinin genel kanaatına ayak uydurmuşlar.
+ İletişim özgürlüğü söz konusu olunca anlayışlılar. Kişisel olarak bana inandırıcı gelmedi, süreçte görmek gerekecek.
Ortak Platform'un eksikleri
Ortak Platform'un da eksikleri vardı:
+ Öncesinde iyi bir hazırlık süreci yaşanamadı.
+ Basın iyi yönetilemedi.
+ Hemen her kurumun zamanında hazırladığı raporlar biraraya getirilebilir ve orada deklarasyonla birlikte sunulabilirdi.
+ İnternetin siyaset üstü bir başlık olduğu platform üyelerine net bir şekilde anlatılmalıydı. Keza bir arkadaşımız Bekir Bozdağ'a itamda bulunarak bir an olsun tüm platformu bir tarafa çekti. Neyse ki sonra durumu düzelttik. Lakin olacak iş değildi.
Henüz yeni biraraya gelen internet kullanıcıları ve ilgili kurumlar birbirlerini hızla tanıyor. Birbirleriyle çalışmayı öğreniyorlar. Problemlerin çözümlerine herkes katkı vermeye çabalıyor. Kısa zamanda iyi bir yönetim ve iletişim modelinin doğal şekilde oturacağı görülüyor. Platform desteklerinizi bekliyor: http://www.sansursuzinternet.org.tr/ !
9.06.2010
Google skandalı, Türkiye’nin internet sansürü serüveninde “eşik etkisi” yaratır mı?

Bir şeylerin dönüştüğü kesin. Daha önce harekete geçmeyenler sorular sormaya, meseleyi anlamaya çalışıyor. Bir zamanlar hareketli olup umutsuzluğa kapılanlar uyanıyor. Yeni birliktelikler, hareketler, platformlar doğuyor. Farklı demokratik eylem biçimleri yoğun bir şekilde tartışılyor. Toplantılar, gruplar, özel iletişim mecraları örgütleniyor. Öte yandan, “heyecan” yapmak için de henüz erken... gibi duruyor... Bu gelişme bir saman alevi mi, yoksa yaşadığımız bu skandal bizde bir bilinç durumu yarattı mı, kalıcı bir hareket doğurur mu, bunu zaman gösterecek.
“en son ip bloklandığında, en son dns engellendiğinde, beyaz adam dns değiştirmenin kurtuluş olmadığını anlayacak.”
5.01.2010
KONFERANS: “İNTERNET’İN GETİRDİĞİ YENİ HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER”
9 Ocak 2009 Cts. / 13:30 – 18:30
İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu, İstiklal Cad. No:158 Beyoğlu İstanbul

İnternet artık sosyal, ekonomik ve gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Bilgi teknolojileriyle giderek hızlanan bir zamanda, iletişim ve etkileşimin gelişmesiyle de giderek küçülen, sınırların anlamsızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. İnternet yeni topluluk biçimleri, yeni sosyal etkileşim tarzları yaratıyor. Dolayısıyla yeni hak ve özgürlük alanları beliriyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü, özel hayatın dokunulmazlığı ve mahremiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması; bilgiye erişim özgürlüğü ve bilgiyi paylaşma hakkı gibi yeni temel hak ve özgürlüklerin Anayasa’ya yer alması gereği ortaya çıkıyor.
Bu hak ve özgürlüklerin ilgili yasalar çerçevesinde düzenlenmesi genellikle yeterli koruma sağlamıyor. Bu temel hak ve özgürlüklerin ancak anayasal koruma güvencesi altında işlerlik kazanabileceği düşüncesi giderek hukuk çevrelerinde kabul görüyor. İnternet odaklı çeşitli vatandaş inisiyatifleri, sivil toplum kuruluşları ve dijital aktivistler de bu yaklaşımın bir hukuk devleti ilkesi haline gelmesi için çalışıyor. Bir taraftan, sansüre uğrayan, erişime engellenen sitelerle; diğer taraftan “olumsuz” düzenlemelerle yaşıyoruz. Hukuk internetin hızına, düzenleme mantığı ise yeni teknolojilere ayak uyduramıyor; demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri zarar görüyor.
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi, 9 Ocak 2010 tarihinde, internetin getirdiği yeni hak ve özgürlüklerin konunun uzmanları tarafından tartışılacağı tam günlük bir etkinlik düzenliyor. Sadece hukukçuları değil, internetle yaşayan herkesi ilgilendiren bu etkinlikte, hukukçular, ilgili kurum temsilcileri ve sansür karşıtı dijital aktivistler ilk defa bir araya gelerek, Bilgi Teknolojisi dünyasının en sıcak konuları olan İletişim Özgürlüğü, İnternet Erişim Hakkı, Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı, Bilgi Edinme Hakkı, Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı, “Netdaş”lık Hakları, Anonimlik hakkı, Yönetişim, İnternet Sansürü ve Telif Hakları konularını tartışacaklar. Bu etkinlik, sadece farkındalık yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda tarafların birbirlerini anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir platform olacaktır.
Program:
13:30 Açılış Konuşması – Baro Bilişim Hukuku Merk. Bşk. Av. M. Gökhan Ahi
Açılış Konuşması – İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın
13:45 Panel: Hukuk mu İnternet’i değiştirecek, İnternet mi Hukuku değiştirecek?
• İletişim Özgürlüğü ve İnternet Erişimi
• Özel Hayatın Dokunulmazlığı, Mahremiyet Hakkı ve İnternet
• İnternet Üzerinde Düşünce ve İfade Özgürlüğü
• Bilgi Edinme Hakkı ve İnternet
• Dijital Aktivizm, Örgütlenme Hakkı ve İnternet
• Yeni Anayasal Hak ve Özgürlük Hareketleri: “Netdaşlık Hakları”
• Anonimlik hakkı
• E-Demokrasi, Yönetişim
Moderatörler: Arda Kutsal (Webrazzi.com) - Dr. Özgür Uçkan (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Doç. Dr. Bertil Emrah Oder (Koç Ü. - Anayasa Hukukçusu), Yar. Doç. Dr. Leyla Keser Berber (Bilgi Ü.), Dr. Barış Günaydın (Anadolu Ü.), Av. Taner Sevim (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. Serhat Koç (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Av. F. Ünsal Özmestik (Baro Bilişim Hukuku Merkezi), Mevlana Gürbulak (Digital Age)
15:45 Kahve Arası
16:00 Panel: İnternet Sansürü ve Etkileri
• İnternet Sansürü ve İfade Özgürlüğü
• İnternet Sansürü ve İletişim Özgürlüğü
• İnternet Sansürü, Telif Hakları ve Bilgi Özgürlüğü
• Copyleft - Copyright
• İnternet Sansürü ve Bilginin Özgür Dolaşımı
• İnternet Sansürüne Karşı Çıkan Yeni Siyasal Oluşumlar
• İnternet sansürü ve Bilgiye Erişim Özgürlüğü
• İnternet Sansüründe Dijital Aktivizm
Moderatörler: Aşkın Baysal (MediaCat)- Doç. Dr. Yaman Akdeniz (Bilgi Ü.)
Tartışmacılar: Av. Erdem Türkekul (İstanbul Barosu), Dr. Ebru Baranseli (Anadolu Ü. - Sansüre Sansür), İsmail Hakkı Polat (Korsan P. Hareketi), Emre Sokullu (Eylem 2.0), Ahmet Asena (Müyap Genel Sekreteri), Av. Başak Purut (İstanbul Barosu), Füsun S. Nebil (Tüm İnternet Derneği)
18:30 Kapanış ve Kahve İkramlı Tanışma
Tarih ve Saat: 9 Ocak 2009 Cts. / 13:30 - 18:30
Yer: İstanbul Barosu – Bilişim Hukuku Merkezi,
İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu, İstiklal Cad. No:158 Beyoğlu İstanbul
10.05.2009
SansüreSansür Yay! Hareketi

Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.
Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var. 11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.
Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.
Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz.Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.
Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.
Kısıtlı sayıda malzeme elimizden bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz.
Viral malzemelerin hepsine ulaşmak ve indirmek için tıklayın.
28.04.2009
Sınırları olmayan haberciler: Sanal sansür, Olcayto Cengiz
Olcayto Cengiz'in yazısını aynen aktarıyorum;
Biz hala duralım. Biz derken, 3-5 haddini bilmeyip sansüresansür‘le cevap vermeye çalışan, bana dokanmayan yılana ben kapıyı açarım demeyip “Bi dakka bu işin sonu fena”diyen ipe sapa gelmeyen çoluk çocuk internetçiden bahsetmiyorum. (bizden söz ediyor kendisi:)
Biz.
Sesli okuyun; “BİZ”.
Sansür mekanizmasının tıkır tıkır sistemli bir şekilde işlediği cinnet vatanımda her geçen gün bir şeyler kapanıyor, yasaklanıyor, engelleniyor. Bunların başında internet, yani haber alma -kusura bakmayın siz sevgili kırmızı koltuk sakinleri, porno ya da küfür değil, haber alma- özgürlüğü kısıtlanıyor.
İnternet kullananlar, blog yazanlar, bilgi aktaranlar “sarı basın kartı” sahibi olmadığı için mi bu yok sayma? Hadi öyle diyelim, bu ülkenin gazetecileri nerede? Nerede kaldı gerçek gazetecilik, “babali” ruhu?…
12 Mart, 2007′den bu yana “Sınırları olmayan haberciler” tarafından “Dünya sanal sansüre karşı durma günü” olarak nitelendiriliyor. Bilen var mı?
Birileri halen kendi yağında kavrulup bir şeyleri değiştirme çabasında bulunsun memleketimde, bakınız Fransa’da, evet burnundan kıl aldırmayan, insan hakları beyannamesi gibi bir mevzuyla adı birlikte anılan Fransa’da internet sansürüne karşı bu haberciler nasıl bir gerilla taktiği uyguluyorlar.
Üstelik Saatchi&Saatchi’nin yardımıyla…
Biz de buradan bakıp “Helal olsun, yürü be” diyip, ktunnel’ı tıklayalım hadi.
Saatchi & Saatchi, Paris tarafından yapılmış harika bir gerilla film var ancak teknik yetersizlerim yüzünden buraya akaramadım. Olcayto'nun sitesinden izleyiniz derken Sunipeyk yetişti imdadımıza. Buyrun buradan izleyin.
Saatchi & Saatchi, Paris, France
YY/CD: Christophe Coffre
SY/RY/AD&C: Olivier Gamblin, Arnaud Van Den Abeele
25.03.2009
Sansür Durmak Bilmiyor!

Bloggum'a Erişim Engellendi
Ülkemizdeki internet sansürü gün geçtikçe artıyor. Son sansür vakası da dün engellenen ve temeli Türk bir blog servisi olan Bloggum.Önceden de sansürlenen ama sonradan sansürü kaldırılan Wordpress ve Blogger gibi Bloggum da belirli sayfalar yerine komple erişime engellendi! Wordpress ve Blogger sansürleninde herkes ayağa kalkmıştı ama Bloggum engellenince, -biraz da kullanıcı sayısı diğerlerine göre çok daha az olduğu için- ne yazık ki büyük bir tepki olmadı. Ve yine ne yazıktır ki insanlar sansür ayıbına alışmaya başladı.
Bloggum'un yaptığı açıklama :
2 yıl önce ilk yayına başladığımız zamanlarda wordpress.com yayına kapatılmıştı. ve biz o sıralar daha çiçeği burnunda bir blog servisi olarak bir yarışma düzenlemiş ve ödülleri kazanan blogculara vermiştik. o yazıda aynen altı çizili olarak şunu yazmıştık wordpress.com kapatılması olayı umudumuzu şimdilik kırsada , gelecekten umutluyuz. ve şimdi gördük ki o zamanki umutlarımız bu güne gelindiğinde gerçekleşmediği. bizi bu gün işte ayenen üzen bu hayal kırıklığı. bizler dünya ligine çıkmayı hedeflerken ülkemiz bizi yasakladı. tabiki kapatılma nedenimiz illegal içerik, telif hakları ve başka bir konu olabilir. bu internetteki bir yazı yüzünden tüm interneti erişime kapatmak gibi bişey. bize gelen geri bildirim ve şikayetler doğrultusunda 100 lerce blogun yayınına son verdik. binlerce içerik silindi. bize herhangi bir uyarı yada şikayet bildiriminde bulunmadan kapatılmak gerçekten binlece üyesi ve miliyonlarca ziyaretçisi olan bir siteye büyük haksızlık. bizler gerekli girişimlerde buluncağız. mağdur durumda olan blogcularımızı bu durumdan kurtarmak ve yeniden yayına geçmek için elimizden geleni yapacağız. bu arada siz üyelerimizden ricamız tepkinizi her türlü platformda dile getirmeniz yazmanız. böyle yapmayacak olursak dünyada ülkemiz daha uzun yıllar sansürcü ülkeler listesinde yer alacaktır.Konuyla ilgili bazı paylaşımlar ve blog yazıları: 1,2,3,4
29.10.2008
“Hocam, sen virüs nasıl yayılır bilir misin?” 4 Perdelik Trajikomedi
“Tüm Kapatmalar Hukuka Aykırı" isimli yazı Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi üyesi Kerem Altıparmak tarafından yazılmış ve 20 Ekim'de bianet'te yayınlanmıştı. Oktar'ın bugüne kadar aynı gerekçelerle Silivri ve Gebze mahkemelerine yaptığı başvuruların sonucunda 61 sitenin erişime kapatıldığını hatırlatan Akdeniz ve Altıparmak, bu durumun mahkemelerin yorum yöntemlerini kullanmasıyla ilgili bir sorundan kaynaklandığını belirtiyordu. Buna göre, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”u es geçen mahkemeler, hakaretle ilgili diğer düzenlemeleri uyguluyor. Oysa, konuya ilişkin özel bir düzenleme getiren 5651 sayılı kanunun uygulanması gerekir. Bu kanunda da sitelerin erişime kapatılması gibi bir düzenleme bulunmuyor. Akdeniz ve Altıparmak, hali hazırda kapatılacak siteye kapatmadan önce savunma hakkı verilmediğine, birçok durumda kapatmaya gerekçe gösterilmediğine de dikkat çekiyordu.
Yazının tamamı:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110319/internete-karsi-adnan-hoca-tum-kapatmalar-hukuka-aykiri
Perde 2
A.O ve avukatları Bianet’e, aba altından soba gösteren bir tehdit mektubu yollarlar, ki bu mektubun tarzı yaklaşık şöyledir:
“Sitedeki, müvekkillerim ile ilgili söz konusu hukuka aykırı yayınların 24 saat içinde yayından çıkarılmasını talep ediyor, aksi halde bu yayınların kaldırılması amacıyla mahkemeye başvurmak zorunda kalacağımızı ihtaren bildiriyoruz. Benzeri durumda, Türk Mahkemeleri başta wordpress.com, richarddawkins.net, egitimsen.org.tr ve groups.google, gazetevatan.com sitesi olmak üzere çok sayıda internet sitesine Türkiye’den erişimi yasaklamışlardır. Bu nedenle milyonlarca kişi halen bu sitelere Türkiye’den ulaşılamamaktadır.”
Yazının tamamı:
http://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=210
Perde 3
Bianet bu tehdite aldırmaz, avukatlara sorar, ilgili yazıda hakaret içeren hiçbir şey olmadığını vurgular, bir de utanmadan “kapamıyoruz” diye bir yazı koyar ana sayfasına.
Yazının tamamı:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110527/adnan-oktarin-kapatma-tehdidiyle-yayindan-yazi-kaldirmiyoruz
Perde 4
Ama işte internet öyle bir şeydir ki, okunmasını istemediğiniz yazılar bile, bir bakarsınız bloglarla, gazete yorumlarıyla, facebook’la, email gruplarıyla, ekşi’de, sosyomat’ta, wiki’de, bigu’da, friendfeed’de, twitter’da ve daha binlerce sosyal platformda birden yayılıverir. Bu bilgi çağında bilgiye erişimi engellemek zor be hocam, ne yaparsın...
Ha bir de, tdk.gov.tr katkılarıyla bilginize sunarız:
Eleştiri - is. 1. Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.
Hakaret - is. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış.
Sansüre Sansür Hareketi
http://www.sansuresansur.org