İnterneti hava-su-elektrik gibi olmazsa olmaz yaşamsal ihtiyaçlardan biri olarak kullandığımdan dolayı ortaya çıkan saçmasapan sansürler yüzünden bir tepki, bir ses olsun diye Deniz Tan’la SansüreSansür oluşumunu kurduğumuz dönemde tanıştım Özgür Uçkan’la.
2.08.2015
Özgür Uçkan'ın ardından
İnterneti hava-su-elektrik gibi olmazsa olmaz yaşamsal ihtiyaçlardan biri olarak kullandığımdan dolayı ortaya çıkan saçmasapan sansürler yüzünden bir tepki, bir ses olsun diye Deniz Tan’la SansüreSansür oluşumunu kurduğumuz dönemde tanıştım Özgür Uçkan’la.
13.01.2014
Youtube Banned in Turkey (again)
Şaka değil yine yeniden YouTube engellendi. Şimdilik yan yollardan, proxy ve DNS ayarlarınızla oynayarak, web tarayıcınıza eklentiler yaparak girebilirsiniz ancak önce TurkNet, ardından KabloNet ve sonra UyduNet'e ulaşan mahkeme kararı, internete bağlanma hızınızdan daha hızlı bir şekilde servis sağlayıcınıza ulaşacak ve youtube videolarına erişiminizi engelleyecek ve şu dandik arayüzü göreceksiniz ekranlarınızda.
Ben engel tanımam, girerim diyebilirsiniz. Biz de o zaman neden bütün dünya insan gibi giriyor da biz hep ezik gibi yan yollardan giriyoruz şu internete diye sorarız size.
Bir sonraki sansür haberine kadar esen kalınız efendim, kalabilirseniz.
9.01.2014
21.03.2013
Scribd.com da engellendi.
2.07.2011
Sendikalardan İnternet Sansürüne Karşı Basın Açıklaması

29 Haziran 2011 tarihinde Tekgıda İş'in çağrısı ile bir araya gelen TÜRK-İş ve DİSK'e bağlı Petrol-İş, TÜMTİS, TOLEYİS, Birleşik Metal-İş, Dev-Sağlık-İş, Limter İş ve İnternet Sansürüne Karşı Ortak Platform, SansüreSansür, Netdaş ve Alternatif Bilişim Derneği üyeleri, TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Binası'nda internet sansürüne karşı basın açıklaması yaptı...
İnternet Erişimi Yurttaşın Temel Hakkıdır
Sansür ve Filtrelemeye Hayır
Seçim öncesinde çok tartışılan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı BTK Kurul Kararı 22 Ağustos’tan başlayarak internet dünyasını devlet kontrolüne alınmasını sağlayacak bir sansür girişimidir. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK'nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek.
Kamuoyunda rahatsızlık yaratan ve Türkiye'deki İnternet sansürü uygulamaları, giderek temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı bir hal almaktadır. Bu konuda kaygı ve rahatsızlık içerisindeyiz. Tüm Türkiye'yi ve biz işçi sendikalarını yakından ilgilendiren İnternet sansürü uygulamalarına karşı itirazlarımızı ve önerilerimizi iletmek için bir araya geldik. 15 Mayıs tarihinde özellikle İstanbul’da sokaklara çıkarak “sansürsüz internet” talep eden 60.000 yurttaş’la dayanışma içindeyiz.
Mevcut uygulama sansürdür
Türkiye'de 2007 yılında 5651 nolu kanun ile birlikte yapılan düzenlemelerin ardından erişime engellenen sitelerin sayısı resmi olmayan rakamlara göre 20 bine yaklaşmıştır. Kamuya açık erişim sağlanan yerlerde zorunlu hale getirilen filtre sistemleri de 60 binden fazla siteyi engellemektedir. Bu sayı maalesef her gün artmaktadır. Erişimi engellenen sitelerin arasında öne sürüldüğü gibi sadece pornografi ya da benzeri içerikli siteler yoktur. Erişimi engellenen veya filtrelenen sitelerin önemli bir bölümü alternatif haber kaynakları, politik içerikli siteler, bazı sendika ve emek örgütlerinin siteleri, toplumun farklı kesimlerinin talep ve itirazlarını dile getirdikleri sitelerdir. Bu durum asıl amacın sansür olduğunu göstermektedir. Ayrıca İnternetin büyük birikiminin toplandığı önemli alan adları tek bir içerik/sayfa yüzünden engellenmekte ve bu birikimlere toplumun erişmesinin önüne geçilmektedir.
BTK Kurul Kararı hak ve özgürlüklere aykırıdır
Her şeyden önce BTK Kurul Kararı merkezi filtreler önermekte ve tüm trafiği bu filtreler aracılığı ile vatandaşlara sunmak istemektedir. Merkezi filtre uygulaması, devlet eliyle gerçekleştiği her durumda SANSÜRDÜR. Çünkü vatandaşın seçme, bilgiye erişme özgürlüğü elinden alınmakta, bilgi yurttaşlara ulaşmadan devletin ilgili teknokrat ve bürokratları tarafından engellenmektedir.
Bu süzme işlemini kimin nasıl yapacağı, yani ön görülen kara ve beyaz listelerin nasıl oluşturulacağı da belirsizdir. Ucu açıktır. Hükümetlere hassasiyetlerine göre liste hazırlama olanağı tanımaktadır. Gerçek yaşamda hükümetlerin, devletin ilgili bürokratik kurumlarının nasıl keyiflerince işleyip hak ve özgürlüklerimizi sınırladıkları ortadadır. Alan yasakları, grev yasakları, örgütlenme ve sendikal hakların önündeki keyfi, yasal olmayan engeller, devlet geleneği hakkında bize fikir vermekte, böylesi ucu açık bir filtreleme sisteminin nereye gideceğini göstermektedir.
Merkezi filtre çocukları koruyamaz
Elbette çocuk istismarının, nefret söyleminin ve benzer suçların internet mecrasında serbestçe yayılmasının önüne geçecek yasal düzenlemeler yapmak gereklidir. Dünya çapında çocuk pornografisi, çocuk istismarı, nefret suçu gibi konularda yapılan sınırlamalar sansür olarak nitelendirilmemektedir. Ancak internetin devlet kontrolüne alınması, merkezi filtre gibi uygulamalar iddia edildiği gibi çocukları koruyamamaktadır. Her gün yüz binlerce içeriğin üretildiği bir ortamı filtreleyebilmek mümkün değildir. Merkezi filtreleme çeşitli ülkelerde denenmiş fakat ya tepkiler sonucu ya da çözüm olmadıkları için terkedilmiştir. Çocuğu korumak ailenin görevidir. Aileler çocuklarını gerçek yaşama hazırladıkları gibi, çevrimiçi dünyadaki risklere karşı da hazırlamak sorumluluğundadırlar. Risklerden korunmak ancak eğitimle mümkün olabilir. Bu konuda eğitim kurumlarına, medyaya, sivil toplum örgütlerine, sendikalara büyük sorumluluk düşmektedir. Teknolojik gelişim ayrıca ailelere çocukları korumak için yeterli bireysel teknolojik olanaklar sağlamaktadır. BTK gibi kurullar bu alanda insanlara hizmet verebilir. Merkezi filtre hiçbir şart altında kabul edilemez ve asıl amacı sansürdür.
Ahlaki kaygı ve hassasiyetlerimizin istismarı
Çocukların risk olarak öne sürülmesi, maalesef toplumu ikna etmek için yaratılmış bir ahlaki gerekçedir. 2007'de 5651 nolu yasa çıkmadan önce benzer şekilde İnternet'in ne kadar kötü bir ortam olduğu medyada işlenmiş ve toplum hazırlanmıştır. Bu hükümetlerin her dönem başvurdukları, kritik konulara yurttaşları hazırladıkları kötü bir yönetme metodudur. Toplumumuz genel olarak çocuk ve aile konusunda hassastır. Bu hassasiyet maalesef istismar edilmektedir.
Toplumun bir parçası ve yurttaşlar olarak hepimiz bu konuda hassasız ve İnterneti güvenli kullanmak istemekteyiz. Fakat bu uygulamanın bunu amaçlamadığını, amacının sansürü derinleştirmek, İnterneti kontrol altında tutmak olduğunun farkındayız. Ne sansür ne de toplum hassasiyetlerinin istismarı demokratik toplumlarda kabul edilemez.
İnternet, işçi hareketleri, politik kampanyalar, hak mücadeleleri için artık vazgeçilmez bir mecradır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmesi, örgütlü bir toplum yaratma mücadelemize sağladığı yararlar, yönetme ve karar alma süreçlerine yurttaş katılımını arttırması açılarından ülkemizin geleceği için çok önemli bir olanaktır.
Birleşmiş Milletler, 4 Haziran'da gerçekleştirdiği oturumunda İnterneti temel bir insan hakkı olarak tanımıştır. Ayrıca, Avrupa Konseyi’nin Strasbourg’da 18 – 19 Nisan 2001′de gerçekleştirdiği konferansında onayladığı “İnternetin Evrenselliğini, Bütünlüğünü ve Açıklığını Korumak ve Geliştirmek” başlıklı kararı ise, internet erişimini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne eklemiştir. Her iki karar da, ilgili sözleşmelerde taraf olan Türkiye’nin iç hukukuna uyarlamakla yükümlü olduğu kararlardır.
Hükümeti ve ilgili kurumları
- Kurul Kararını derhal ve acilen geri çekmeye,
- İnterneti tehdit gören yaklaşımlarla hazırlanmış başta 5651 gelmek üzere tüm yasa ve yönetmelikleri adım adım gözden geçirmeye ya da iptal etmeye
- Konunun muhatabı çeşitli STK'lar, odalar ve sendikalarla birlikte riskler kadar olanakları gören yeni düzenlemeler yapmaya çağırıyoruz.
8.05.2011
Internetime Dokunma!

hedefimiz `15 mayıs 2011 sansüre karşı yürüyüş`e 100 bin genç ve hatta daha kalabalık bir internet kullanıcı grubuyla katılmak. Bu yüzden hepinizin (evet sen dahil) orada olması lazım. Ayrıntıları yine buradan duyuracağız.
21.01.2011
Grou.ps da sansürlendi

Webrazzi'den aldığımız habere göre, bugünün ikinci sansürü, internet sansürüne karşı çalışmalarından da hatırlayacağınız Emre Sokullu'nun kurucusu olduğu Grou.ps'a sitesine uygulanmış.
Kullanıcılarının kendi ilgi alanlarına göre sosyal ağlar oluşturmasına imkan tanıyan servisin engelleme kararı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın 14 Ocak 2011 tarih ve 421.02.00.2011-016019 no’lu kararıyla idari tedbir kapsamında. Engelleme ile ilgili Grou.ps’un avukatı Başak Purut ile iletişime geçen webrazzi ekibine açıklama yapan Purut, engelleme kararının sebebi konusunda henüz bilgileri olmadığını dile getirmiş, gerekli çalışmaları yapacaklarını belirtmiş.
iyi haftasonları Türkiye...
Sanalika da erişime engellendi - Sanalika basın açıklaması

Bugün de iki ayrı sansür uygulaması haberiyle sizlerleyiz. İlk haberimiz, Ankara 7. Sulh Ceza mahkemesinin 2011/69 numaralı ve 18 Ocak 2011 tarihli kararıyla erişiminin koruma tedbiri kapsamında engellenen sanal dünya uygulaması Sanalika, bugün bir basın açıklaması yaptı. Açıklama aşağıdaki gibidir:
Sanalika’nın erişime engellenmesi ile ilgili basına, ailelere ve kamuoyuna açıklamamızdır.
Sanalika.com ve Sanalika.net alan adlarından sunulan interaktif oyun ve sosyal ağımız, ne yazık ki, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın talebi ve Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla erişime engellenmiştir.
Hemen belirtmek isteriz ki, global pazara şimdilik İngilizce ve İspanyolca dillerinde sunulan, arkasında 3 yıllık emek ve yoğun bir bilgi birikimi bulunan Sanalika markası ve oyunu sadece Türkiye’de 10 milyon üyeye ulaşmıştır. Sanalika, 10 milyon üyesine kendi dünyalarını oluşturabilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri sanal bir yaşam alanı oluşturmuştur.
Her yaş grubuna hitap eden sosyal oyun Sanalika’nın arkasında teknik, idari, hukuk ve tasarım ekibi olarak 53 kişinin emeği bulunmaktadır. Sanalika ekibi tarafından, oyun sürekli geliştirildiği gibi, hassas olunması gereken konuların farkındalığından dolayı, üyelerinin büyük bir kısmını oluşturan 7-18 yaş grubu için de özel çalışmalar yapılmıştır.
- Dünyada, Sanalika’nın benzeri olan hiçbir oyunda halen yaş grupları ayrımı yapılmadığından, 18 yaş altı tüm çocuklar yetişkinlerle aynı ortamda bulunabilirken, Sanalika 7-12 ve 13-17 yaş gruplarına özel alanlar açmıştır.
- Çocukların olduğu dünyada, zeka geliştirici oyunlar bulunmaktadır ve sosyalleşmeleri için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Oyun içerisinde, 23 Nisan ve 29 Ekim bayramları kutlanmış, 27 Mart Dünya Tiyatro günü kutlanmış, çeşitli ressamların resimleri sergilenmiş, , çeşitli sanatçıların konserleri düzenlenmiştir.
- Çocukların rahatsız edilmemesi için küfür, argo ve hakaret içerikli üye mesajlarının semantik olarak engellenmesi sağlanmış, rahatsız edici eylemlerde bulunan üyelerin sistemden dışlanması sağlanmıştır.
- Başka bir yaş grubundan herhangi bir kimsenin 7-18 yaş grubunun dünyasına girmesi teknik olarak engellenmiştir.
- Sanalika tarafından ebeveynlere yönelik “Aile Koruma Programı” oluşturulmuş, ebeveynlere çocukları için saat sınırlaması, içerik sınırlaması gibi imkanlar getirilmiştir.
- Sanalika’nın çocuk dünyasında, çocukların eğitilmesi için çeşitli eğitim projeleri yapılmıştır.
- Sanalika’da sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çoçukları bilinçlendirme amaçlı çeşitli etkinlikler yapılmıştır ve yapılmaya da devam edecektir.
- Şirketimize başvuran her ebeveyne bilgi verilmiş, sorunları ve şikayetleri çözüme kavuşturulmuştur.
- Zaman zaman Emniyet Müdürlüğü’nden gelen kötü niyetli kullanıcıların IP bilgilerinin kendilerine iletilmesine yönelik yazılara en kısa sürede cevap yazısı yazılarak ve bu konuda her daim eksiksiz bilgi sağlanarak Emniyet Müdürlüğü’ne destek verilmiştir.
Ancak, çocukların hem eğlenmesini, hem sosyalleşmesini hem de eğitilmesini sağlamak için çalışmaların yapıldığı Sanalika oyunu, ne yazık ki “yargısız infaz” yapılarak çocukların cinsel olarak istismar edildiği, çocuk avcılarının cirit attığı, çocukların psiko sosyal durumunu etkileyecek uygunsuz konuşmaların yapıldığı, çocukların içkiye ve kumara özendirildiği bir ortam olarak değerlendirilerek erişim engelleme kararı verilmiştir.
Erişim engelleme kararı talebinde delil olarak, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) ulaşan 208 adet şikayet başvurusu, iki adet gazete haberi ile Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün raporu konulmuştur. TİB’in topladığı 208 şikayetin içeriği incelendiğinde, neredeyse çok büyük bir kısmının aynı kalemden çıktığı açıkça görülmektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün raporunda, çocukların cinsel olarak istismar edildiği, çocukların psiko sosyal durumunu etkileyecek uygunsuz konuşmaların yapıldığı, çocukların içkiye ve kumara özendirildiğinin uzmanlarca tespit edildiğini, ancak bu tespitin neye göre ve nasıl yapıldığı konusunda bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dosyada bulunan gazete haberleri ise aynı kurumun Anadolu Ajansı’na servis ettiği haber metinlerinden başka bir şey değildir. Aynı haberlerde, çocukları korumak amacı bahane edilerek bir çok arkadaşlık sitesinin, oyunların ve sosyal ağların kapatılması için gerekli çalışmaların yapıldığından bahsedilmektedir.
Tüzel kişiliği ve markası sicilde kayıtlı olan; vergisini düzenli olarak ödeyen, ortakları, çalışanları, adresi, telefonları belli olan Sanalika’ya ulaşmak ve rahatsızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak yerine, sorgusuz sualsiz, cevap ve savunma hakkı vermeden siteye erişimin engellenmesini istemek, bize göre iyiniyetli bir yöntem değildir. Zira, kurumlara ulaşan şikayetler ve bazı konulardaki hassasiyetler rahatlıkla çözüm yoluna ulaştırılabilecekti.
Erişim engelleme kararının hukuka aykırılığı konusunda hukukçularımızın itirazlarını yapacaklarını, bunun dışında kurum ve marka imajımızı zedeleyen, ailelerin gözünde oyunumuzu zararlı ilan eden, olmadık suçlamalarda bulunan ve şirketimizi gelir kaybına uğratan kişi ve kuruluşlar hakkında tazminat davalarını açacağımızı kamuoyuna bildirmek isteriz.
Sanalika’nın bazı politikaları eleştirilebilir, -karşı olmakla beraber- Sanalika’nın içinde çocukların bazı kişiler tarafından cinsel istismara uğramalarını ve argo içerikleri engelleyemediği iddia edilebilir, ancak bunları önlemenin yolu siteyi erişime kapatmak ve kafayı kuma gömmek değil, karşılıklı işbirliği yapmaktır. Eğer siteyi erişime engellemek yerine işbirliği yapılabilseydi, oyun içine girebilecek kötü niyetli kişilerin tespit edilmesi ve soruşturulması da mümkün olabilecekti. Bunun dışında, Sanalika gibi oyunlar çocukların eğitimi ve kişisel gelişimi için çok iyi fırsatlar sunabilecektir. Bu tür oyunları ve girişimleri engellemek, ne çocuk istismarını ne de başka suçları azaltabilecektir. Aksine bu tür oyunlar, istismarı engellemek bir yana çocukların eğitilebilmesi için fırsat olarak görülmelidir.
Dünyadaki hiçbir oyun ya da site, çocuklara yüzde yüz koruma sağlayabileceğini iddia edemez ama yüksek sorumluluğun gerektirdiği bu konu hakkında da kayıtsız kalamaz. Biz Sanalika ekibi olarak, her zaman çocukları korumaya yönelik önlemler almaya çalıştığımızı, ebeveynler için kontrol mekanizmaları oluşturduğumuzu, oyun içinde olabilecek kötü niyetli eylemleri her daim engellemeye çalıştığımızı, bugüne kadar kötüniyetli kişilerin tespiti konusunda yasal makamlara yardımcı olduğumuzu her yerde her zaman söyledik. Bunu her zaman da söylemeye devam edeceğiz.
Basına, ailelere ve kamuoyuna saygıyla sunarız.Sanalika ekibi adına
Oyun Stüdyosu Ltd. Şti.
25.11.2010
Sesli Sözlük'ün de sesini kapattılar

Bu sansür haberlerini vermekten çok sıkıldım sayın okuyucu. İtiraf ediyorum bir süredir biliyordum sesli sözlük sitesinin de erişime engellendiğini. İlk önce inanmak istemedim, sonra da bekledim başka bir yazar duyursun diye, belli ki kimsenin eli varmadı. Bu gece sesli sözlük linkini yazdım bir kez daha browser'a memleketimin şahane sansür manzarası yine dikildi karşıma.
Sesli Sözlük sitesi de sizlere ömür, iyi sansürler Türkiye...
Güncelleme: Haberi yaptıktan sonra gelen yorumlarda öğrendik ki sesli sözlük hakkında içerik hırsızlığı yaptığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuş. Kaynak için tık tık
Güncelleme 2.0: Hangi sitenin hangi nedenle kapatıldığını öğrenmemiz ne yazık ki ancak söylence ve/veya tarafların yaptığı açıklamalarla mümkün olabildiğinden haberle ilgili 2. bir günceleme yapmak gerekti. Karanlıkta kör dövüşü tüm hızıyla devam ediyor. Avukat Başak Purut'un konuyla ilgili açıklamasından öğrendiğimiz kadarıyla bir önceki güncellemede verdiğimiz link'e istinaden söz konusu diğer site bu davada taraf değil ancak onunla ilgili de bir durum var-mış. Sesli Sözlük sitesinin kapatılma nedeni telif hakları ihlali gibi duruyor. Gelişmelerle sizlerle olacağız...
30.10.2010
Legatum Institute web sitesi de Türkiye'ye Engelli
engelliler listesine eklemek üzere: http://www.li.com/aboutus.aspx
14.07.2010
Bizimle oynar mısın?
Türkiye’de sansür aldı başını gidiyor, gün geçmiyor ki yeni bir sitenin daha sansürlendiğini öğrenmeyelim. İmza kampanyaları, deklarasyonlar, basın açıklamaları, sansüre karşı olan herkes bir şekilde sesini çıkartmaya çalışıyor ve daha fazla ses çıkartmadığımız sürece sansürden kurtuluş yok. Biz de dedik ki hadi bir oyun oynayalım, hem sansüre karşı kendi sesimizi çıkaralım, hem de herkesle birlikte oynayarak bu sesi güçlendirelim: ELİM SENDE! Sansüre karşı mesajlarımızı elimize yazıp, elim sende diyerek kamuoyuna, medyaya ve siyasilere iletelim. Amacımız yüzlerce -belki de binler ya da milyonlarca- mesajı toparlayıp bir video hazırlamak, şunun gibi bir şey:
Doğa için Çal projesini duymuşsunuzdur, ne kadar yayılıp ses getirdiği de malum. Sansüre karşı yüzlerce insanın mesajlarından oluşan bir video da benzeri bir ses getirmez mi? Bizce getirebilir! Siyasetçiler için kağıt üzerindeki imzaları göz ardı etmek kolay, yazılı bir ismin arkasındaki kişiyi görmeden.. Halbuki karşılarında duran sansüre karşı binlerce insanın yüzünü ve mesajını görmezden gelmek hiç de kolay değil.
Sen de sansüre karşı sesini çıkart ve bize katıl! Bu postaya video yorumu olarak mesajını gönder ve bu sayfayı tanıdıklarınla paylaş. Ne kadar fazla insana ulaşabilirsek o kadar güçlü bir video ortaya çıkarabiliriz. 15 Ağustos’a kadar video topluyoruz, gecikmeden sen de yükle videonu! Evet, imza atmak kadar kolay değil ama internete erişim özgürlüğünü geri kazanmak için bir imza atmaktan biraz daha fazlasını yapabilirsin.
Bu güzel projeye katılmak isteyenleri hemen şöyle alıyoruz.
20.06.2010
İnternet'te Sansüre Karşı Ortak Platform Toplantısı Kararları

19 Haziran 2010'da 13:00-17:00 saatleri arasında KadirHas Üniversitesi'nde yaptığımız toplantı sonucunda aşağıdaki kararlar çıktı:
1) Bir ortak deklarasyon metnini müzakere ettik. Bu, özellikle internetteki son sansür olaylarıyla ivme kazanan hak ve özgürlük ihlallerini güncel bir çerçevede ele alan bir metindi. Taslak metinde bazı değişiklikler yapıldıktan sonra, Pazartesi gününden itibaren paylaşılacak.
2) Ortak Platformun ortak paydası, yani asgari müşterkler konusunda uzlaştık. Bunlar şu ilkeler: - Düşünce, ifade ve iletişim özgürlüğü - Özel hayatın korunması ve Mahremiyet - Erişim hakkı temelinde, - İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi - Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları çerçevesinde İnternette sansürün her türüne, kimden gelirse gelsin, ilkeli bir karşı duruş...
3) Bu ortak payda temelinde, Ortak Platform'un, şimdilik hukuksal bir statü kurmaksızın, bir tür "Çatı Platform" olarak kurumsallaşması gerektiği konusunda uzlaştık. Bu çatı platform içinde yer alan kurum, kuruluş ve bireyler, sadece internet sansürüne karşı yapılacak çalışma ve eylemlerde birlikte davranacak; onun dışında her biri kendi otonom yapısını koruyacak. Bu kurumsal yapının, öncelikle bir "izleme komitesi" (watchdog) olarak davranması, internette sansürün kaydını tutarak envanterini çıkarması, bu billgiyi kamuoyuna iletmesi konusunda anlaştık. Bir diğer önemli çalışma da, benzer uluslararası platform, kurum ve kuruluşlarla ilişki kurarak küresel işbirliğini geliştirmek. Ortak Platform'da yer alan kuruluşların birer temsilcisi ve dileyen bireyler, Platfrom'un koordinatör kurulu gibi davranacak. Bu bir yönetim kurulu işlevi taşımayacak; bu kişiler belirli bir süre içinde değişecek; bu koordnasyon kurulu ve çalışma grupları düzenli olarak toplanacak.
4) Ortak Platform'un bir web sitesi, bu site üzerinde entegre grup ve iletişim faaliyetleri olacak. Siteyi hayata geçirmeyi ve diğer online iletişim çalışmalarını yürütmeyi LKD (Linux Kullanıcıları Derneği) üstlendi. Bu site üzerinden ve buna entegre olacak diğer kanallar üzerinden iletişimde bulunacağız.
5) Burada toplanan ve orada dile getirilen önerilerden hareketle bir çok eylemi tartıştık. Online olarak rahatlıkla yürütebileceğimiz eylemler dışında, mutlaka "sokağa inmek" gerektiğinde de uzlaştık. Toplantı zamanınca ancak ana fikir olarak tartışabildiğimiz bir çok eylemi detaylandırabilmek için, en kısa zamanda bir çalışma yaparak bir eylem planı oluşturmaya karar verdik.
6) Bu toplantıları düzenli olarak, sık aralıklarla tekrarlama kararı aldık. Bu toplantılar, koordinasyon kurulu ve ilgili çalışma ekiplerinin yanı sıra dileyenin katılabileceği bir yapıda olacak. Bundan sonraki ilk toplantıyı da bu ay sonuna doğru yapmayı planlıyoruz.
Toplantıya katılan ve Ortak Platformda yer alanlar:
İNETD (internet teknolojileri derneği)
LKD (Linux Kullanıcıları Derneği)
Cyberrights.org
Netdaş
SansüreSansür
Korsan partisi oluşumu
Alternatif bilişim
Sansure karşı ekşi sözluk zirvesi
Sansüre karşı yürüyüş ve bobiler.org
Sansure yeter! kampanyası
Yeşiller korsan cephesi
Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
www.mmistanbul.com
ARI Hareketi
ve bireysel katılımcılar
9.06.2010
Google skandalı, Türkiye’nin internet sansürü serüveninde “eşik etkisi” yaratır mı?

Bir şeylerin dönüştüğü kesin. Daha önce harekete geçmeyenler sorular sormaya, meseleyi anlamaya çalışıyor. Bir zamanlar hareketli olup umutsuzluğa kapılanlar uyanıyor. Yeni birliktelikler, hareketler, platformlar doğuyor. Farklı demokratik eylem biçimleri yoğun bir şekilde tartışılyor. Toplantılar, gruplar, özel iletişim mecraları örgütleniyor. Öte yandan, “heyecan” yapmak için de henüz erken... gibi duruyor... Bu gelişme bir saman alevi mi, yoksa yaşadığımız bu skandal bizde bir bilinç durumu yarattı mı, kalıcı bir hareket doğurur mu, bunu zaman gösterecek.
“en son ip bloklandığında, en son dns engellendiğinde, beyaz adam dns değiştirmenin kurtuluş olmadığını anlayacak.”