eylem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eylem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.06.2013

Occupy internet!



#occupygezi hakkında her gün bir sürü site, bir sürü çalışma çıkıyor. Bunları daha yakından takip edebilmemiz için bu kaynakları toplamaya çalıştık. Siz eksikleri ilettikçe listeyi güncelleyeceğiz.


Bilgi

İmza-Tepki
Dünyaya duyurmak için: http://www.dunyaduysun.org
Gaz ve şiddete yönelik deliller: http://delilimvar.tumblr.com/
Beyaz Saray'a imza: http://www.resistturkey.org/
Tabibler Odası'nın gazın etkilerine dair araştrması https://www.ttb.dr.tr/gas/home.php
Amnesty International imza kampanyası: http://acileylem.org/eylem-detay.php?q=176
Basına yönelik boykot çağrısı: http://www.medyaboykotu.com
Fotoğraflar

Videolar
Belgesel
Gördüm 
Diren Gezi


wiki-sözlük

Şakalar, komiklikler

Facebook grupları

Twitter Hashtag'leri
#occupygezi #direngeziparki 

 #direnturkiye #occupyturkey #occupytaksim #occupyistanbul #resistanbul

#direngezi #direnistanbul #direnankara #direnizmir #direneskisehir #direnadana #direnbursa #direndersim #direnantakya #direnhatay #direnrize #direnantalya #direnkayseri #direnbeşiktaş #direnkızılay #direnkugulupark #direngazi #direngazimahallesi

#polisigericek #siddetidurdur #bubirsivildirenis #boyunegme

#eylemvakti #opturkey

#geziglobal #reoccupy #supportturkey #wearegezi

#direnantrikot #direnafrika #direnataturkhavalimani

#medyaboykotu #ajanslargrevde #garantidenparanicek #genelgrevedavet

#ethemsarısuluk #ethemsarısulukonurumuzdur #ethemicinadaleticin #ethemicinyuruyoruz #abdullahcomert #mehmetayvalitas

5.11.2009

Bobiler'den internet sansürüne karşı Taksim'e sanal yürüyüş.

"internette sansürü protesto için taksim'e çıkılmasına. 1 milyar kişi olduktan sonra pıt pıt pıt tbmm'ye yürüyecegiz." diyor bobiler. Süper fikir, sanal bir sansürü protesto için sanal bir ortamı kullanmak. Ama gerçekten kullanmak lazım. Yani bu yürüyüşün sonrasında bunu duyurmak, bir şeyler yapmak, kaç kişi katıldı etti, rapor etmek, PR'ını yapmak ve sadece öyle bi enteresanlık, bi cinfikirlilik olarak kalmasına izin vermemek gerek. Yazık edilmeyecek kadar şahane bi fikir zira. Bence öyle yani.

Tıklayın: http://taksim.bobiler.org/

Ya da yürüyün:

20.09.2009

Myspace, Lastfm, sansür, kültür ve "bir avuç insan"...

Yakında tehdit "sanal" olmaktan çıkacak, kapınıza dayanacak. Evinize, özel hayatınıza, sevdiklerinizin hayatına müdahele edilecek. Bakalım o zaman ne yapacaksınız?

19 Eylül 2009 Cumartesi günü Myspace ve Lastfm sitelerine erişim engellendi. Türkiye'nin internet sansürü tarihine yeni bir utanç sayfası daha eklendi. Bu iki site büyük paylaşım ortamları ve bu özellikleriyle birer topluluk platformu. Dolaysıyla bu engelleme, wordpress, Google Sites, Blogger ve Youtube ayarında bir adım. Nitekim engellemelerin yabancı medyada önemli bir yer bulması da bunu gösteriyor.

Kararın çok önce alınmış olmasına rağmen engellemenin bayram arifesinde yapılması da dikkat çekiciydi. Böylece bayram sonuna kadar sitelerin kapalı kalması sağlanmış oldu. Her zamanki gibi engellme gerekçesini bilmiyoruz, ama tahmin ediyoruz. Sitelerin yayın odağı müzik olduğuna göre işin içinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ve MÜYAP var demektir. Arada, Youtube örneğinde olduğu gibi, siteleri Türkiye'de lisans almaya zorlayıp vergi koparmak da düşünülmüş olabilir. Sırada engellenmeyi bekleyen Facebook, Fizy, Friendfeed vb diğer platformlara gözdağı da verilmiş olabilir. Yani bir taşla kuş katliamı.

Yakın zamanda basında FSEK'in yeni maddelerle "zenginleştirileceği" haberleri çıkmıştı. Bu haberlere göre site engellemenin bir kaç adım ötesine geçip IP temelli izleme sistemleriyle kullanıcıların gözetim altına alınacak ve ciddi cezalarla karşılaşacak. Öngörülen cezalar internet erişimin kesilmesinden hapis ve büyük meblağlarda para cezalarına kadar gidiyor. Böylece otorite vites değiştirmiş ve sansürden (içerik engelleme) ve ifade özgürlüğünün gaspından (yayın durdurma), iletişim özgürlüğünün (erişim kısıtlaması, tecrit vb.) ve özel hayat (mahremiyet) hakkının ihlaline adım atmış oluyor.

Fransa'da geçtiğimiz günlerde oylanan ve Anayasa Mahkemesinin kararını bekleyen HADOPI 2 yasası, benzer içeriğiyle başka bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de olacakları haber veriyordu. İktidarların interneti denetim alma çabaları haksız meşruiyet temellerini çocuk pornografisi, terörizm ve telif hakları alanında arıyor. HADOPI'den apartılacağı belli olan yeni FSEK de bu durumun bizdeki tezahürlerinden biri. Yeni yönetmeliklerle güçlendirilen 5651 kod adlı internet sansür yasası ve Ulaştırma Bakanı'nın haber verdiği yeni bilişim suçları yasası da diğer göstergeler (Bu arada "böyle bir yasayı normalde Başbakanın, Adalet Bakanı'nın veya İçişleri Bakanı'nın açıklaması gerekir. Ulaştırma Bakanı'na ne oluyor?" sorusunu soranlar için bu yazının sonundaki adresler aydınlatıcı olabilir).

Bu son iki site kapatmasında protestonun boyutu birazcık daha büyüktü. Ama alıştığımız atalet de olduğu yerde duruyordu. Hatta öyle bir olay var ki, sansürün, nasıl insanların zihinlerine ekilen atalet tohumlarından beslendiğini, insanları nasıl tek kişilik gettolarına kapatıp dışarda hüküm sürebildiğini ibret verici bir şekilde gösteriyordu. Friendfeed ortamında bazı kullanıcıların Myspace ve Lastfm engellemeleri hakkında farkındalık yaratmak için çeşitli girdilerin altına yorum halinde bir haber metni girmelerini bir kaç kişi "spam" diye "Friendfeed yönenetimine ispiyonladı! Yönetimden birileri de bunun sadece "öyle göründüğünü" ama amacın spam olmadığını düşündüklerini söyledi. Elbette herkesin internetin şu kısacık tarihinde yaratılmış olağanüstü kültürden pay almaları beklenemez...

Hep tekrarladığım bir sözü vardır Bruce Sterling'in: "Nerede iletişim varsa orda topluluk da vardır. Çünkü iletişimde bulunmak (commun-icate) ve topluluk (commun-ity) aynı şeydir." Ancak ortak bir şeyleri paylaşanlar iletişimde bulunabilir ve bir topluluk oluşturabilir.

İnternet yapısı gereği topluluk-lar oluşturur. Bu özellik, "netdaş" (netizen) kavramını ortaya çıkarmıştır. İnternet vatandaşları gerçek bir topluluğun parçası olduklarının bilinciyle topluluk haklarını korurlar ve bu eylemi "vatandaşlık bilinci"nin gereği olarak görürler.

Friendfeed'de Türkçe konuşan toplulukta yaşanan bu "kaza", bir çok şeyin, ama öncelikle vahim bir "kültürsüzlüğün" göstergesi. Çünkü vatandaşlık bir kültür bilincidir.

Türkiye'de internet dünyayla eşzamanlı olarak gelişti, ama kültürü yeterince gelişemedi. Nedense teknolojik gelişmeleri alıp onları yaratan kültürden "korunmakla" övünen bir toplumuz. Neredeyse internet tarihi kadar eski bir internet sansürü tarihine sahip olmamız ayıbını da bu kültür kaçkınlığına veriyorum. Çin'de, İran'da yaşanan protesto dalgalarınn onda biri bile yaşanmadı Türkiye'de! Hep bir avuç insan, kısa sürede unutulan, sahip çıkılmayan rüzgarlar yarattı. Her sansür haberinde küfreden, o sırada kime kızıyorsa ona verip veriştirip, hükümeti, medyayı, onu bunu suçlayıp, sonra DNS ayarlarıyla oynayan iki kuşak gördü bu ülke!

Çok yakın bir gelecekte sadece sansürlenen site sayısını değil, iletişim özgürlüğü gaspedilen, özel hayatlarına tecavüz edilen, ağır para cezalarıyla yaşama hakları ellerinden alınan, hatta hapsedilen, tanıdığımız, bildiğimiz, "gerçek" insanları konuşuyor olacağız. O zaman internetinizin ayarlarıyla oynayıp, "bana ne kardeşim ben her yere giriyorum, akıllı olun siz de girin" diyemeyeceksiniz....

Yakında tehdit "sanal" olmaktan çıkacak, kapınıza dayanacak. Evinize, özel hayatınıza, sevdiklerinizin hayatına müdahele edilecek. Bakalım o zaman ne yapacaksınız?

O, keyfinizi kaçırıyor, eğlencenizi bozuyor diye sinir olduğunuz, ilgi çekmekle suçladığınız, dalga geçtiğiniz, hak verip sırtını sıvazlayıp sonra sırtınızı döndüğünüz, bir heyecanla elinden tuttuğunuz, sonra hayat gailesine kapılıp elinizi çekiverdiğiniz, unuttuğunuz... o "bir avuç insan" var ya?

Hakkınıza, hukukunuza, özgürlüğünüze kastedildiğinde, işte o insanlar yanınızda olacak....


Aydınlanma:
"Türkiye'de internet sansürünün kısa tarihi... ve mümkün geleceği!
"Fransa, telifli içerik indirene ceza getiren HADOPI2 Yasası’nı kabul etti. Türkiye bu akımdan etkilenir mi?"

1.04.2009

Göbeğini kaşıyan adamı huzursuz etmek!




Herkese merhaba.
Sanırım bir önceki arkadaşımızın yazısında, hareketin, eylemlerin bizi tatmin etmediğini açıkça görüyorsunuz. Bahsettiği gibi herkesin yapabileceği, sadece internet sitelerine uygulanan sansürler değil diğer mecralarda yapılan ve daha önce yapılmış sansürleri de içine alacak, aynı zamanda toplumumuzun tüm katmanlarının anlayabileceği, destek olabileceği bir eylem planına ihtiyacımız var.


Bu eylem öyle bir şey olmalı ki bir dernek, bir grup oluşunca anamızın babamızın bile bize terörist gözü ile bakabildiği ülkemizde insanların çekinceleri olmadan katılabileceği bir eylem. Öyle bir eylem ki herkesin katılabileceği basitlikte bir eylem. Öyle bir eylem ki çok basit, çok kolay ve çok eğelenceli.

Biz toplum olarak eylemci insanları çok sevmeyiz, onlara huzur bozan boş beleş işler yapan insanlar olarak bakarız, bunun ülke tarihimizde yaşananların etkisi ile olduğunu az çok kitap okumuş yaşdaşlarım bilirler. Fakat nereye kadar? Biz, siz, ben, sen göbeğini kaşıyan adamlar.

Evet öyle bir eylem ki göbeğini kaşıyan adamın dahi hoşuna gidecek, huzursuz olacak, katılmak zorunda hissedecek.


Akşam işinden evine gelen abimiz, televizyonu açıyor koltuğuna oturuyor ve bizden habersiz, sansürlerden habersiz çünkü ne verilirse onu yiyen bir abimiz o. Abi deyip geçmeyin, o abiler oy veriyorlar ve Türkiye'nin yarısından fazlası o abi. Yani bizler onları da bu işin içine katmak durumundayız.


Şimdi dostlar, biz çekirdek grup diyebileceğimiz bir çevre insanına sesimizi duyurduk, ilk eylemle belli bir olgunluğa eriştik, şimdi gerilla harekatına başlama vakti gelmiştir. Göbeğini kaşıyan abilere sansürün sözlük anlamını öğreteceğiz, daha sonra örnekleri gösterip bunun neme nem bir şey olduğunu anlatacağız.


Facebook'da çok acayip gruplar var, bazen bakıp -yahu binlerce kişi nasıl oluyor da bu grupta toplanıyor diyenleriniz vardır benim gibi. Yine aynı şekilde çoğunuzun sadece internet ve benzeri iş dallarındaki insanların bir araya geldiği buna benzer toplantı vb. şeyleri görüyorsunuzdur. Bilmemiz gereken en önemli konu "bize kimse/hiç bir şirket sponsor olmaz" biz onları mecbur bırakırız, bu işler böyle. Biz enteresan, dahiyane ve zekice bir hamle, bir eylem yaparsak şayet ve bu abilerimizin dikkatini çekerse göreceksiniz peşimizden koşacaklar.


Haydi şimdi herkes diğer bize göre normal insanlardan da fikir alarak eylem planlarını yazmaya; bilgi@sansuresansur.org