25.03.2009

Sansür Durmak Bilmiyor!

Erman Haskan'ın Yazısını aynen aktarıyorum...


Bloggum'a Erişim Engellendi

Ülkemizdeki internet sansürü gün geçtikçe artıyor. Son sansür vakası da dün engellenen ve temeli Türk bir blog servisi olan Bloggum.

Önceden de sansürlenen ama sonradan sansürü kaldırılan Wordpress ve Blogger gibi Bloggum da belirli sayfalar yerine komple erişime engellendi! Wordpress ve Blogger sansürleninde herkes ayağa kalkmıştı ama Bloggum engellenince, -biraz da kullanıcı sayısı diğerlerine göre çok daha az olduğu için- ne yazık ki büyük bir tepki olmadı. Ve yine ne yazıktır ki insanlar sansür ayıbına alışmaya başladı.

Bloggum'un yaptığı açıklama :
2 yıl önce ilk yayına başladığımız zamanlarda wordpress.com yayına kapatılmıştı. ve biz o sıralar daha çiçeği burnunda bir blog servisi olarak bir yarışma düzenlemiş ve ödülleri kazanan blogculara vermiştik. o yazıda aynen altı çizili olarak şunu yazmıştık wordpress.com kapatılması olayı umudumuzu şimdilik kırsada , gelecekten umutluyuz. ve şimdi gördük ki o zamanki umutlarımız bu güne gelindiğinde gerçekleşmediği. bizi bu gün işte ayenen üzen bu hayal kırıklığı. bizler dünya ligine çıkmayı hedeflerken ülkemiz bizi yasakladı. tabiki kapatılma nedenimiz illegal içerik, telif hakları ve başka bir konu olabilir. bu internetteki bir yazı yüzünden tüm interneti erişime kapatmak gibi bişey. bize gelen geri bildirim ve şikayetler doğrultusunda 100 lerce blogun yayınına son verdik. binlerce içerik silindi. bize herhangi bir uyarı yada şikayet bildiriminde bulunmadan kapatılmak gerçekten binlece üyesi ve miliyonlarca ziyaretçisi olan bir siteye büyük haksızlık. bizler gerekli girişimlerde buluncağız. mağdur durumda olan blogcularımızı bu durumdan kurtarmak ve yeniden yayına geçmek için elimizden geleni yapacağız. bu arada siz üyelerimizden ricamız tepkinizi her türlü platformda dile getirmeniz yazmanız. böyle yapmayacak olursak dünyada ülkemiz daha uzun yıllar sansürcü ülkeler listesinde yer alacaktır.
Konuyla ilgili bazı paylaşımlar ve blog yazıları: 1,2,3,4

20.03.2009

Helal Etmiyorum!

Biliyoruz ki Akp oy almak amaçlı bir çok şey dağıtıyor. Kömür, bulaşık makinesi ve hatta para da bunlara dahil... İşte yalnızca bu materyalist yaklaşım için Akp'ye oy verenlere hakkını helal etmeyenlerin kurduğu internet sitesi; www.helaletmiyorum.org" bir gün içinde kapandı. Bu sansür için de site kurucularından şöyle bir yazı geldi;

AKP’nin seçim rüşvetlerine karşı açılan ve hızla destek gören helaletmiyorum.org bilinmeyen bir sebeple kapatıldı.
48 saat içinde yaklaşık 15 bin tekil kullanıcıya ulaşan site internet üzerinde bir muhalefet oluşturmayı amaçlıyordu.

AKP’nin seçim rüşvetlerine kanıp oy veren kişilere sitemkar bir dille “hakkımı helal etmiyorum” diyen sitede yardımlara karşı olunmadığı belirtiliyordu. Sitemizde sadece yardım karşılığı oy değiştirenlere sitem ediliyordu.

AKP’nin sosyal devleti bitiren ve çirkin bir sadaka kültürünü topluma dayatan siyasetini eleştiren helaletmiyorum.org’un yeniden açılması için çalışmalarımız sürüyor.

Her müdahalede sesimiz daha yüksek çıkacaktır.


Tek bir düşünce düzeni oturtmaya çalışan ve bu düzene karşı olan her türlü atılımın önünü kesen bu totaliter rejim yanlısı tavırların en kısa zamanda bitmesini yürekten diliyorum.

10.03.2009

Ne evrimi mel'un!

TÜBİTAK, yani Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Türkiye'nin en üstteki bilim kurulunun senelerdir yayın hayatını sürdüren Bilim & Teknik dergisi hükümetin politikaları doğrultusunda yayın hayatını farklı kulvarlarda sürdürmeye başladı. Öyle ki, Evrim Teorisi'nin sahibi Darwin'in kapak olduğu son (mart) sayısı, kapak ve içerideki 15 sayfa üst yönetim tarafından sansüre uğradı. Badem bıyıklıların işgal ettiği TÜBİTAK'ın bu efsanevi dergisinin yayın yönetmeni Dr. Çiğdem Atakuman ise görevinden alındı!
(Aşağıdaki yazı Tempo'dan alınmıştır.)
"UNESCO, Darwin’in 200. doğum yıldönümü ve “Türlerin Kökeni” adlı eserinin yayımlanmasının 150. yılı nedeniyle 2009’u “Darwin yılı” ilan etti. Tüm dünyanın en önemli bilim kurumları Darwin’i çeşitli aktivitelerle anarken, en prestijli bilim dergileri yazılar yayımladı. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Çiğdem Atakuman da, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart 2009 sayısının kapak konusu olarak belirlediği Darwin ile ilgili yazılara yer verdi. Ancak geçen hafta başında dergi basım aşamasındayken, Yayın Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Cebeci, son anda bu yazıları dergiden çıkarttı ve Atakuman’ı 6 Mart’ta odasına çağırarak, yayın yönetmenliğinin yanı sıra vekâlet ettiği Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı’ndan da aldı. Resmi bildirimin ise kısa süre içerisinde yapılacağı öğrenildi.

Darwin gitti küresel iklim geldi
Cebeci’nin müdahalesinin ardından Darwin’in yerine, “Küresel İklim Değişikliği” kapak konusu olarak belirlendi. Darwin yazıları dergiden çıkarılmış olmasına karşın, şimdiye değin yayımlanan Darwin ve evrim kuramıyla ilgili kitapların kısa tanıtımlarına dergide yer verildi. Böylelikle Bilim ve Teknik Dergisi, tarihinde ilk defa sansüre uğradı.

Atakuman olayı doğruladı
Çiğdem Atakuman görevden alınması yolundaki haberleri yalanlamadı ancak, "Halen TÜBİTAK çalışanıyım. Konuşmam doğru olmaz" dedi. Derginin değiştirilen mart sayısında Atakuman’ın ismi künyede yer değiştirdi ve "Sorumlu Yazı İşleri Müdürü" olarak yer aldı.
'Nöbet değişikliği olabilir'
TÜBİTAK’ta nöbet değişikliklerinin olabileceğini belirten Cebeci, Milliyet'in “Müdahalenizle kapak konusu değişti mi? Çiğdem hanımı görevden aldınız mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Ben kapakta Darwin göremiyorum. İç süreçlerimiz sağlıklı şekilde işliyor. Çiğdem hanımın şu anda görevden alındığını sanmıyorum. Görevden almada benim imzam olur mu, olmaz mı bilmiyorum ama yetki başkanın. Ben görevden alamam. Ama talep eder miyim onu da bilemiyorum.”

Tartışılan Kurum
TÜBİTAK yönetiminin şekillenmesi AKP döneminde zaman zaman tartışma konusu oldu. 2004’te vekâleten Başkanlığa atanan Prof. Dr. Nüket Yetiş, 2008’de adı “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu” olarak değiştirilen ve yeniden düzenlenen yapısıyla TÜBİTAK’a bu kez asaleten atandı.

Prof. Cebeci Suudi Arabistan’da çalıştı
Prof. Cebeci, ODTÜ Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. ABD’de doktora yapan Cebeci, önce ODTÜ’de, 1980-1989 arasında da Suudi Arabistan’da Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1984’te aynı üniversitenin Hizmet Ödülü’nü alan Cebeci, 1990’da profesör oldu, 2003’te de TÜBİTAK Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.

42 yıldır yayımlanıyor
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, 42 yıldır, Türkiye’nin ilk ve en önemli popüler bilim dergisi olarak yayın hayatını sürdürüyor. TÜBİTAK 1993’ten itibaren popüler bilim kitaplarını da yayımlamaya başlamıştı.

Evrim iki kez kapak olmuştu
Bilim ve Teknik Dergisi daha önceki yayınlarında sık sık evrim konusuna yer vermişti. Son on yıl içerisinde dergide 59 adet evrimle ilgili makale yayınlanırken, daha önceki iki sayının kapak konusunu da evrim oluşturdu. Derginin Şubat 1999 sayısının kapak konusu 'Canlıların Evrimi'... Bilim ve Teknik Dergisi, Kasım 2001'de de 'Evrim Tartışmaları' kapağıyla okuyucularının karşısına çıktı. TÜBİTAK bünyesinde yayınlanan Popüler Kitaplar serisinde de 'Darwin ve Evrim Kuramı'na dair yayınlanmış kitaplara yer veriliyor. 'Üçlü Sarmal, 'Darwin ve Sonrası', 'Darwin ve Beagel Serüveni' bu seride çıkan kitaplar arasında yer alıyor. Popüler Kitaplardan en son da 'Yaşam öyküleri' serisinden Charles Darwin'in biyografisi yayınlandı.

Semavi dinlerle ters düşüyor
19. yüzyılda yaptığı çalışmalarla bilinen İngiliz doğabilimci Charles Darwin, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ve doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini anlattığı “Evrim Teorisi”yle biyoloji biliminin temelini de oluşturmuştu. Teorisiyle, semavi dinlerin merkezindeki “yaratılış” fikrine ters düştüğü gerekçesiyle eleştirilen Darwin’in “Evrim Teorisi”, insanların, goril ve şempanze gibi maymun türlerine benzerliğini de ortaya koymuştu.

4.01.2009

Ne Yaptığınızın Farkında Mısınız?

Sansürle doğrudan alakalı değil belki ama sansür yasalarının, sansürcü zihniyetin ikiyüzlülüğünü göstermesi açısından iyi bir ornek Vakit gazetesi ve ölen 7 genç hakkında yaptıkları ahlaksız yayınlar. Aşağıdaki ortak tepkimizdir, katılıyorsanız yazıyı kopyalayıp bloglarınızda yayınlayabilirsiniz.

Vakit Gazetesi'ne...

Haberciliğin Yansızlık, Duyarlılık ve Etiklik ilkelerini, her şeye rağmen gazeteci kimliğiniz olduğunu düşünerek size öğretmek niyetinde ve zahmetinde değildik fakat gazetenizde yapılan haberler ve habere dayalı akla, mantığa ve vicdana sığmayan yorumlara gazeteci olamasak bile başta “İnsan” oluşumuzdan kaynaklı bir içgüdüyle tepkisiz kalamadık ve bu ilkeleri size büyük bir şiddetle hatırlatmaya karar verdik.

Ankara’da doğalgaz yüzünden ölen yedi genç ile ilgili “İsrail'in Gazze’ye yönelik katliamına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu” ile başlayıp devam eden haber metninizin hangi habercilik anlayışı, ilkesi ve duyarlılığı ile yazıldığını merak ediyoruz. Yaşları 19 ile 23 arasında değişen, hayatlarının baharında yedi gencin doğalgazdan zehirlenerek ölmelerini, alkole, uyuşturucuya, ahlaksızlığa, Filistin’e bağlamanız akıl alır bir şey değil ve hiçbir şekilde dine ya da insanlığa sığmıyor.

Kimse Filistin’de çocuklar ölüyor diye sevinmiyor. Hiç kimse Kuran kursu yıkılıp da altında can veren çocuklara sevinmiyor. Kimse depremde ölen binlerce cana sevinmiyor. Yılbaşı kutlaması ya da değil, alkollü ya da değil, hatta inançsız ya da değil, hiç kimse böyle bir ölümü hak etmez. Dindar geçinen bir gazetenin, inandığı din uğruna bunu söyleyebilmesini beklerdik. Ama siz yaptığınız haber ve yorumlarla, resmen "ölümü hak ettiler, kendi suçları" demeye getiriyorsunuz ve işin esas sorumlularının aranmasına engel oluyor, olaydaki ihmalin göz ardı edilmesine sebep oluyorsunuz.

Ne yaptığınızın farkında mısınız?

O çocukların kim olduğu ve ne yaptığı bilinmez. Önemli de değil, ölüm sebepleri bunlara bağlı değil çünkü. Doğalgaz sızıntısı sizi de uykunuzda yakalayabilir. Ne olursa olsun, ölüm “yaşasın, hak ettiler” denecek bir şey değildir. Bunu demek katillere icazet vermektir. Size göre alkol alan birinin, açık giyinen birinin, kızlı erkekli aynı evde bulunan birinin, bir katilden, bir tecavüzcüden daha ahlaksız olması ne kadar acı.

Sizi, acı bir olay sonucu vefat etmiş yedi genç arkasından geride kalan yakınlarını ve ailelerinin neler hissedebileceğini de düşünemeyerek her türlü akla, mantığa ve vicdana sığmayan yorum içerikli bu haber yüzünden ne çeşit tepkiler alabileceğiniz konusunda bir örnekle defalarca düşünmeye davet ediyor, yedi genç ve aileleri gıyabında şiddetle kınıyor ve bir an önce bir özür metni yayınlamanızı bekliyoruz. Özür dileyeceğinizi umuyoruz çünkü o ailelere bir özür borçlusunuz, bu ülkeye bir özür borçlusunuz.

Ölenlerin her ne olursa olsun, insan olduğunu hatırlamanız ve bu tip bir acıyı bir gün sizlerin de yaşamamanız dileğiyle... Dikkat edin, "yaşamamanız" diyoruz çünkü biz iyiyiz, biz insanız, biz kimse ölsün, evlat acısı yaşasın istemiyoruz!!!

Bir grup iyi “İNSAN”

3.12.2008

Nacizane Sozluk Yasagi

a.o sebepli nacizane sozluk yasagi devam etmekte. ilk mahkeme sozluge
bilgi verilmeden geçtiğimiz günlerde yapılmış, ikinci mahkeme ise
04.12.2008'de yapılacakmış. herhangi bir destek bulamazlar ya da
kamuoyu oluşturamazlarsa Kerem Altıparmak öncülüğünde aihm'ye
başvuruda bulunmaya hazırlandıklarını söylüyorlar.

Aşağıda nacizane sozluk'un basin bildirisi yer aliyor:

"susturamazlar!

bizler, internet üzerinden iletişimin ve bilgi akışının bugün en büyük
enstrümanlarından biri haline gelmiş olan internet sözlüklerinden
(url: www.nacizanebilgi.com) adresli nacizane bilgi sözlüğünün
yazarları olarak, uzunca bir süredir, maksadını aşan bir mahkeme
kararıyla susturulmaya çalışılıyoruz. aslında maksat aşılmamış bizlere
göre. maksat ne yazık ki hakikaten susturmak ve biz gerçekten de ne
olduğunu anlayamıyoruz. mantığımıza sığmıyor çünkü. o zaman en iyisi
şöyle düzeltelim:

uzunca bir süredir, hukukun boşluklarının kötüye kullanılmasıyla
aldırılmış bir mahkeme kararıyla susturulmaya çalışılıyoruz.

suç unsuru olduğu öne sürülen içerikler yüzünden, sitemizin tamamı
engellenmiş, iletişim ve haber alma hakkımız gasp edilmiştir. hiçbir
ticari kaygı gütmeyen sitemizden istenenler ve sitenin tekrar
açılabilmesi için gözden çıkarmamız gereken bedeller ne yazık ki
bizleri kapanmanın eşiğine kadar getirmektedir. her zaman her türlü
görüşün ülkemizdeki birlik ve beraberliği bozmadan özgürce dile
getirilebildiği nacizane sözlüğümüz de internetteki diğer birçok bilgi
paylaşım platformu gibi sansürün gölgesi altında bırakılmak
istenmektedir.

tv'lerin karartılması, dergilerin kapatılması, youtube gibi video
paylaşım sitelerine erişimin engellenmesi, blog sayfalarının
yasaklanması gibi uygulamalar bizi de vurmuştur, vurmaya devam
etmektedir.

bu mesnetsiz kısıtlamaların bununla kalmayacağı, gün geçtikçe
olanlardan cesaret alarak kendini yavaş yavaş inşa etmeye devam eden
baskı rejiminin bir gün hepimizi etkileyeceği açıktır.

bizler, nacizane sözlük yazarları, tüm bu sansürcü uygulamaları
protesto ediyor ve tüm kamuoyunu özgür internete destek, bu haklı
mücadeleye taraf olmaya davet ediyoruz.

bizler, tıpkı bizlerden once gazeteci, yazar, şair kısacası "düşünür"
büyüklerimizin yaptığı gibi, yılmadan korkmadan doğru bildiklerimizi
yazmaya devam edeceğiz.

susturulmaktan bıktık, konuşmaktan bıkmayacağız!"

25.11.2008

Internet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır kitabi yayımlandı

Cyber-Rights.Org.TR » Internet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır

Dr. Yaman AKDENİZ & Dr. Kerem ALTIPARMAK

Bu Çalışma İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) ‘İfade Özgürlüğü Programı’nın katkılarıyla 25 Kasım 2008 tarihinde http://privacy.cyber-rights.org.tr/ adresinde yayımlanmıştır.

sansurkapakTUR.jpg


Yönetici Özeti
Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından yazılan İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme başlıklı kitapta Türkiye’de İnternet’teki içeriğin yasal düzenlenmesi ve sansür konularında bir durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada, İnternet’teki içeriğin yasal düzenlenmesi konusundaki diğer girişimlerin yanısıra yeni çıkarılan ve kısaca ‘5651 Sayılı Kanun’ diye anılan ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’ ve onunla ilintili düzenlemeler de eleştirel açıdan değerlendirilmiştir. Kitap, mevcut düzenleme sistemlerinin nasıl işlediğini ve ağırlıklı olarak Türk yargısının yetki alanı dışında bulunan web sitelerine erişimin mahkeme ve idari erişim engelleme kararlarıyla nasıl engellendiğini örnekler vererek incelemiştir. Bu incelemede 5651 Sayılı Kanun’un uygulanmasıyla ilintili olduğu ölçüde ‘Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (‘TİB’) ve onun yasadışı etkinlikleri izleyen ‘İnternet Bilgi İhbar Merkezi’nin kuruluş ve işleyişi de değerlendirilmiştir. Çalışmada bu yeni düzenlemenin kapsamı dışında kalan erişim engelleme kararları da ele alınmıştır.

Kitabın Birinci Bölümünde 5651 Sayılı Kanun’dan önceki sansür uygulamaları, 5651 Sayılı Kanun’un gelişimi ve yürürlüğe girmesi, onun uygulamaları ve eleştirel değerlendirmesi dâhil olmak üzere, Türkiye’de İnternet içerik düzenlemelerinin tarihçesi ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Birinci bölüm, ayrıca Türkiye’deki web sitesi engelleme ve kapatmalarının temel gerekçelerini özetleyerek değerlendirmesini yapmıştır. İkinci Bölümde, Türkiye’de İnternet yönetimine ilişkin mevzuat ve uygulamanın, AİHS ve Anayasa hukuku açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir. Engellemeye ilişkin yargı kararlarının ve idari işlemlerin etkinliği ile filtrelenmiş ve engellenmiş web sitelerine erişim için Türk kullanıcılar tarafından başvurulan ‘boşluklardan yararlanma’ teknolojilerinin kullanılabilirliği ve değerlendirilmesi de bu bölümde yapılmiştır. Kitap, daha sonra, Üçüncü Bölümde Türkiye’yi bu konuda ilgilendiren uluslararası gelişmeleri gözden geçirmiş, İnternet’te içerik düzenlemeleriyle ilgili olarak Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi düzeyindeki gelişmelere de değinmiştir.

Akdeniz ve Altıparmak, kitabın son bölümünde bazı önemli tavsiyeler sunmuştur. Bu bölümde 5651 sayılı Kanun’un kamuoyundan destek görmediğinin altı çizilmiş, ve 5651 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorunlar ve mevcut hukuksal rejim değerlendirilmiştir. Kitapta açıklanan gerekçelerle 5651 Sayılı Kanun’un kaldırılmasının en doğru çözüm olduğu yazarlar tarafından öngörülmüştür. Akdeniz ve Altıparmak, Hükümetin, mevcut politikası yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politika geliştirecek geniş bir kamuoyu yoklaması yaptırması gerektiğini, fakat bu yeni girişimin şeffaflık, açıklık ve çoğulcu bir yöntemle gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Yazarlar Hakkında

Doç. Dr. Yaman Akdeniz Leeds Üniversitesi (İngiltere) Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Fakülte içinde kurulmuş olan SiberHukuk Araştırma Ünitesi’nin koordinatörlüğünü yapmaktadır ve SiberHukuk LLM (hukuk ‘master’) programından sorumludur. Aynı zamanda Cyber-Rights.Org adlı kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütünün kurucusu ve 1997’den beri başkanıdır ve 2003 yılından beri de bilgi edinme hakkı konusunda çalışmalar yapan BilgiEdinmeHakki.Org’un ortak kurucu başkanıdır. ‘İnternette Çocuk Pornografisi ve Hukuk; Ulusal ve Uluslararası Etkiler’ (Internet Child Pornography and the Law: National and International Responses) adlı kitabı Haziran 2008’de Ashgate tarafından yayımlanmıştır. Akdeniz hakkında daha fazla bilgiye http://cyberlaw.org.uk adresinden ulaşabilirsiniz. İletişim için lawya@cyber-rights.org adresini kullanabilirsiniz.

Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesidir. SBF’de lisans ve lisansüstü düzeyde insan hakları ve idare hukuku dersleri veren Altıparmak, Fakülte’nin İnsan Hakları Merkezi’nin de yönetim kurulu üyesidir. Merkez tarafından yürütülmekte olan araştırma ve eğitim programlarından sorumlu olan yazarın ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış insan hakları ve silahlı çatışma hukukuna ilişkin çok sayıda çalışması bulunmaktadır. Yazarın çalışma konuları arasında ifade özgürlüğü dışında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, işkence yasağı ve insan hakları kurumsallaşması bulunmaktadır. Çalışmaları için bkz: http://80.251.40.59/politics.ankara.edu.tr/altipar/ İletişim için: kerem.altiparmak@politics.ankara.edu.tr.

Kitap Erişim: İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme PDF formatında http://www.cyber-rights.org.tr; http://cyberlaw.org.uk; http://www.ihop.org.tr/ sitelerinden hem Türkçe hem de İngilizce olarak 25 Kasım 2008 Salı günü yayımlanacaktır. Çalışmanın basılı Kitap olarak da İHOP’tan ve kitapçılardan temin edilmesi mümkün olacaktır.

1. İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme - Siyah/beyaz PDF versiyonu
2. İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme - Renkli PDF versiyonu
3. For the English versions of the book click here.

24.11.2008

5.11.2008

Mustafa...

Günde belki on tane mail geliyor. Mustafa filmi ile ilgili. Gidenler, "hayatta gitmem" diyenler, beğenenler, sponsor olanlar, olmayanlar… Ülkenin ruhsal durumunu Mustafa'ya bağlayan yazarlar… Can Dündar'a derinden destek veren Birand'lar ya da kendi kısa cümleleri ile yeren Yılmaz Özdil'ler.

Konumuz Atatürk. Hasas, kırılgan. Çok doldursan az, az doldursan çok olması olası… Herkesin hakkında bir şeyler söyleyebileceği çok tanıdık biri… Atatürk.

Millet olarak konuşabileceğimiz ortak konularımızı sayalım: futbol, politika(!), prime time dizileri ve Atatürk. Bu kategorizasyonda Atatürk'ün yeri tabi ki başka. Bu ortak konuların ortak yanı ne? Ağlatmaları, entrikaları, trajedileri… Son ana kadar kötü olup, son anda gelen zaferleri. Yıkılsalar da geri dönmeleri. Çoğunlukla mutlu sonları. Böyle bir iç yapılanmadan oluşan bir millet de Atatürk filminden ne bekler? Tabi ki ağlamayı. Milliyetçiliğinin üst seviyeye çıkmasını, tüylerin diken diken, yüreklerin buruk olmasını. Gerçeklerin sevdikleri yanlarını göz önüne serilmesini. İstemedikleri taraflarını da görmezden gelmeyi. İşte "Mustafa" filminde de görmezden gelmek istedikleri kısımlara odaklanmış bir eleştiri kitlesi görüyorum. Hatta içlerinde Osmanlı'nın o modernize edilmemiş tutucu taraflarını taşıyanları. Atatürk'ün değiştirmek isteyip değiştiremediklerini görüyorum. Atatürk'ün rakı bardağına bakıp "saf, alkol, kötü, yanlış" kelimelerinden öteye geçemeyenleri. Cepheden yazdığı mektuplara "aaa, oralarda kadınla mı uğraşılır" diyip, Atatürk'ün hayatla olan bağlantısını yadırgayanları ve onun yalnızlığını asla kabullenmeyenleri.

Liderler hep yalnızdır aslında. Amaçları vardır, büyüktür. Vücutları direnemez kendilerine ama amaçları direnir. En hareketli zamanlarda huzuru, en huzurlu zamanlarda da hareketi özlerler. Zaten onları lider yapan beklentilerinin bitmemesidir. Düzene yenilmemeleri ve düzeni inatla düzenlemek istemeleridir. Bu yüzden kabullenmek onlar için zordur. Noktalar güçtür. Bunları biliyorum. Çünkü "Mustafa" sayesinde bir lider ile ilgili sadece anlatılanları değil, liderin kendisini de görüyorum. Geceleri karanlıktan korkuyorum. Işıksız uyuyamıyorum. Atatürk'e benziyorum. Can Dündar'a da bana bu benzerliği fark ettirdiği için teşekkür ediyorum.

(Bir filmin bana hissettiklerini kendimi sansürlemeden salt olarak paylaşıyorum. Kelimelerimi özenle seçmiyorum. Çoğunluk hayır derken ben evet diyorum. Bu filmi olduğu gibi seviyorum. Ancak hayırcıların bu filmi kırpmasından, kendi kafalarına göre uyarlayıp bütününü yok etmesinden ve "yasak" başlığı altına koymalarından korkuyorum.)



29.10.2008

Bedava Digitürk izle, Bedava Film İndir

Sayın DigiTurk PR Departmanı veya “ANTIFRAUD” Departmanı Yetkilisi,
(tabii eğer var ise öyle bir şey)

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,
üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,
yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.
Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.

Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı



not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum (evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirtmeye üşenmeyin (bkz: not 2)

not 5:
Ufak bir google araması ile, bu mimin ne kadar etkin olduğunu görebilirsiniz.
http://www.google.com/search?hl=en&q=bedava+digiturk+izle

“Hocam, sen virüs nasıl yayılır bilir misin?” 4 Perdelik Trajikomedi

Perde 1
Tüm Kapatmalar Hukuka Aykırı" isimli yazı Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi üyesi Kerem Altıparmak tarafından yazılmış ve 20 Ekim'de bianet'te yayınlanmıştı. Oktar'ın bugüne kadar aynı gerekçelerle Silivri ve Gebze mahkemelerine yaptığı başvuruların sonucunda 61 sitenin erişime kapatıldığını hatırlatan Akdeniz ve Altıparmak, bu durumun mahkemelerin yorum yöntemlerini kullanmasıyla ilgili bir sorundan kaynaklandığını belirtiyordu. Buna göre, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”u es geçen mahkemeler, hakaretle ilgili diğer düzenlemeleri uyguluyor. Oysa, konuya ilişkin özel bir düzenleme getiren 5651 sayılı kanunun uygulanması gerekir. Bu kanunda da sitelerin erişime kapatılması gibi bir düzenleme bulunmuyor. Akdeniz ve Altıparmak, hali hazırda kapatılacak siteye kapatmadan önce savunma hakkı verilmediğine, birçok durumda kapatmaya gerekçe gösterilmediğine de dikkat çekiyordu.

Yazının tamamı:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110319/internete-karsi-adnan-hoca-tum-kapatmalar-hukuka-aykiri


Perde 2
A.O ve avukatları Bianet’e, aba altından soba gösteren bir tehdit mektubu yollarlar, ki bu mektubun tarzı yaklaşık şöyledir:

“Sitedeki, müvekkillerim ile ilgili söz konusu hukuka aykırı yayınların 24 saat içinde yayından çıkarılmasını talep ediyor, aksi halde bu yayınların kaldırılması amacıyla mahkemeye başvurmak zorunda kalacağımızı ihtaren bildiriyoruz. Benzeri durumda, Türk Mahkemeleri başta wordpress.com, richarddawkins.net, egitimsen.org.tr ve groups.google, gazetevatan.com sitesi olmak üzere çok sayıda internet sitesine Türkiye’den erişimi yasaklamışlardır. Bu nedenle milyonlarca kişi halen bu sitelere Türkiye’den ulaşılamamaktadır.”

Yazının tamamı:
http://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=210

Perde 3
Bianet bu tehdite aldırmaz, avukatlara sorar, ilgili yazıda hakaret içeren hiçbir şey olmadığını vurgular, bir de utanmadan “kapamıyoruz” diye bir yazı koyar ana sayfasına.

Yazının tamamı:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/110527/adnan-oktarin-kapatma-tehdidiyle-yayindan-yazi-kaldirmiyoruz


Perde 4
Ama işte internet öyle bir şeydir ki, okunmasını istemediğiniz yazılar bile, bir bakarsınız bloglarla, gazete yorumlarıyla, facebook’la, email gruplarıyla, ekşi’de, sosyomat’ta, wiki’de, bigu’da, friendfeed’de, twitter’da ve daha binlerce sosyal platformda birden yayılıverir. Bu bilgi çağında bilgiye erişimi engellemek zor be hocam, ne yaparsın...

Ha bir de, tdk.gov.tr katkılarıyla bilginize sunarız:

Eleştiri - is. 1. Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.
Hakaret - is. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü söz veya davranış.

Sansüre Sansür Hareketi
http://www.sansuresansur.org

28.10.2008

Blogger and Blogspot blocking orders removed by the Turkish court

[Blog entry by Dr. Yaman Akdeniz]

It is now been reported by a media news source that the Diyarbakir First Criminal Court of Peace has removed the blocking order it issued on 20.10.2008 (order no. 2008/2761) and executed on Friday, 24 October, 2008 with regards to Blogger.com and Blogspot. The DNS servers should be updated by end of today so currently users may still be unable to access the popular blogging sites.

It is, however, unclear why the order has been lifted and it seems like the ban is lifted until Digitürk provides to the court further evidence with regards to its claims for football streaming piracy. Therefore, I would not be surprised to see the blocking order and the ban reinstated.

A detailed assessment of the Turkish approaches to Internet content regulation will be provided in an 80 page long report entitled Restricted Access: A Critical Assessment of Internet Content Regulation and Censorship in Turkey written by Dr. Yaman Akdeniz and Dr. Kerem Altiparmak. This bi-lingual (English/Turkish) report will be published during November 2008 and will be made available as a PDF file through cyberlaw.org.uk and cyber-rights.org.tr pages.

27.10.2008

Radikal: Burası Türkiye sansür sürer böyle

Maalesef Türkiye'yi yönetenlerin yaklaşımı bu şekilde ise ya da İnternet'ten bu kadar anlıyorlarsa daha yontulması gereken çok taş var demektir. Zamanla ihtşsaslaşma olucak demek yanlış yapa yapa üç vakte kadar öğreneceğiz demek. Böyle saçmalık olur mu? Hadi 5651 numaralı kanunun tartışmasını bir tarafa bırak, uygulamanın kanunlara uygun olarak yapılması lazım, uygulamadaki yanlışlıklar ve keyfi uygulamalar kabul edilemez.

Adalet Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı özellikle 5651 numaralı kanunla ilgili uygulamadaki yanlışlıkların farkında ama nedense mahkemelerin ve savcıların keyfi uygulamalarına, ve ve bu yanlış uygulamanın ısrarla sürdürülmesine sessiz kalıyorlar.

[Yaman Akdeniz]

Radikal: Burası Türkiye sansür sürer böyle

27/10/2008

Ulaştırma Bakanı Yıldırım'dan kapatılan internet siteleri için yorum: Ben Youtube'm ben Facebook'um bana kimse karışamaz' derlerse böyle bir şeye müsade etmemiz mümkün değil. Bu konuya bakan mahkemeler zamanla ihtisaslaşma sağlayacak.

ANKARA - Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye’de bilgi iletişim alanında ihtisaslaşmış mahkemelerin bulunmadığını belirterek, 'Zamanla bu konuda da ihtisaslaşma olacak, internet sitelerinin tamamen kapatılması uygulamaları sona erecek' dedi.

Yıldırım, internet sitelerine erişimin engellenmesi konusunda yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruya, internette suç teşkil edecek yayınlar konusunda Ulaştırma Bakanlığının hassasiyetle durduğunu dile getirdi.

Bu konuda daha önce yasal düzenleme bulunmadığını, bunu önlemek için başta Atatürk’e hakaret olmak üzere ağırlıkı olarak sanal ortamda şans oyunları, çocukların ve gençlerin cinsel istismarı gibi konularla sınırlı olmak olmak üzere yasa çıkarıldığını anımsatan Yıldırım, 'Bu yasada sıralanan suçlar, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) da fiziki ortamda da da gerçek ortamda da suç kabul edilen suçlar. Çıkardığımız internet güvenliği ile ilgili yasadaki suçlar halihazırda TCK da suç olarak sayılmış suçlar olup bunlar, sanal ortamda işlenmesi mümkün olan suçları kapsamaktadır. Bunlar 10 maddedir. Bir tek istisnası var; Atatürk’e hakarettir. O ayrı bir kanunla düzenlenmiştir. O da buna dahil edildi. Youtube’un kapatılmasında Atatürk’e hakaret konusunda Youtube yetkililerinin gerekli hassasiyeti göstermemeleri, bu videoyu kaldırmamakta ısrar etmeleridir. Onun sebebi budur, onu söyleyeyim' diye konuştu.

-AMAÇ YASAK DEĞİL-
Bir gazetecinin 'Youtube’daki video kaldırılmadan site tekrar açılıyor, yine kapanıyor. Böyle açılması mümkün mü?' şeklindeki sorusuna Yıldırım, 'Kaldırılmadan hiçbir şekilde açılmaz. Yasalar çok açık. Hakim kararının öncesinde de zaten onlara sözlü, yazılı uyarıda bulunuyor. Kaldırılsa zaten hakime gitmeye gerek yok. Demek ki o aşamalar geçmiş. Amaç, hiçbir zaman yasak değil, yasak olmamıştır' yanıtını verdi. Yıldırım, yasaları uygulayan ve yorumlayanların yargıçlar olduğunu ifade ederek, yargıçların yasalara göre karar oluşturması gerektiğini söyledi. Bilgi iletişim alanının yeni bir alan olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

'Bilgi iletişim alanında ihtisaslaşmış mahkemelerimiz yoktur. Zamanla bu konuda da ihtisaslaşma olacak. Bu gibi toptancı uygulamalar da sona erecektir. Hangi sitedeki hangi haber, hangi eylem suç ise mücadele onunla sınırlı kalacaktır. Demek ki bu uygulamada yeterli ihtisaslaşmanın olmamasından kaynaklanan bir aksaklıktır. Bunun da zamanla giderileceğini düşünüyoruz. Hakimlerimiz bu tecrübeyi kısa sürede kazanacaktır.'

-İHTİSASLAŞTIRILMIŞ MAHKEMELER ZAMANLA OLACAK-
Yıldırım, 'İhtisaslaştırılmış mahkemeler oluşturulması yönünde çalışmalarınız var mı?' sorusu üzerine, şunları kaydetti:'Zaman içerisinde olacak bir şey bu. Hepimizi için yeni bir alan. Her gün yeni yeni siteler çıkıyor. Bunların öğrenilmesi, bu bilgi toplumuna yönelik detayları bilebilmemiz mümkün değil. Gençler daha çabuk bu işin içine giriyor. Bizim yaştaki insanlar biraz bu alanın dışında kaldılar. Bunun için biraz gayret göstermemiz lazım. O yüzden yargıçların tecrübe kazanması gerekiyor. Ortak kanaat bu. Bazen şöyle bir karar da verilebiliyor. ’Bu sitenin bütün dünyadaki faaliyetini durdurdum’ diyor. Böyle bir şey olamaz. Çünkü bizim ülkemizdeki yasaklar bizim ülkemizde geçerli. Bizim kanunlarımız bizim ülkemiz sınırında geçerlidir. Başka ülkeyi bağlamaz. Başka ülkede bizim ülkemize, kurumumuza, vatandaşımıza karşı suç işlemişse bunun mücadele şekli farklıdır. Uygulamada bu alanının çok iyi bilinmesi, suçun adresinin çok iyi tespit edilmesi esastır. Ama toptancı bir yaklaşım başka mağduriyetleri de beraberinde getirmektedir. Biz bunu asla tabii ki düşünmüyoruz, böyle bir niyetimiz de asla olmadı. Bu, hepimiz için öğrenme süreci, yargı, idare, kullanıcılar için öğrenme sürecidir.'

Yıldırım, internet üzerinde toplumu dejenere etmeye, gençleri ve çocukları zehirlemeye yönelik faaliyetlerle mücadelenin her ülkenin temel görevi olduğunu belirterek, internet alanının yeni olmasından dolayı pek çok ülkenin bu konuda farklı uygulamalara sahip olduğunu kaydetti. Bu alandaki tedbirlerin uluslararası bir şemsiye altında yapılmasını istediklerini ifade eden Yıldırım, 'Ancak Telekomünikasyon Birliği, Uluslararası Denizcilik Örgütü gibi kuralları henüz oluşmamış bir alan. O bakımdan ülkeler kendi kapasiteleriyle, imkanlarıyla bu mücadeleyi yapıyor. Bir kısmı kendi imkanlarıyla, bir kısmının bizim gibi yasaları var, bir kısmı sivil toplum örgütlerine, bir kısmı da doğrudan işletmecilere vermişler. Bizimki de yasa ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalıştıkları bir karma sistemdir' diye konuştu. Bakan Yıldırım, 'AB’nin Türkiye’nin internet alanındaki düzenlemesini örnek aldığını' bildirdi.

-BU ÜLKENİN KANUNLARINA TABİ OLDUKLARINI BİLMELERİ LAZIM-
Toplumda dejenerasyona ve suçların artmasına neden olan bu alanda suçların yüzde 98’nin yurt dışı kaynaklı olduğunu kaydeden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:'Yurt içindeki yeri kontrol etmek kolay ama yurt dışındakiler için kanunlarımız başka ülkede geçerli değil. Bu bizim sistemimiz için de geçerli. Bu yabancı menşeli şirketlerin, ISP’lerin iyi anlaması lazım. Eğer burada faaliyet gösteriyorlarsa bu ülkenin kanunlarına tabi olduklarını bilmeleri lazım, buna göre faaliyetlerini sürdürmeleri lazım. Bazıları bu konuda maalesef ’Biz sizin yasalarınıza tabi değiliz, siz bize karışamazsınız’ gibi bir tutum içerisindeler. Bunun bizim açımızdan hiçbir kıymeti yoktur. Tabi olacaklar, burada para kazanıyorsa gidecek vergi dairesine kayıt olacak, gelecek yetki belgesi alacak. Faaliyetini rahatlıkla sürdürebilecek. O zaman bu tatsızlıkları da yaşamayacak. Ama ’Ben Youtube’m, ben Facebook’um, bana kimse karışamaz, ben dünyada faaliyet gösteriyorum’ derse, böyle bir şeye müsaade etmemiz mümkün değil. Herkes bu ülkenin kurallarına göre, faaliyetini rahatça, suç işlemeden, suç işlemeyi teşvik etmeden sürdürebilir. Keyfilik ayrı şeydir, keyfiliğe asla... Ama faaliyetini kurallar, yasalara uygun sürdürmek ayrı şeydir. Bunu yapanların başımızın üzerinde yeri var. Ama keyfilik yapanlar, bu ülkenin yasalarını, usullerini takmayanlar, saymayanlar hiç bağırıp çağırmasınlar. Ne zamanki otururlar bu ülkenin hukukuna gerekli sayıyı gösterirler, tabi olurlar o zaman onların da başımızın üzerinde yeri olur.'

26.10.2008

Live football streaming piracy seems to be the cause of access blocking to blogger.com in Turkey

I reported on Friday, 24 October, 2008 that access to Blogger.com and blogspot.com were blocked in Turkey. with a blocking order of the Diyarbakir First Criminal Court of Peace (dated 20.10.2008 and order no. 2008/2761).

It is now being reported by Turk.internet.com that the blocking order is related to an intellectual property infringement. Digitürk is a subscription based digital TV platform in Turkey which owns the right to transmit the live coverage of the Turkish football league games. Digitürk obtained the blocking order through the Diyarbakir court according to the Turk.internet.com news as there were blog entries providing information and links to known websites which transmit pirated transmission of the live football league games.

According to the news Digitürk contacted blogger.com and requested the blog entries to be taken down but nothing was done by blogger.com and Digitürk had no other option than requesting the Diyarbakir court to block access to the two domains and their IP addresses. Such a blocking is allowed under the Turkish intellectual property laws and Digitürk previously obtained a similar access blocking order for JustinTV and for MyP2P TV.

I will assess the wider implications for such a blocking order within the next few days.

As of 01 October, 2008, 1115 websites are blocked in Turkey under the provisions of Law No. 5651. It is however believed that the blocking order issued by the Diyarbakir court is outside the scope of Law No. 5651. The blocking orders issued under Law No. 5651 are executed by the Telecommunications Communication Presidency (TIB) and they provide an “execution notice” when that is the case. However, there is no information whatsoever provided on the http://www.blogger.com pages when accessed from Turkey.

[Blog entry by Dr. Yaman Akdeniz]

A detailed assessment of the Turkish approaches to Internet content regulation will be provided in an 80 page long report entitled Restricted Access: A Critical Assessment of Internet Content Regulation and Censorship in Turkey written by Dr. Yaman Akdeniz and Dr. Kerem Altiparmak. This bi-lingual (English/Turkish) report will be published during November 2008 and will be made available as a PDF file through cyberlaw.org.uk and cyber-rights.org.tr pages.

25.10.2008

Banned me!

Maybe you follow my blog (elmaaltshift.com) or maybe you've heard about it. From now on Turkish readers can not access this blog. Only you, the foreign readers could. They first banned Wordpress, later YouTube (still closed), then GoogleGroups. And they banned one of my passion, my blog! And hundred of thousands other! Please inform your friends and friends', in Turkey there is no freedom of speech! 
I can access and post this message via some country's proxy. Do you believe that? My country banned me not to access my and other blogs, but (for example) Italy provide it to me. What an irony!

24.10.2008

Access to Blogger.com banned in Turkey

As of today access to the popular blogging website Blogger.com has been blocked in Turkey with a blocking order of the Diyarbakir First Criminal Court of Peace (dated 20.10.2008 and order no. 2008/2761). The reason for issuing the order ban is unknown but a considerable number of Turkish users are affected including myself who contribute to a popular an anti censorship blogging site at http://sansuresansur.blogspot.com/.

I will provide further information as soon as further information is available. As of 01 October, 2008, 1115 websites are blocked in Turkey under the provisions of Law No. 5651. It is however believed that the blocking order issued by the Diyarbakir court is outside the scope of Law No. 5651. The blocking orders issued under Law No. 5651 are executed by the Telecommunications Communication Presidency (TIB) and they provide an "execution notice" when that is the case. However, there is no information whatsoever provided on the http://www.blogger.com pages when accessed from Turkey.

[Blog entry by Dr. Yaman Akdeniz]

blogger_engellendi.jpg


A detailed assessment of the Turkish approaches to Internet content regulation will be provided in an 80 page long report entitled Restricted Access: A Critical Assessment of Internet Content Regulation and Censorship in Turkey written by Dr. Yaman Akdeniz and Dr. Kerem Altiparmak. This bi-lingual (English/Turkish) report will be published during November 2008 and will be made available as a PDF file through cyberlaw.org.uk and cyber-rights.org.tr pages.