13.05.2011

15 Mayıs'ta sansüre dur de!

Pazar günü yaklaşırken, yürüyüş hazırlıkları sürüyor. Üstelik pek çok farklı kanaldan, pek çok farklı kişi, pek çok faklı grup ya da inisiyatif birbirinden güzel çalışmalarla yürüyüşe destek veriyor, duyurmaya çalışıyor.

Bunlardan biri Tutku Tetik ve İnci Vardar'ın hazırladığı 138 kelime yasağına yönelik, son derece etkileyici video çalışması:

Sansüre dur de from Tutku Tetik on Vimeo.



Bir diğer çalışma ise bu gece rastladığım bir video:

İnternetin için yürü! from F.Y.P on Vimeo.



Sonra Yasaklamak Yasaktır ve Sansüre Karşı grupları da; inci sözlük, kötü sözlük ve uludağ sözlük işbirliği ile 15 Mayıs yürüyüşü için ünlülerle, güzel bir çalışma yapmış:

Kendi:


Bedük:


Derya Köroğlu:


Aydoğan Topal:


Haluk Levent:


Zeynep Tunuslu:


Karmate:


Özge Fışkın:


Mehmet Turgut:


Umut Kuzey:


Gökçe:

Videoları hazırlayanların ellerine sağlık, pazar günü yürüyüşe geleceklerin de ayaklarına!

11.05.2011

Internetime Dokunma! #15Mayis #22agustos


İnternetime Dokunma!

Büyük güne çok az kaldı, hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. İşte taze taze bannerlar, sitenize, blogunuza ekleyiniz ki duymayan kalmasın!

300x250 px'lik birbirinden güzel bannerları: yürüyüş sitesine http://internetimedokunma.com/2011/05/15-mayis-2011-sansure-karsi-yuruyus/ adresine yönlendiriyoruz.

Katılımınıza ve desteğinize şimdiden teşekkürler ve 15 Mayısta görüşmek üzere.














9.05.2011

Nü Sözlük'e Kapatma Emri


NÜ:
"Nü, Fransızca'da 'çıplak' anlamına gelir. İnsan bedeninin çıplak olarak resmedildiği eserlere verilen isimdir. Ressamlar nü resimlere özellikle önem vermişlerdir, çünkü insan bedeni resim teknikleri açısından resmedilmesi zor ve öğreticidir. İnsan hem yüz, hem de bedensel açıdan birçok anlamı, güzelliği içinde barındırabiliyor. Doğayı inceledikten sonra bunu anlamış olan ressamlar tarih boyunca çıplak insan bedenine yönelmişlerdir.(Vikipedi)"

NÜ SÖZLÜK
“Sayın yer sağlayıcı; Aşağıdaki alan adına yer sağlayıcılık hizmeti verdiğiniz tespit edilmiştir. Bu kapsamda derhal belirtilen siteye yer sağlayıcılık hizmetine son vermeniz gerekmektedir. Aksi halde herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın yasal işlemlere başvurulacağını belirtiriz. Gereğinin en kısa zamanda yapılarak tarafımıza bilgi verilmesini rica ederim. Hizmeti durdurulacak alan adı; nusozluk" Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı. (BTK)

Evet, Nü Sözlük (sanatsal duruşun yazıya dökülmüş hali), adından dolayı, BTK tarafından kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya. NTVMSNBC bu konuda güzel bir tespitte bulunmuş: "Ekşi Sözlük'ü kapatmayı deneyen ancak daha sonra gelen tepkiler üzerine geri adım atan TİB, bu kez daha küçük sitelerde şansını deniyor."
Bu konuda özellikle sözlük sitelerinin Nü Sözlük konusunda gerekli desteği vermeleri gerekiyor. 138 kelime yasağı görüldüğü üzere başlamış bulunuyor.

Bu konuda yapabilecek en önemli şeylerden biri ses çıkarmak. Başlangıç olarak 15 Mayıs 2011 Pazar günü bulunduğunuz şehirdeki 'İnternetime Dokunma' mitinglerini katılın. Sesinizi çıkarın.

8.05.2011

Internetime Dokunma!



Bizler, Sansüre Sansür, ekşi sözlük ve bobiler.org olarak şu anki ilk
hedefimiz `15 mayıs 2011 sansüre karşı yürüyüş`e 100 bin genç ve hatta daha kalabalık bir internet kullanıcı grubuyla katılmak. Bu yüzden hepinizin (evet sen dahil) orada olması lazım. Ayrıntıları yine buradan duyuracağız.

27.04.2011

BTK'dan Alan Adı Yasağı


Her geçen gün hayatımızı daha da zorlaştıran kanunlar çıkartıldığı ülkemizde, bu sefer insana pes dedirtecek bir karara imza atıldı. Alan adları ve site içeriklerinde kullanılan 138 kelime yasaklandı. Erotik sitelerde kullanılması mümkün olan birçok kelimenin yanında, günlük yaşamda sıkça kullanılan ve herhangi bir 'illegal' anlamı olmayan kelimeler de yasaklandı. Mesela 'turbanli, haydar, animal, baldız, liseli" vs. kelimeleri alan adı ve site içeriğinde kullanmak yasak. Bu garip ve mantığın almadığı kararla ilgili Webrazzi'den alıntıladığım haberi paylaşıyorum:

16.04.2011

İnternete devlet sansürü Danıştay'da!


Birçoğunuz bilmiyordur belki, 22 Ağustos 2011'den itibaren devlet 'güvenli internet' adı altında hangi sitelere girebileceğimize karar verecek. Yani devlet, milletini 'kötü sitelerden' koruyarak, güvensiz bulduğu sitelere erişimi engelleyecek. Ve eğer Bianet'in Danıştay'a başvurusu sonuçsuz kalırsa, 22 Ağustos'tan itibaren her internet kullanıcısı, aile paketi, çocuk paketi, yurtiçi paketi veya standart paket abonesi olmak zorunda kalacak. Bianet'in konuyla ilgili haberi şöyle:

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) şubat sonunda onayladığı "İnternetin Güvenli Kullanımına Dair Usul ve Esaslar Taslağı" eskiden sadece internet kafelerin kullanması zorunlu tutulan filtreleme programlarının tüm internet kullanıcılarına yaygınlaştırılmasını öngörüyor.
bianet'in dün (13 Nisan) Danıştay'a taşıdığı taslak, Danıştay tarafından "yürütmeyi durdurma kararı" verilmemesi durumunda 22 Ağustos'ta yasalaşarak yürürlüğe girecek.
Bu durumda her internet kullanıcısı, aile paketi, çocuk paketi, yurtiçi paketi veya standart paket abonesi olmak zorunda kalacak. Herhangi bir pakete üye olmayanlar ise otomatik olarak standart paket üyesi olarak kabul edilecek.
"Açıkça sansür"

bianet'e konuşan Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yaman Akdeniz, filtreleme sisteminin devlet tarafından yapılacağını, internet sitelerinin kara liste veya beyaz listeye alınarak, kullanıcıların girebileceği sitelerin devlet tarafından belirleneceğini söylüyor ve ekliyor:
* BTK'nın almış olduğu bu karar ile Türkiye'nin sansür altyapısı kurulmaya çalışılıyor.
* Her ne kadar bu bir güvenli internet paketi olarak sunulsa da kullanıcıları koruma adı altında ortaya çıkmış bir sansür sistemi. Filtreleme sistemleri yeni değil. Ancak hükümet odaklı olarak ve tüm kullanıcıları kapsayan, bağlayıcı bir sistem Avrupa Birliği (AB) veya Avrupa Komisyonu dahilinde görülmüş bir sistem değil.
* AB ve Avrupa Komisyonu, çocukları korumak amaçlı hükümet merkezli filtreleme sistemi olamayacağını söylüyor. Okullarda, internet kafelerde, evlerde yöneticiler veya aileler filtreleme sistemi kullanabilir. Ancak herkese bunu kullanmaya zorlayacak bir sistem olmaz.
"Girebileceğimiz siteleri devlet belirleyecek"

* Sistem, aile paketi, çocuk paketi, yurtiçi paketi ve standart paket olarak karşımıza çıkıyor. Yani siz, "ben filtreleme kullanmak istemiyorum" dediğiniz zaman otomatik olarak standart paket üyesi oluyorsunuz. Kullanıcı adı ve şifreniz olacak ve standart paketi kullanmak zorunda olacaksınız.
* Bu standart paket altında ne gibi uygulamalar yapılacağı belli değil. Hangi siteler serbest olacak, hangileri filtrelenecek bilmiyoruz. Buna devlet karar verecek.
* Bir evde farklı yaşlardan 4-5 kişi kaldığını düşünecek olursanız ve farklı filtreleme sistemleri kullanmak isterseniz, sistem buna izin vermiyor. Evdeki tek bağlantıya tek filtreleme zorunlu oluyor. Bu da çok sayıda kullanıcıyı aile paketini kullanmaya zorunlu tutacaktır.
* Aile paketinin detaylarına baktığınız zaman da burada bir kara liste oluşturulması söz konusu. Mevcut mevzuatın dışında, hangi standarda göre bu kara liste oluşturulacak belli değil.
* BTK kararı diyor ki, isterse servis sağlayıcıları bu kara listeyi daha da genişletebilir. Hiçbir standart olmadan, o internet paketi altından "güvenli" internet servisi verme adı altında sansürleme yapılacaktır.
"Hükümetin böyle bir sorumluluğu olamaz."

* Alınmış olan kararda bunu hangi kriter ve standartlara göre yapacakları açıklanmamış. Kesinlikle keyfi bir uygulama olacak. Bianet gibi alternatif haber kaynaklarından, sivil toplum örgütlerinin sitelerine kadar pek çok internet sitesini bu tip kara listelere almaları mümkün olacak. Bunun sonu yok.
* Filtreleme sistemini geliştirilip ailelere bedava dağıtılabilir. Çocukların, ailelerin ya da bireylerin kendi filtrelerini oluşturmalarına saygı duyarım ama siz benim internet kullanımıma karışamazsınız. Ben bir yetişkinim, çocuk değilim ve hükümetin böyle bir sorumluluğu yok.
* Ben bir suç işlersem gelirsin beni dava edersin ama o siteye girmek yasak, bu siteye girmek yasak diyemez bana devlet.
"5 yaşındaki çocukla 17 yaşındaki çocuğun internet kullanımı farklı"

* Çocuklar sadece şu sitelere girebilir diye beyaz liste hazırlanacak. Eğer çocuklar için hazırladığınız bir site beyaz listeye girmezse o site kimse tarafından takip edilemeyecek.
* Devlet derse ki, "Çocuklar Facebook'a girmeyecek, ben zararlı olduğun düşünüyorum", ne yapacağız. Devletin zararlı bulduğu şeyi ben zararlı bulmuyorsam ne yapacağız?
* 18 yaşın altındaki herkes çocuk. 5 yaşındaki çocukla 17 yaşındaki çocuğun internet kullanımı farklıdır.
* Bu filtreleme kişisel olarak yapılmalıdır. Bunu servis sağlayıcı bazında yaptığınız zaman bunun tek adı sansürdür. İstediğiniz kadar güvenli internet diyin, bunun adı sansürdür.
Filtreyi kırana "takip"

* Yasakları atlatmak daha zor olabilir. Çünkü IP bazında filtreleme yöntemi kuruluyor burada. Hem daha zor olacak, hem de BTK maddelerinden bir tanesine göre, filtreleme sistemini aşmaya çalışanların tespit edilmesi söz konusu.
* Bu yeni sistem altında port bazında da engelleme yapılacak. Yani BTK, Türk Telekom'a zarar verdiği gerekçesiyle bazı portları kapatarak Skype'ı da yasaklayabilir.
Çok az detay verilmiş olduğu için o kadar muğlak ki; o yüzden bu taslağı son derece tehlikeli buluyorum. (EKN)

23.03.2011

İzlesene.com’a Erişim Engellendi!


Bir erişim engeli haberi daha! Direkt Webrazzi'deki bilgiyi aynen aktarıyorum:

"Şu anda elimize ulaşan bilgiye göre İzlesene.com‘a erişim İstanbul Şişli 2. Sulh Mahkemesi’nin aldığı Koruma Tedbiri kararıyla engellenmiş. Engelleme kararı 23 Şubat’ta alınmasına rağmen Nokta’nın yatırım haberinin açıklandığı gün 16:50′de uygulanmış olması ve mahkemelerin 17:00′da kapanıyor olması oldukça düşündürücü. Kısaca, tesadüfün böylesi diyelim…

Dünyanın en önemli kurumsal yatırım şirketlerinden biri olan Intel Capital’in Nokta’yı 30 milyon dolar seviyesinden değerleyip yatırım gerçekleştirdiği, daha da önemlisi Türkiye internet pazarına böyle bir yatırımdan sonra ilginin iyice artacağı bir dönemde, hem de bu yatırım haberlerinin Webrazzi ile sektörde duyulmasını takiben engellemenin gerçekleşmiş olmasını tartışılması gereken bir konu olarak görüyoruz.

Konuyla ilgili Nokta yetkilileri ile iletişime geçtik ve engellemenin sebebini sorduk. Konuyla ilgili bilgileri olmadığını ve yarın sabahtan konuyla ilgili başvuruları yapacaklarını belirttiler.

Çok büyük olasılıkla Nokta yarın gerekli başvuruları yaptıktan sonra İzlesene.com’un erişim engelini kısa süre içinde kaldırtacaktır. Ancak yine de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer’in de katılacağı Cuma günkü basın toplantısında entresan bir gündem olacağı kesin.

Konuyla ilgili gelişmeler ya da açıklamalar olursa bu yazıyı güncelliyor olacağız."

GÜNCELLEME: Webrazzi'den edinilen bilgiye göre İzlesene.com tekrar erişime açılmış.

"Dün yatırım haberini verdiğimiz Nokta‘nın popüler video sitesi İzlesene.com’a erişim dün akşam 5 civarında engellenmişti. Erişime engellenmesinin ardından Nokta’nın yaptığı girişimler sonucunda izlesene.com‘a erişim akşam 8 civarında tekrar açılmış. Türk internetindeki engellemeler arasında sanırım en hızlı tekrar açılmayı yaşadık. Yaklaşık 3 saatlik engellemenin sebebi belirsiz olsa da izlesene’nin tekrar erişime açılmış olması sevindirici bir gelişme.
Konuyla ilgili yeni bilgiler elimize ulaştıkça yazıyı güncelliyor olacağız.

2.03.2011

Blogspot Mahkeme Kararı

Geçtiğimiz gün Digiturk tarafından mahkemeye başvurularak kapatılan Blogspot.com'la ilgili mahkeme kararı ortaya çıktı. Görüldüğü üzere ilgili bloglar değil, Blogspot'un tamamının kapatılması istenmiş.

28.02.2011

Blogspot.com'a Yine Digiturk Engeli Geldi!



Bugün aldığımız bilgilere göre Digiturk yine aynı mahkemeye, Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurarak yine Blogspot.com'a erişimi engelletti. Cyber-Rights'daki bilgiyi aynen aktarıyorum:

"Superonline’ın web sitesinden ve Twitter üzerinden yaptığı açıklamaya göre Blogspot.com web sitesi Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararı ile erişim engellenmiş.

"Superonline 28.02.2011 açıklaması: Google Hizmetleri

Değerli Müşterimiz,

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan firmamıza iletilen karar sebebi ile Google’a ait bazı IP’lere erişim engellenecektir. Erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla, Google’in bazı uygulamalarına erişilememe ya da yavaşlık yaşanması beklenmektedir.

Bu engellemenin muhtemel etkileri ile ilgili olarak;

- Google web sitesine erişimde sorun yaşanması,
- Google analytics, Google maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerinde erişimlerin yavaşlaması,
- Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme,
- Web siteleri dahilinde ‘google search’ kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama,
- Firmanıza ait Google uygulamalarıyla entegre ya da Google Search’a dayalı bir takım uygulamalarınızın bu erişim kısıtlamasından etkilenmesi söz konusu olabilecektir.

Google servislerinde yaşanabilecek yavaşlık ve erişim zorluklarının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yayınlanan karar sebebi ile yaşandığını, bu durumun Superonline alt yapısından kaynaklanmadığını bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla
Superonline"


Bu da Digiturk'ün açıklaması:
" “Tüm kamuoyunun bildiği üzere Digiturk, Türkiye Futbol Federasyonu’nun yaptığı ihale neticesinde yıllık 321 milyon dolar ödeyerek süper toto süper ligi maç yayın haklarını almıştır.

Yayın hakları Digiturk’e ve Lig TV’ye ait olan maçlar, bazı internet siteleri tarafından kanunlar hiçe sayılarak yayınlanmaktadır.

Kanunların kurumumuza yüklediği bütün yükümlülükler eksiksiz yerine getirilip içerik ve yer sağlayıcılar defalarca uyarılmasına rağmen internetten illegal yayın yapılmasına son verilmemiştir.,

Son çare olarak yüce Türk mahkemelerine başvurulup illegal yayınları yapan sitelerin verdiği zararın durdurulması talep edilmiştir. Mahkeme yasal olarak her şeyin yapıldığını ve ihlalin hala durdurulmadığını tespit ederek bu sitelere erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Bu kararın uygulanması ile birlikte blogspot’ta bazı bloglar’a da erişimde problemler ortaya çıkmış olup, bu problemlerin tek sorumlusu uyarıldığı halde illegal içerikleri yapan sitelerin yayınını ısrarla durdurmayan Google ve Blogspot’tur.

Halkımızdan almış olduğumuz destekle Türk futboluna yaptığımız yatırımlarla birlikte, illegal maç yayınlayan kişi yada kişilerle mücadelemiz devam edecektir.

Kamuoyuna saygılarımızla sunulur.”"


Bildiğiniz gibi yine aynı mahkeme Blogger'ı engelletmişti. Şu anda Blogspot.com üzerinden yayın yapan siteler maalesef engelli.

Ayrıca Twitter üzerinden #blogumadokunma tagiyle bir tepki başlamış durumda. Türkiye'de şu anda trend topic. Lütfen siz de gidip tepkinizi yazın. Kıvanç Tatlıtuğ'la trend topic olmuştuk dünya çapında. Bari bu sefer gerçek bir olayı duyurmaya çalışalım.


Not: Bu yazıya şöyle bir yorum geldi. Aynen alıyorum, bilginize:


Merhaba,
 
Blogspot.com’un kapatılmasına dair yapılan Superonline açıklaması sitenizde tarihsel olarak hatalı bir şekilde yer almıştır.
http://sansuresansur.blogspot.com/2011/02/blogspotcom-yine-erisime-engellendi.html
 
Blogspot.com’un kapatılması ile Google Documents’in yasaklanması iki farklı zaman diliminde gerçekleşmiş iki farklı vakadır. Ancak Superonline’ın Google Documents’in yasaklanması hakkında yaptığı açıklama sitenizde “28.02.2011” tarihi ile yer almıştır.
 
Tüketicilerin ve okurlarınızın doğru bilgilendirilmesi açısından bu hatanın düzeltilmesini önemle rica ederiz...
 
 
İyi çalışmalar...

22.02.2011

Vimeo ve YouTube Yine Ve Yeniden Kapalı!



Vimeo ve YouTube yine kapatıldı! Vimeo'nun bu sefer yukarıda yayınlanan (DNS’leriniz yüzünden seyredebiliyorsunuzdur mutlaka ve seyredin zaten!) ve HES (Hidroelektrik Santralleri) ile ilgili güzel bir belgesel olan “Anadolu’nun İsyanı” adlı video yüzünden kapatıldığı iddia ediliyor ama kesin bir bilgi yok. Kapatılma kararı ise eski kararla aynı: “ANKARA CBS’nin 28/09/2010 tarih ve 2010/93921 nolu KORUMA TEDBİRİ kapsamında bu internet sitesi (vimeo.com) hakkında verdiği karar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nca uygulanmaktadır.”

YouTube için ise nedeni bilinmiyor (DNS'siz girilemiyor).

(Lütfen yukarıdaki videoyu her yerde paylaşın! Hatta indirip, dilediğiniz yere yükleyin.)

Net bilgisi olanlar lütfen yorum yazsınlar.

10.02.2011

FFFFOUND da engelli!




Yok anlamıyorum maalesef. Anlayamıyorum. Nesini görmüş olabilir bu TİB denen ne yaptığını bir türlü algılayamadığım kurum. FFFFOUND sadece görsel paylaşım üzerine kurulu, birçok insanın dimağını besleyen, dünyanın en kaliteli görsel paylaşım sitelerinden biri. Burada nasıl bir görsel görmüş olabilir ki 'o rahatsız biri' anında savcılığa başvurup kapattırma kararı çıkartabiliyor. İnanın ben buraya sansürlü siteleri yazmaktan bıktım ama bu at gözlüğü takan adamlar bıkmadı site kapatmaktan. Ne diyeceğimi bilemiyorum artık...

21.01.2011

Grou.ps da sansürlendi



Webrazzi'den aldığımız habere göre, bugünün ikinci sansürü, internet sansürüne karşı çalışmalarından da hatırlayacağınız Emre Sokullu'nun kurucusu olduğu Grou.ps'a sitesine uygulanmış.

Kullanıcılarının kendi ilgi alanlarına göre sosyal ağlar oluşturmasına imkan tanıyan servisin engelleme kararı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın 14 Ocak 2011 tarih ve 421.02.00.2011-016019 no’lu kararıyla idari tedbir kapsamında. Engelleme ile ilgili Grou.ps’un avukatı Başak Purut ile iletişime geçen webrazzi ekibine açıklama yapan Purut, engelleme kararının sebebi konusunda henüz bilgileri olmadığını dile getirmiş, gerekli çalışmaları yapacaklarını belirtmiş.

iyi haftasonları Türkiye...

Sanalika da erişime engellendi - Sanalika basın açıklaması



Bugün de iki ayrı sansür uygulaması haberiyle sizlerleyiz. İlk haberimiz, Ankara 7. Sulh Ceza mahkemesinin 2011/69 numaralı ve 18 Ocak 2011 tarihli kararıyla erişiminin koruma tedbiri kapsamında engellenen sanal dünya uygulaması Sanalika, bugün bir basın açıklaması yaptı. Açıklama aşağıdaki gibidir:

Sanalika’nın erişime engellenmesi ile ilgili basına, ailelere ve kamuoyuna açıklamamızdır.

Sanalika.com ve Sanalika.net alan adlarından sunulan interaktif oyun ve sosyal ağımız, ne yazık ki, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın talebi ve Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla erişime engellenmiştir.

Hemen belirtmek isteriz ki, global pazara şimdilik İngilizce ve İspanyolca dillerinde sunulan, arkasında 3 yıllık emek ve yoğun bir bilgi birikimi bulunan Sanalika markası ve oyunu sadece Türkiye’de 10 milyon üyeye ulaşmıştır. Sanalika, 10 milyon üyesine kendi dünyalarını oluşturabilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri sanal bir yaşam alanı oluşturmuştur.

Her yaş grubuna hitap eden sosyal oyun Sanalika’nın arkasında teknik, idari, hukuk ve tasarım ekibi olarak 53 kişinin emeği bulunmaktadır. Sanalika ekibi tarafından, oyun sürekli geliştirildiği gibi, hassas olunması gereken konuların farkındalığından dolayı, üyelerinin büyük bir kısmını oluşturan 7-18 yaş grubu için de özel çalışmalar yapılmıştır.

  • Dünyada, Sanalika’nın benzeri olan hiçbir oyunda halen yaş grupları ayrımı yapılmadığından, 18 yaş altı tüm çocuklar yetişkinlerle aynı ortamda bulunabilirken, Sanalika 7-12 ve 13-17 yaş gruplarına özel alanlar açmıştır.
  • Çocukların olduğu dünyada, zeka geliştirici oyunlar bulunmaktadır ve sosyalleşmeleri için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Oyun içerisinde, 23 Nisan ve 29 Ekim bayramları kutlanmış, 27 Mart Dünya Tiyatro günü kutlanmış, çeşitli ressamların resimleri sergilenmiş, , çeşitli sanatçıların konserleri düzenlenmiştir.
  • Çocukların rahatsız edilmemesi için küfür, argo ve hakaret içerikli üye mesajlarının semantik olarak engellenmesi sağlanmış, rahatsız edici eylemlerde bulunan üyelerin sistemden dışlanması sağlanmıştır.
  • Başka bir yaş grubundan herhangi bir kimsenin 7-18 yaş grubunun dünyasına girmesi teknik olarak engellenmiştir.
  • Sanalika tarafından ebeveynlere yönelik “Aile Koruma Programı” oluşturulmuş, ebeveynlere çocukları için saat sınırlaması, içerik sınırlaması gibi imkanlar getirilmiştir.
  • Sanalika’nın çocuk dünyasında, çocukların eğitilmesi için çeşitli eğitim projeleri yapılmıştır.
  • Sanalika’da sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çoçukları bilinçlendirme amaçlı çeşitli etkinlikler yapılmıştır ve yapılmaya da devam edecektir.
  • Şirketimize başvuran her ebeveyne bilgi verilmiş, sorunları ve şikayetleri çözüme kavuşturulmuştur.
  • Zaman zaman Emniyet Müdürlüğü’nden gelen kötü niyetli kullanıcıların IP bilgilerinin kendilerine iletilmesine yönelik yazılara en kısa sürede cevap yazısı yazılarak ve bu konuda her daim eksiksiz bilgi sağlanarak Emniyet Müdürlüğü’ne destek verilmiştir.

Ancak, çocukların hem eğlenmesini, hem sosyalleşmesini hem de eğitilmesini sağlamak için çalışmaların yapıldığı Sanalika oyunu, ne yazık ki “yargısız infaz” yapılarak çocukların cinsel olarak istismar edildiği, çocuk avcılarının cirit attığı, çocukların psiko sosyal durumunu etkileyecek uygunsuz konuşmaların yapıldığı, çocukların içkiye ve kumara özendirildiği bir ortam olarak değerlendirilerek erişim engelleme kararı verilmiştir.

Erişim engelleme kararı talebinde delil olarak, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) ulaşan 208 adet şikayet başvurusu, iki adet gazete haberi ile Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün raporu konulmuştur. TİB’in topladığı 208 şikayetin içeriği incelendiğinde, neredeyse çok büyük bir kısmının aynı kalemden çıktığı açıkça görülmektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün raporunda, çocukların cinsel olarak istismar edildiği, çocukların psiko sosyal durumunu etkileyecek uygunsuz konuşmaların yapıldığı, çocukların içkiye ve kumara özendirildiğinin uzmanlarca tespit edildiğini, ancak bu tespitin neye göre ve nasıl yapıldığı konusunda bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dosyada bulunan gazete haberleri ise aynı kurumun Anadolu Ajansı’na servis ettiği haber metinlerinden başka bir şey değildir. Aynı haberlerde, çocukları korumak amacı bahane edilerek bir çok arkadaşlık sitesinin, oyunların ve sosyal ağların kapatılması için gerekli çalışmaların yapıldığından bahsedilmektedir.

Tüzel kişiliği ve markası sicilde kayıtlı olan; vergisini düzenli olarak ödeyen, ortakları, çalışanları, adresi, telefonları belli olan Sanalika’ya ulaşmak ve rahatsızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak yerine, sorgusuz sualsiz, cevap ve savunma hakkı vermeden siteye erişimin engellenmesini istemek, bize göre iyiniyetli bir yöntem değildir. Zira, kurumlara ulaşan şikayetler ve bazı konulardaki hassasiyetler rahatlıkla çözüm yoluna ulaştırılabilecekti.

Erişim engelleme kararının hukuka aykırılığı konusunda hukukçularımızın itirazlarını yapacaklarını, bunun dışında kurum ve marka imajımızı zedeleyen, ailelerin gözünde oyunumuzu zararlı ilan eden, olmadık suçlamalarda bulunan ve şirketimizi gelir kaybına uğratan kişi ve kuruluşlar hakkında tazminat davalarını açacağımızı kamuoyuna bildirmek isteriz.

Sanalika’nın bazı politikaları eleştirilebilir, -karşı olmakla beraber- Sanalika’nın içinde çocukların bazı kişiler tarafından cinsel istismara uğramalarını ve argo içerikleri engelleyemediği iddia edilebilir, ancak bunları önlemenin yolu siteyi erişime kapatmak ve kafayı kuma gömmek değil, karşılıklı işbirliği yapmaktır. Eğer siteyi erişime engellemek yerine işbirliği yapılabilseydi, oyun içine girebilecek kötü niyetli kişilerin tespit edilmesi ve soruşturulması da mümkün olabilecekti. Bunun dışında, Sanalika gibi oyunlar çocukların eğitimi ve kişisel gelişimi için çok iyi fırsatlar sunabilecektir. Bu tür oyunları ve girişimleri engellemek, ne çocuk istismarını ne de başka suçları azaltabilecektir. Aksine bu tür oyunlar, istismarı engellemek bir yana çocukların eğitilebilmesi için fırsat olarak görülmelidir.

Dünyadaki hiçbir oyun ya da site, çocuklara yüzde yüz koruma sağlayabileceğini iddia edemez ama yüksek sorumluluğun gerektirdiği bu konu hakkında da kayıtsız kalamaz. Biz Sanalika ekibi olarak, her zaman çocukları korumaya yönelik önlemler almaya çalıştığımızı, ebeveynler için kontrol mekanizmaları oluşturduğumuzu, oyun içinde olabilecek kötü niyetli eylemleri her daim engellemeye çalıştığımızı, bugüne kadar kötüniyetli kişilerin tespiti konusunda yasal makamlara yardımcı olduğumuzu her yerde her zaman söyledik. Bunu her zaman da söylemeye devam edeceğiz.
Basına, ailelere ve kamuoyuna saygıyla sunarız.

Sanalika ekibi adına
Oyun Stüdyosu Ltd. Şti.

4.01.2011

Bilgi Üniversitesi'nde yaşananlara tepki



Size Bilgi Üniversitesi'nde yaşananlarla geliyoruz bu sefer. Olay nedir? Aylar önce bir öğrencinin bitirme tezi olarak porno film çekmek istediğini hocalarına belirtmesi, hocalarının zor bir konu olduğu yönündeki telkinlerine rağmen projeye onay vermesi, neticesinde çocuğun üniversitenin stüdyosunda bir porno film çekmesi, sonrasında tezden D alması, bunun bir zaman sonra bir röportaja taşınması ile tekrar gündeme gelmesi, medyanın çarpıtmaları ve galeyanı, "vay ahlaksızlar" söylemleri ve sonunda işten uzaklaştırılan üç akademisyen, okunun kapılarına vurulan kilitler, darbe yiyen bir okul...

Tepki vermek için bir tepkivecagri.com adresinde bir imza kampanyası var, tıklayın, imzanızı atın. Ayrıca öğrencilerin görüşlerini şuradan okuyabilirsiniz. Kampanyanın metnini buraya alıyorum. İmza için tıklamayı unutmayın.

"iletisim [at] tepkivecagri.com

Bizler, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinde, farklı sektörlerde çalışmakta olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Görsel İletişim Tasarımı ile Fotoğraf ve Video lisans programlarının mezunları, eski araştırma ve öğretim görevlileri olarak bölümlerimiz ve hocalarımızla ilgili gelişmeleri endişe ile takip ediyoruz.

Hedefinden ve gerçeklerden saptırıldığını düşündüğümüz, bir lisans bitirme projesinden yola çıkılarak yapılmış bir röportajın ardından toplumun farklı kesimleri ile yetkili mercilerinin tepkilerini ve oluşan tartışmaları soğukkanlılıktan, akılcılıktan uzak; bağlamından kopuk buluyoruz.

Akademik bir ortamda araştırma konuları sınırlandırılamaz. Akademik danışmanın görevi, çalışma konusunu sansürlemek değil, konuyu araştırma yapılan disiplin çerçevesinde değerlendirmek ve bağlamına oturtmak üzere öğrenciye yol göstermektir. İçeriği müstehcen olan bir çalışmanın bir ‘porno film’ olarak değerlendirilebilmesi için izleyiciyi cinsel anlamda uyarmak amacıyla kurgulanmış olması, dolayısıyla bir izleyici kitlesini hedeflemesi, satılması, dağıtılması veya teşhir edilmesi gerekir. Görsel İletişim Tasarımı ile Fotoğraf ve Video programlarında bitirme projesi olarak gerçekleştirilen bir çalışmanın ise ancak pornografik filmlerin anlatımı, estetiği ve tekniğine ilişkin deneysel ya da eleştirel bir araştırma olması beklenebilir. Kaldı ki, pornografi bir fenomen olarak diğer akademik disiplinler çerçevesinde tüm dünyada yapılan metinsel çalışmalarda nasıl ele alınabiliyorsa, Görsel İletişim Tasarımı ile Fotoğraf ve Video programlarının bitirme projelerinde de benzer bir şekilde araştırma konusu edilebilir. Bu bağlamda, medyada yer alan haberlerin çoğu çarpıtıcı ve yanlıştır.

Yeni medyayı popülist amaçları uğrunda acımasızca kullanan, sansasyon ve linç kültürü üzerinden beslenen ‘şok haber’ ve ‘az sonra burada’ gazeteciliğinin; adı geçen bölümlerle ilgili görmediği, görmek istemediği başka birçok olumlu gelişme olurken, böyle bir haberin manşetlere taşınması ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur.

Şunu unutmamak gerekir ki, bu tartışmalarda zan altında bırakılmış akademisyenler, ulusal ve uluslararası üniversitelere yeni akademisyenler, Türkiye’deki tasarım camiasında birçok yeniliğe imza atmış tasarımcılar ve sanatçılar yetiştirmişlerdir. Samimiyet ve özveri ile kendilerini hizmet verdikleri kuruma uzun yıllardır adamış olan meslektaşlarımızın ve hocalarımızın medyanın kışkırtmasıyla kurumlarından bu şekilde uzaklaştırılmaları, en mütevazı deyimle haksızlıktır.

Ayrıca, yine bu tartışmalarda zan altında bırakılmış olan bölümler ise geçtiğimiz on beş yıl içerisinde, onlarca akademisyen ile yüzlerce öğrenci ve mezunun katkılarıyla büyüyen saygın bir topluluktur. Türkiye’de alanlarında ilk olan bu bölümler, getirdikleri yenilikçi üslupla benzerlerinden her zaman farklı bir yerde durmuş, Türkiye’de bir klasik haline gelen sergileri düzenlemekle kalmamış, aynı zamanda Avrupa’da da çok sayıda uluslararası projeye ortaklık etmiştir. Bu etkinliklerin büyük kısmı popüler medyada çok ender yer bulmuşken, sansasyonel yaklaşımla üretilmiş bir röportajın ilgi odağı olması ve sadece tek bir bitirme projesinin sansasyonel niteliğinden ötürü haberleştirilmiş olması düşündürücüdür.

Gelişmeler karşısında asıl dikkat çekilmesi gereken nokta ise, üniversite yönetiminin takındığı tavır ve uygulamaya koyduğu eylemlerdir. Bir süredir çalışanlarla yönetim arasında yaşanan sorunların basına da yansıdığı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, ‘yeni’ yönetim bu krizde de tamamen baskıcı, meslektaşlarını hiçe sayan ve kendini kurtarmayı amaçlayan bir tavır takınmıştır. Akademik özgürlük adına ilk yapılması gereken, söz konusu iddiayı açıklığa kavuşturmak üzere ilgili kişi ve yetkililerle doğrudan görüşmek ve konuyla ilgili müzakerede bulunmak iken yönetim son derece sindirici bir tavır ve gözdağı veren bir politika sergilemiştir. Bu tavrın Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında bir süredir gündemde olan özgürlük ve baskı tartışmalarından bağımsız olduğunu düşünmek son derece naif bir yaklaşım olur.

Totaliter olmayan sistemlerde üniversiteler düşünce ve ifade özgürlüğünün bel kemiğidir. Aykırı görüşlerin tartışma imkanı bulduğu, aykırı insanların toplum yapısını sorgulayıcı projeler üretebildikleri, düşünce özgürlüğünün en korunaklı olması gereken kurumlardır. İfade özgürlüğünün olduğu, akıl ile idare edilen, baskısız, sansürsüz bir eğitime sahip olmak bize dünyayı daha geniş bir çerçeveden görmeyi, yenilikçi ve ilerici olmayı sağlayan yegane temeldir. Eğitim kurumlarının bu konumunu engelleyecek, sınırlandıracak ve hatta tartışmaya açacak olan türden hiç bir hareket kabul edilemez. Bu eylemler doğrudan demokrasiye ve üniversitelerin bağımsızlığına karşı yapılmıştır.

Demokratik yaşam, düşünce özgürlüğü ve birlikte yaşama kültürü ancak ve ancak bizden olmayanlara, bizden farklı olanlara da sahip çıktığımızda var olabilecek kavramlardır. Bizler bugün; sadece kurumlarına ve yüzlerce öğrenciye yıllardır emek vermiş akademisyenlerin kariyerlerini ve kişilik haklarını hiçe sayan değil; ‘bilgiye özgürlük’ ilkesiyle kurulmuş bir üniversitenin temel prensiplerini de ihlal eden bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Türkiye’deki basını taraflı ve kışkırtıcı yayınlarını durdurmaya ve olayı her yönüyle ele almaya; üniversite yönetimini bu yanlışı telafi ederek üniversitelerin bağımsızlığı ve düşünce özgürlüğü adına, mezun ve kayıtlı bütün öğrencileri ile eski çalışanlarının yanı sıra halihazırdaki mensuplarını mağdur eden hareketlerine son vermeye davet ediyoruz.

Çağrımıza öğrencilerin, akademisyenlerin, hukukçuların ve bütün sansür karşıtlarının katılımını bekliyoruz."