25.07.2011

İnternet erişimi temel bir insan hakkıdır #22Agustos #TurkeyNetBan #internetimedokunma


BTK 22 Şubat 2011 tarihli Kurul Kararı hakkında İnternet Kurulu Önerileri Değerlendirmesi
BTK Kurul Kararı ile 22 Ağustos'ta yürürlüğe girecek, devlet eliyle merkezi filtreleme sistemi hakkında İnternet Kurulu (İK) değerlendirme ve öneriler paketi yayınladı. Maalesef rapor, kamuoyunun beklentilerinin çok uzağında olmasının yanı sıra yanıltıcı bilgilerle dolu.

Kamuoyu öncelikle şunu bilmelidir ki, derneğimizin ve ilgili birçok STK'nın katılımıyla gerçekleşen İK toplantısında ortaya konulan hemen tüm fikirler göz ardı edilmiştir. Hepimizin ortak fikri devlet eliyle merkezi filtrenin kesinlikle kabul edilemeyeceği, yapılan düzenlemenin her açıdan problemli olduğu ve derhal geri çekilmesi gerektiğiydi. Fakat İK'nın önerisi düzenlemenin yeniden yazılması ve merkezi filtreleme sisteminin devam etmesi yönündedir. Bu kabul edilemezdir.

Önerilen standart ve yurtiçi paketin kaldırılması fakat aile ve çocuk paketinin tek bir seçenekte kullanıcılara sunulmasıdır. Fakat filtrelemenin bu profillerde de merkezi olması, beyaz ve kara listelere dayandırılması
korunmaktadır.

Rapordaki maddi hatalar merkezi filtreyi desteklemek amaçlıdır
Değerlendirme bölümünde verilen örnekler ve çeşitli raporlardan yapılan alıntılar maddi hatalarla doludur. Ortaya çıkan metin "merkezi filtre sisteminin yaygın ve gerekli bir uygulama" olduğunu anlatmak kaygısı içerisindedir. İK Raporunda diğer ülkelerdeki uygulamalar şu şekilde ifade edilmiştir: “İnternetin zararlı ya da yasal olmayan içeriklerinden korunmak için pek çok ülke ‘filtre’ uygulamaları geliştirmektedir. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı Avustralya, İtalya, İngiltere, Kore, Japonya, Almanya, İspanya, Kanada, Amerika, Meksika, Danimarka, Yeni Zelanda, İsveç ve Norveç gibi pek çok ülkenin internetin filtrelenmesi konusunda geliştirdikleri uygulamalar ve izledikleri yollar OECD Raporu kapsamında aşağıda ele alınmıştır.” Bu ifadelerin ilki yanlış, ikincisi yanıltıcıdır. Pek çok ülke "filtre" değil, başka yollar geliştirmektedir. Adı geçen ülkelerin hiçbirinde bizdeki "merkezi filtreleme" sistemi yoktur. Bazılarında yasal olarak, bazılarında gönüllü olarak erişim engellemesi yapılmaktadır. Raporda kaynak gösterilen OECD raporuna göre de, "merkezi filtreleme" sadece Türkiye'de zorunluluktur.

Verilen Almanya ve İtalya örneklerinde de filtreleme ve erişim engelleme birbirine karıştırılmakladır. Avustralya’daki uygulama ise gösterilen tepkiler sonucu askıya alınmıştır. Gözden geçirilmektedir. ABD'deki filtreleme ise ev kullanıcılarını kapsamamaktadır. Sadece okullara ve kütüphanelere filtre için fon verilmektedir. Yine "merkezi filtrelerin yaygın kullanıldığı" iddiası da geçersizdir. Mesela İK Raporunda İngiltere'de söz edilen programa sadece bir tane filtreleme yazılımı başvurmuştur. Altı çizilen, "Filtreleme İspanya’da Yasal Zorunluluk" ifadesi de doğru değildir. Zorunlu olan, sonraki satırlarda da belirtildiği gibi BİLİNÇLENDİRMEDİR, kullanım değil! Rapor başından sonuna kadar başka ülkelerdeki uygulamaları maksatlı aktarmıştır. Amaç bizde uygulanması öngörülen sisteme destek aramaktır. Fakat yurtdışındaki uygulamalar ve bir çok rapor tam tersini söylemektedir.

Devlet eliyle merkezi filtre uygulamak sansürdür
Her türlü erişim engeli ve filtrelemeler bahsedilen OECD raporunda ve Türkiye’yi bağlayan bir çok raporda çocukları korumaya yeterli görülmemektedir. Merkezi olarak devlet eliyle uygulanması da SANSÜR olarak nitelendirilmektedir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının “İnternette İfade Özgürlüğü” başlıklı Temmuz 2011 raporunda da Türkiye AGİT bölgesindeki devlet eliyle filtre uygulayacak tek ülke olarak işaret edilmiş, AGİT'in de bu gelişmeden duyduğu kaygı belirtilmiştir. Keza aynı kaygı, ABD Dış İlişkiler Sekreterliği tarafından da açıklanmıştır.

AGİT devlet eliyle filtreyi önermemektedir. Gönüllü filtre uygulaması önermektedir. Ki bu tür yazılımlar halen Türkiye'de yazılım endüstrisinde mevcuttur. Böyle bir düzenlemeye bu anlamıyla ihtiyaç yoktur.

Çözüm eğitim ve bilinçlendirmededir
Çözüm eğitim ve bireyi güçlendirmekten geçmektedir. İnternetle barışık, risk algısından uzak, makro teknososyal politikalara ihtiyacımız vardır. Sorun, teknik yasaklarla çözülemez. Eu Kids Online Projesi Kordinatörü Prof. Dr. Sonia Livingstone, Türkiye'de dijital becerilerin az olduğunu ifade etmektedir. Dijital okuryazarlığın her düzeyde çocuk, ebeveyn hatta öğretmenler düzeyinde geliştirilmesi gereklidir. Taslak öneride bu husus yerindedir ve acilen iyi niyetli bir öneri olmanın ötesine geçmelidir. Dijital okuryazarlığın her düzeyde çocuk, ebeveyn hatta öğretmenler düzeyinde geliştirilmesi gereklidir. Ancak, devlet eliyle filtre uygulaması hiçbir şekilde demokratik ve çoğulcu toplum/kültür yapısına hizmet vermez/veremez. Tam tersine tek boyutlu bir insan profili oluşturup, kamusal söylemi tektipleştirir. İK önerileri arasında yer alan siyah ve beyaz liste uygulaması da toplumun, yurttaşların tektipleştirmesinden başka bir şeye hizmet etmez. Bu nedenle gönüllü aile filtresi uygulaması dışında zorunlu bir uygulama dayatılamaz.

İlgili tüm taraflar sürece etkin bir biçimde katılmalıdır
Yine öneriler arasında yer alan Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün filtre konusunda tek düzenleyici aktör olması hem yetersiz, hem de konunun gerektirdiği yönetişim mantığına aykırıdır. Danışma kurulunda iletişim sosyoloğu ile yeni medya sosyoloğunun olmaması çok temel bir eksikliktir. Yine bu kurulun STK'larla sürekli iletişimde olacağı ve görüşlerini çalışma grubuna ileteceği şeklindeki iyi niyetli bir tavsiyenin ne kadar uygulanabilir olduğu, İK'nın bu raporuna yansımayan görüşlerimizden şimdiden açıktır. Bu çok temel rapora bir çok STK'nın açıkça ortaklaştığı görüşlerin neredeyse hiçbirinin yansımamış oluşu neler yaşanacağı hakkında fikir vermektedir. Sorun ve çözüm konusunda bizim de dahil olduğumuz bir çok STK ve uzman görüşlerini defalarca kamuoyu ile paylaşmıştır.

İnternet erişimi temel bir insan hakkıdır
İK Raporu vesilesiyle, İnternet kullanıcılarını bekleyen tehlikeye karşı kamuoyunu bir kez daha uyarmak istiyoruz. İnternet artık tüm dünyada temel bir insan hakkı olarak tanınmaya başlanmıştır. Türkiye'de karar verici aktörleri, muhafazakar, korumacı kollamacı, risk algısı yüksek politikalardan uzak durmaya, sansür anlamına gelebilecek her türlü uygulamadan bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Konuyla ilgili tüm STK'ları tepkisiz kalmamaya, tüm internet
kullanıcılarını ise verilecek tepkilere ortak olmaya davet ediyoruz.

Sınırsız, sansürsüz, özgür bir İnternet istiyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği
25 Temmuz 2011

8.07.2011

Bu defa haberler iyi: Richard Dawkins Sitesi Tekrardan Erişime Açıldı!


Richard Dawkins http://richarddawkins.net/ sitesi ile ilgili Kamuoyu Duyurusu

Cyber-Rights.Org.TR

Dünyaca ünlü etolog, evrimci biyolog ve yazar, Oxford Üniversitesi New College bölümünde Emeritus Profesör statüsünde bulunan öğretim üyesi Prof. Clinton Richard Dawkins’e ait İnternet sitesi http://richarddawkins.net/ milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen popüler bir bilim sitesidir. Kitapları dünyada en çok satanlar listesinde yer alan Dawkins’in ‘Gen Bencildir’, ‘Tanrı Yanılgısı’ ve son kitabı ‘Yeryüzündeki En Büyük Gösteri’ adlı kitapları da Türkçe dahil birçok dilde yayımlanmıştır.

Richard Dawkins’in http://richarddawkins.net/ web sitesine Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararı ile 03.09.2008 (Değişik İş 2008/199 sayılı ihtiyati tedbir kararı) tarihinde erişim engellenmiştir. Erişim engelleme kararının sebebi, Harun Yahya ismiyle yayınlar da yapan Adnan Oktar’ın Prof. Dawkins’in sitesi aracılığıyla kendisine hakaret edildiği iddiasında bulunmasıdır. Her ne kadar, iddia konusu ifadeler Prof. Dawkins’e ait değilse de, bu tedbir kararı sonrasında davacı Adnan Oktar tarafından Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Richard Dawkins sitesinin hazırlayıcılarına karşı bir hakaret davası da açılmıştır.

Site iki yılı aşkın bir süre erişime kapalı kaldıktan sonra; dava, 11.11.2010 tarihinde görülmeye başlanmış ve 30.06.2011 tarihinde 4. Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi dava ile ilgili kararını vermiştir. Hakaret davası Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilerek web sitesinin üzerindeki tedbir kararı da kaldırılmıştır. Temyiz yolu açık olduğundan karar kesinleşmemekle birlikte bu karar sonrasında site üzerindeki tedbir kalkacak ve siteye engel olmaksızın ulaşılabilecektir. Kararda, siteye girerek yorum yapan üçüncü şahıslara ait içeriklerden Richard Dawkins sitesinin sorumlu olmadığı ve İnternet yoluyla hakaret davalarında izlenmesi gereken yolun 5651 Sayılı Kanun’un 5 ve 9. Maddeleri olduğu belirtilmiştir.


2.07.2011

Sendikalardan İnternet Sansürüne Karşı Basın Açıklaması


29 Haziran 2011 tarihinde Tekgıda İş'in çağrısı ile bir araya gelen TÜRK-İş ve DİSK'e bağlı Petrol-İş, TÜMTİS, TOLEYİS, Birleşik Metal-İş, Dev-Sağlık-İş, Limter İş ve İnternet Sansürüne Karşı Ortak Platform, SansüreSansür, Netdaş ve Alternatif Bilişim Derneği üyeleri, TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Binası'nda internet sansürüne karşı basın açıklaması yaptı...


İnternet Erişimi Yurttaşın Temel Hakkıdır

Sansür ve Filtrelemeye Hayır

Seçim öncesinde çok tartışılan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı BTK Kurul Kararı 22 Ağustos’tan başlayarak internet dünyasını devlet kontrolüne alınmasını sağlayacak bir sansür girişimidir. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK'nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek.
Kamuoyunda rahatsızlık yaratan ve Türkiye'deki İnternet sansürü uygulamaları, giderek temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı bir hal almaktadır. Bu konuda kaygı ve rahatsızlık içerisindeyiz. Tüm Türkiye'yi ve biz işçi sendikalarını yakından ilgilendiren İnternet sansürü uygulamalarına karşı itirazlarımızı ve önerilerimizi iletmek için bir araya geldik. 15 Mayıs tarihinde özellikle İstanbul’da sokaklara çıkarak “sansürsüz internet” talep eden 60.000 yurttaş’la dayanışma içindeyiz.

Mevcut uygulama sansürdür

Türkiye'de 2007 yılında 5651 nolu kanun ile birlikte yapılan düzenlemelerin ardından erişime engellenen sitelerin sayısı resmi olmayan rakamlara göre 20 bine yaklaşmıştır. Kamuya açık erişim sağlanan yerlerde zorunlu hale getirilen filtre sistemleri de 60 binden fazla siteyi engellemektedir. Bu sayı maalesef her gün artmaktadır. Erişimi engellenen sitelerin arasında öne sürüldüğü gibi sadece pornografi ya da benzeri içerikli siteler yoktur. Erişimi engellenen veya filtrelenen sitelerin önemli bir bölümü alternatif haber kaynakları, politik içerikli siteler, bazı sendika ve emek örgütlerinin siteleri, toplumun farklı kesimlerinin talep ve itirazlarını dile getirdikleri sitelerdir. Bu durum asıl amacın sansür olduğunu göstermektedir. Ayrıca İnternetin büyük birikiminin toplandığı önemli alan adları tek bir içerik/sayfa yüzünden engellenmekte ve bu birikimlere toplumun erişmesinin önüne geçilmektedir.

BTK Kurul Kararı hak ve özgürlüklere aykırıdır

Her şeyden önce BTK Kurul Kararı merkezi filtreler önermekte ve tüm trafiği bu filtreler aracılığı ile vatandaşlara sunmak istemektedir. Merkezi filtre uygulaması, devlet eliyle gerçekleştiği her durumda SANSÜRDÜR. Çünkü vatandaşın seçme, bilgiye erişme özgürlüğü elinden alınmakta, bilgi yurttaşlara ulaşmadan devletin ilgili teknokrat ve bürokratları tarafından engellenmektedir.
Bu süzme işlemini kimin nasıl yapacağı, yani ön görülen kara ve beyaz listelerin nasıl oluşturulacağı da belirsizdir. Ucu açıktır. Hükümetlere hassasiyetlerine göre liste hazırlama olanağı tanımaktadır. Gerçek yaşamda hükümetlerin, devletin ilgili bürokratik kurumlarının nasıl keyiflerince işleyip hak ve özgürlüklerimizi sınırladıkları ortadadır. Alan yasakları, grev yasakları, örgütlenme ve sendikal hakların önündeki keyfi, yasal olmayan engeller, devlet geleneği hakkında bize fikir vermekte, böylesi ucu açık bir filtreleme sisteminin nereye gideceğini göstermektedir.

Merkezi filtre çocukları koruyamaz

Elbette çocuk istismarının, nefret söyleminin ve benzer suçların internet mecrasında serbestçe yayılmasının önüne geçecek yasal düzenlemeler yapmak gereklidir. Dünya çapında çocuk pornografisi, çocuk istismarı, nefret suçu gibi konularda yapılan sınırlamalar sansür olarak nitelendirilmemektedir. Ancak internetin devlet kontrolüne alınması, merkezi filtre gibi uygulamalar iddia edildiği gibi çocukları koruyamamaktadır. Her gün yüz binlerce içeriğin üretildiği bir ortamı filtreleyebilmek mümkün değildir. Merkezi filtreleme çeşitli ülkelerde denenmiş fakat ya tepkiler sonucu ya da çözüm olmadıkları için terkedilmiştir. Çocuğu korumak ailenin görevidir. Aileler çocuklarını gerçek yaşama hazırladıkları gibi, çevrimiçi dünyadaki risklere karşı da hazırlamak sorumluluğundadırlar. Risklerden korunmak ancak eğitimle mümkün olabilir. Bu konuda eğitim kurumlarına, medyaya, sivil toplum örgütlerine, sendikalara büyük sorumluluk düşmektedir. Teknolojik gelişim ayrıca ailelere çocukları korumak için yeterli bireysel teknolojik olanaklar sağlamaktadır. BTK gibi kurullar bu alanda insanlara hizmet verebilir. Merkezi filtre hiçbir şart altında kabul edilemez ve asıl amacı sansürdür.

Ahlaki kaygı ve hassasiyetlerimizin istismarı

Çocukların risk olarak öne sürülmesi, maalesef toplumu ikna etmek için yaratılmış bir ahlaki gerekçedir. 2007'de 5651 nolu yasa çıkmadan önce benzer şekilde İnternet'in ne kadar kötü bir ortam olduğu medyada işlenmiş ve toplum hazırlanmıştır. Bu hükümetlerin her dönem başvurdukları, kritik konulara yurttaşları hazırladıkları kötü bir yönetme metodudur. Toplumumuz genel olarak çocuk ve aile konusunda hassastır. Bu hassasiyet maalesef istismar edilmektedir.

Toplumun bir parçası ve yurttaşlar olarak hepimiz bu konuda hassasız ve İnterneti güvenli kullanmak istemekteyiz. Fakat bu uygulamanın bunu amaçlamadığını, amacının sansürü derinleştirmek, İnterneti kontrol altında tutmak olduğunun farkındayız. Ne sansür ne de toplum hassasiyetlerinin istismarı demokratik toplumlarda kabul edilemez.
İnternet, işçi hareketleri, politik kampanyalar, hak mücadeleleri için artık vazgeçilmez bir mecradır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmesi, örgütlü bir toplum yaratma mücadelemize sağladığı yararlar, yönetme ve karar alma süreçlerine yurttaş katılımını arttırması açılarından ülkemizin geleceği için çok önemli bir olanaktır.

Birleşmiş Milletler, 4 Haziran'da gerçekleştirdiği oturumunda İnterneti temel bir insan hakkı olarak tanımıştır. Ayrıca, Avrupa Konseyi’nin Strasbourg’da 18 – 19 Nisan 2001′de gerçekleştirdiği konferansında onayladığı “İnternetin Evrenselliğini, Bütünlüğünü ve Açıklığını Korumak ve Geliştirmek” başlıklı kararı ise, internet erişimini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne eklemiştir. Her iki karar da, ilgili sözleşmelerde taraf olan Türkiye’nin iç hukukuna uyarlamakla yükümlü olduğu kararlardır.

Hükümeti ve ilgili kurumları
  • Kurul Kararını derhal ve acilen geri çekmeye,
  • İnterneti tehdit gören yaklaşımlarla hazırlanmış başta 5651 gelmek üzere tüm yasa ve yönetmelikleri adım adım gözden geçirmeye ya da iptal etmeye
  • Konunun muhatabı çeşitli STK'lar, odalar ve sendikalarla birlikte riskler kadar olanakları gören yeni düzenlemeler yapmaya çağırıyoruz.
Bu sansür girişimi 12 Eylül Anayasası'nın ve devleti vatandaştan üstün gören devlet geleneğinin bir ürünü olarak düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde engellerin bir parçasıdır. Yeni Anayasa yapımı sürecinde düşünce ve ifade özgürlüğünü kayıtsız şartsız güvence altına alan düzenlemeler yapmak, 30 yıldır yaşanan bunca deneyimin ışığında, tüm siyasi aktörlerin görev ve sorumluğudur.

27.06.2011

Internette Sansure Hayir! Internetime Dokunma #22Agustos #TurkeyNetBan #internetimedokunma


TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Yönetim Kurulu, “internetime dokunma” çağrısı yaparak, emek örgütlerini, 29 Haziran’da yapılacak basın toplantısına destek vermeye çağırdı:
İNTERNETTE SANSÜRE HAYIR! İNTERNETİME DOKUNMA

İnternette bilgi alma ve ifade özgürlüğünü sınırlayan, yasakçı bir zihniyetle sansür uygulamaya çalışan tedbirlerin hayata geçirilmesini engellemek ve bu girişimleri protesto etmek amacıyla 29 Haziran 2011 Çarşamba günü, saat 11.00’de TMMOB Makine Mühendisleri Odası Istanbul Şubesi’nde (Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No: 9/2 Beyoğlu) bir basın toplantısı yapılacaktır. Tüm emek örgütlerini, internet özgürlüklerine sahip çıkmak için bu toplantıya katılmaya ve destek olmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla.

Kaynak: TekGıda -İş Sendikası

Sansüre Sansür olarak destek verdiğimiz basın toplantısına internet sansürüne hayır diyen herkesi bekleriz.

1.06.2011

Su haktır, satılamaz!


Sansür dedik, internetime dokunma dedik, ahlaksızlıktan pornoculuğa, rantçılığa uzanan bir yelpazede darbeler aldık. Umursamadık, 15-20 kişi değil, 50 bin kişi yürürken ne olduğumuzu, neye karşı durduğumuzu iyi biliyorduk çünkü.


Biz yürüdüğümüzde üzerimize biber gazı sıkılmadı, coplarla girilmedi. İfade özgürlüğü için yapılan bir yürüyüşte, karşı durduğumuz konuyu istediğimizce ifade edebildik biz.


Oysa dün Hopa’da emekli bir öğretmenimiz, bu uğurda hayatını kaybetti. “Su haktır, satılamaz” yazan bir pankartla yürüyen 54 yaşındaki Metin Lokumcu, biber gazı ve copların sonucunda, kalp krizi geçirerek sustu, susturuldu.


Ölenin kim olduğu, ne söylediği, neyi sahiplendiği ya da hangi politik görüşe sahip olduğunun hiçbir önemi yok. Burada bir tek gerçek var: Orantısız güç ve bir hayatın, özgürce düşüncelerini söylemek yolunda kaybedilmiş olması.


Bugün Hopa’da gözaltılar, baskınlar var. Hopa’ya giriş yapılamadığına ilişkin söylentiler var. Taksim Meydanı’nda bu olayı protesto etmek için toplananlara sıkılan biber gazları var. Ankara’da çevrelenen binalar var. Gerginlik başka şehirlere sıçrarkan, susan, “görmezden gelen” bir medya ve politikacılar var.


Demokrasi; ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve gerektiğinde karşı durabilme özgürlüğünden bağımsız var olamaz.


Hopa’da hayatını kaybeden Metin Lokumcu, savunduğumuz her şeyin simgesidir aslında. Bugün, sessiz basınımız da, yıkılan heykeller de, toplatılan kitaplar da, yasaklar getirilen mizah dergileri de, sansürlenen web siteleri de hep aynı soruna işaret eder: Kişisel özgürlüklerin, ifade hakkının, düşünce özgürlüğünün ellerimizden kayıp gidiyor olduğuna.


Sahip olduğumuz en önemli demokratik hakkı savunmak; hangi politik görüşten gelirsek gelelim, herkesin dört elle sarılması gereken bir konudur. Zira bundan öte belki de bir tek hak vardır: Yaşam hakkı. Ancak, ifade özgürlüğüne sahip olmayan bir ülkede bireylerin yaşamlarının da pek bir değeri olamayacağı, Hopa olaylarında da görüldüğü üzere, çok açıktır.


Biz Sansüre Sansür olarak, Metin Lokumcu’ya rahmet ve yakınlarına başsağlığı dilerken, Hopa’da olanları görmezden gelmeye devam edenleri kınıyoruz. Sansüre karşı tüm platform ve bireyleri de ifade özgürlüğüne yapılmış bu en büyük saldırıyı kınamaya, internetin tüm olanaklarını kullanarak duyurulmayanları duyurmaya çağırıyoruz.


twitter hashtag: #hopa


Görsel: trofolo

22 Ağustos'ta interneti bekleyen tehlike

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde dersler veren Dr. Özgür Uçkan, Türkiye'de internet sansürü ana başlığı İnternet ve Düzenleme: "Dümen tutmak" mı, gemiye "el koymak" mı? başlıklı 65 sayfalık bir powerpoint sunusu hazırladı. Sunumda 5651 sayılı yasadan yola çıkan Uçkan, 22 Ağustos'ta yürürlüğe girecek düzenlemenin sansür olduğunu ortaya koydu.

27.05.2011

Rapidshare ve Fileserve Erişime Engellendi!


NTVMSNBC'den aynen alıntılıyorum.

"MHP’de 10 ismin istifasına neden olan kaset skandalı sonrası MHP’li avukatların başvurusu üzerine Ankara 14. Sulh Ceza Mahkemesi 16 Mayıs’ta bazı sitelere erişim yasağı getirilmesi kararını vermişti. Bu kararla ilgili yazı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na dün gitti. Karar üzerine dün gece saatlerinde Raipdshare ve Fileserve siteleri erişime kapatıldı. Ankara 14. Sulh Mahkemesi bu sitelere müstehcenlik yüzünden yayın yasağı getirdi. Türkiye’de sitelerin erişime kapatılması için genelde müstehcenlik sebebi kullanılıyor. İnternet suçları katoloğunda müstehcenlik 8. sırada bulunuyor.Daha önce üç site MHP’nin başvurusu üzerine erişime kapatılmıştı. Dün akşam itibariyle bu sayı beşe ulaştı."

Bu iki dosya paylaşım sitesinin 'müstehcenlik' adı altında kapatılmalarındaki mantığı bir kenara bırakırsak, ben de dahil Türkiye'deki birçok kullanıcı özellikle Rapidshare'i paralı olarak kullanıyor. Yani mahkeme bu iki firmayı müstehcenlik yüzünden kapattığından dolayı yüzbinlerce kişi büyük maddi zarara uğradı. Peki bu zararı kim karşılayacak?

19.05.2011

Avustralya'da filtre ödenekleri ilgi gösterilmediği için iptal



Avustralya Fedaral Hükümeti'nin, bu gece yaptığı açıklamaya göre servis sağlayıcıların kullanıcılarına internet filtreleme seçenekleri sunmaları için ayrılan ödenekler iptal edildi. Bunun sebebi ise projenin yeteri kadar ilgi çekmemesi olarak gösteriliyor.

İşçi Partisi'nin internet filtreleme politikaları çerçevesinde geçen sene bütçelendirilen inisiyatif (Gönüllü İnternet Filtreleme Ödenekleri Programı), hükümetin interneti servis sağlayıcı düzeyinde filtrelemesini zorunlu kılan planlarını da gündeme getirmesine sebep olmuştu. Ancak, bu gece kamuoyuna açılan bütçe raporlarının gösterdiğine göre, son 12 ayda 9.8 milyon dolarlık kaynağın sadece 200 bin dolarını kullanan proje, hükümetin beklentilerinin çok daha altında ilgi gördü.

Raporlara göre: “Hükümet 2010-11 döneminde, servis sağlayıcıların müşterilerine internet filtreleme seçenekleri sunmasına destek olmak için gönüllü internet filtreleme ödeneği programına 9.8 milyon dolar ayırdı."

“Ancak, sektöre bakıldığında, bu ödeneklere ilginin sınırlı düzeyde kaldığı görülüyor. Bunun sebebi ise internet kullanıcılarının halihazırda internet üzerinden kolaylıkla bulunabilecekleri, tarayıcılar ve arama araçlarında da kullanılabilen, çok çeşitli filtreleme teknolojileri olarak ortaya çıkıyor. Bunun dışında Avustralya'nın %70'inden fazlasına hizmet veren 3 büyük servis sağlayıcısının, Avustralya İletişim ve Medya Kurulu tarafından oluşturulmuş listeye göre gönüllü olarak sağladığı çocuk istismarı filtreleri de bu ilgisizliğin sebeplerinden biri."

Bilgisayarlara kurulabilecek internet filtreleme programlarının yanı sıra, bazı servis sağlayıcılar, gönüllü olarak bağlantı üzerinden filtreleme hizmeti de sunuyor. Programlara ilginin ne kadar olduğu bilinmese de, servis sağlayıcının üzerinden sağlanan hizmetlerin fazla ilgi görmediği biliniyor.

Koalisyondan, Yeşiller Partisi'nden ve kamuoyundan gelen muhalefet üzerine, İletişim Bakanı Stephen Conroy geçen sene daha geniş kapsamlı internet filtreleme mevzuatını ertelemek zorunda kalmıştı ve filtreler tarafından bloklanacak Yasaklı Sınıflandırma içerik kategorisi, İçişleri Bakanı tarafından tekrar değerlendirilmek üzere Federal ve Eyalet Savcıları'na iletilmişti.

Ekim ayında İletişim ve Dijital Ekonomi Odasında Conroy'un yanında çalışanlardan biri, bölümün o dönemde, değerlendirme beklenirken filtreler üzerinde aktif olarak çalışmadığını vurgulamış; ancak 3 büyük servis sağlayıcının (Telstra, Optus ve Primus) gönüllü olmasıyla, kapsamı Yasaklı kategorisinden daha sınırlı olan bir filtreleme sistemi üzerinde çalışıldığını, bu sistemin ise sadece çocuk pornografisini bloklamaya yönelik olduğunu belirtmişti.

Telstra, Optus ve Primus'un üzerinde çalıştığı bu daha dar kapsamlı filtreleme planının bu senenin ortalarında tam olarak devreye girmesi bekleniyor. Şu anda servis sağlayıcıların filtremele teknolojisinin uygulanmasında hangi aşamada oldukları çok net bilinmiyor.

Haberin orjinali: http://delimiter.com.au/2011/05/10/budget-2011-filter-grants-cancelleddue-to-lack-of-interest/

18.05.2011

Yorum yaz gönder, polis evine gelsin


İddialara göre; Adnan Oktar'ın YouTube'da bulunan videolarına yorum yazan birkaç gencin evine dün polisler gelerek isim, rumuz, telefon ve adres sorup gitmişler. Akabinde bugün öğlen saatlerinde tekrar gelen polis ekipleri arama izni ile gençlerin evinde arama yapmaya başlamışlar. Adnan Oktar'ın şikayeti üzerine harekete geçen emniyet mensupları, YouTube'da bulunan Adnan Oktar videolarının altına yapılan yorumların IP adreslerini bulup, bu adreslerdeki bilgisayarların inceleme amaçlı olarak el konulacağını belirtmişler. Ellerindeki listede birçok isim, adres, rumuz ve IP adresi olduklarını belirttikten sonra, yapılan incelemede tutanak tutulduğu ve YouTube hesaplarının o listede olmamasına rağmen IP adresi ev sahibine ait olduğundan dolayı evlerindeki tüm bilgisayarlara el konulmuş.

Gayrettepe Asayiş Müdürlüğü'ne götürülen gençlere, iddiaya göre hard disklerinin imajlarının alınacağı ve yarın öğle saatlerinde bilgisayarlarını tekrar geri verileceği bilgisi verilmiş. Yarın öğlen ifade vermek için tekrar merkeze gitmesi muhtemel gençlerin bilgisayarlarındaki imajlar üstünde araştırma yapılacağı öne sürülüyor.

Dezenformasyona karşı mailimi aldın mı? #BiTiKbasin


Biliyorsunuz ki 15 Mayısta yaptığımız yürüyüş basında doğru düzgün yansıtılamadı. Akabinde de dezenformasyon çabaları başladı. Demek ki o yürüyüş belli çevrelerde ciddi bir tedirginlik yaptı ki panikle belden aşağı saldırılara girişiliyor. Aferin bize!

Neler var mesela:
- Radikal yazarı Akif Beki'den inciler
- Zaman yazarı Ekrem Dumanlı'dan rantçı olduğumuz üzerine saçmalamalar ve saçma sapan STKların filtreyi desteklemesi ve CHP'nin yürüyüşe yönetici desteği verdiği yalanı
- Star muhabiri Ebru Baran'dan rantçılık üzerine bir ve dünyadaki filtre uygulamaları üzerine iki. Bu arada kendisinin twitterını incelerseniz, 15 Mayıs yürüyüşüne katıldığını da göreceksiniz.
- Sabah yazarı Nazlı Ilıcak'tan "sansür yok" yalanıyla bir başka dezenformasyon örneği
- Haber 7'de bir diğer deli saçması argüman, yine ne dediğimizi anlamayan biri
- Vakit bildiğiniz gibi zaten, şaşırmadık. Samanyolu ve Yeni Şafak ise Star Gazetesi'ndeki yazıyı copy paste etmiş.

Gördüğünüz gibi, "filtre yok" argümanı başı çekiyor, "biz bir sansür uygulamıyoruz ki" diyenler var. Sanki tek dert 22 Ağustos'muş da, bunca zaman 12 bin site kapatılmamış gibi. İşin o kısmını atlayıp sadece 22 Ağustos'a odaklanılmak isteniyor, orada da işi üstü kapalı geçerek, insanları yanıltmaya uğraşıyorlar. Rant vs. mevzuları ise alabildiğine geyik.

Biz ne yapacağız?

İkinci yürüyüş olacak elbette ve daha da kalabalık gideceğiz. Yine sadece %100 sivil bir hareket olarak. Ama o tarih gelene kadar,  elbette ki etrafımıza filtrenin ne olduğunu, derdimizin ne olduğunu, sansür nediri, bugüne kadar olan biteni anlatmaya devam edeceğiz. Şurada çok basit bir anlatım var mesela. Bir de çocuklar porno seyretsin demediğimizi, porno görmek istemeyenin BEDAVA OLARAK temin edebileceği bireysel filtre yazılımlarını kurabileceğini bir daha, bir daha tekrarlayacağız. Devlet eliyle filtrelemenin sansürün ta kendisi olduğunu bıkmadan söyleyeceğiz.

Bunun dışında artık şirazesi iyice kaymış basına da tepkimizi "kendi çöplüğümüzde" bir gösterelim diyoruz.

Yani ne yapıyoruz:
1. Yukarıda örneklerini gördüğümüz yazılardan hangisi bizi en çok delirttiyse ona, tepkimizi anlatan düzgün ama sert bir mail yazıyoruz, bir de yürüyüşten  etkileyici bir fotoğraf seçiyoruz.
2. Bunu -to: yazar, cc: yazı işleri - olmak üzere ilgili gazeteye gönderiyoruz.
3. Gönderdiğimiz maili tepki hareketine dair, ne yapılacağını anlatan küçük bir paragraf ya da buraya link vererek blogumuzda SEO için uygun etiketleri vererek yayınlıyoruz.
4. Twitter'dan örneğin radikal'e yazdıysak "mailimi aldın mı @radikal" yazıp, blog linkini gönderiyoruz, iki de hashtag ekliyoruz #BiTiKbasin #BiTiKradikal
4. Yazıyı facebookumuzda da yayınlıyoruz. Hatta bu gazetelerin page'lerinde twitterdaki gibi link veriyoruz eğer duvarları açıksa:  "mailimi aldın mı @radikal"
5. Sonra bunu diğer sinirlendiğimiz gazete için de yapıyoruz.

Amaç internetin sunduğu her kanaldan tepkimizi göstermek. Bunun için, ben de gazetelerin yorum sayfasına "Mailimi aldın mı" yazıp link vereceğim derseniz o da olur. Aklınıza gelen diğer internet mecraları da olur. Amaç her yeri ama her yeri kaplamak.

Örnek yazı burada.

REHBER

Radikal
Ana Sayfa:
http://www.radikal.com.tr

Mailler (@radikal.com.tr ekleyiniz)
To: akif.beki
Cc: bulent.mumay, cinar.oskay, hakan.celenk, gokce.aytulu, ali.topuz, muhittin.danis

Twitter:
twitter.com/radikal

Hashtag:
BiTiKradikal, BiTiKbasin

Star
Ana Sayfa:
http://www.stargazete.com/

Mailler (@stargazete.com ekleyiniz)
To: ebaran
CC: editor@stargazete.com, mkaraalioglu, mkelkitlioglu, dertugrul, bbelbek, yozer, ckardas, mkara

Twitter:
twitter.com/stargazete
twitter.com/ebru_baran

Hashtag:
BiTiKstar, BiTiKbasin

Zaman
Ana Sayfa:
http://www.zaman.com.tr

Mailler (@zaman.com.tr ekleyiniz)

To: e.dumanli
Cc: info@zaman.com.tr, m.kamis, v.ayhan, a.akkus, h.dikmen

Twitter:
twitter.com/zamancomtr
twitter.com/dumanlie

Hashtag:
BiTiKzaman, BiTiKbasin

Bunlar öncelikle şu 3 gazete için, bunun dışında diğerlerine de tabii ki yollayabiliriz. Mail adresleri genelde yazıların altında var. Bunun dışında bir kısım yazara twitter'dan da ulaşılabiliyor. Hashtagi yazıyı gönderdiğiniz gazeteye göre revize edersiniz.

Görsel: Görkem Keser

16.05.2011

Üniversite ve şehir temsilcilikleri için açık çağrı!


Sansüre Sansür olarak hep organik bir yapı olmaya özen gösterdik. Destek vermek isteyen herkese açık olduk. Böylece yayıldık. Fakat tabii her yere yetişmekte zorlanıyoruz. İstiyoruz ki, şehirlerde hatta üniversitelerde temsilcilerimiz olsun, o şehirleri, üniversiteleri onlar temsil etsin. Bu temsilcilerimizle, bir eylem olduğunda iletişime geçelim, hareketleri daha çabuk yayalım, tepkileri daha etkin bir şekilde duyuralım. Özellikle de 15 Mayıs'ta Türkiye'nin her yerinde düzenlenen "İnternetime dokunma!" yürüyüşünde, farklı şehirlerde kontaklarımız olsa, daha çok kişiye, daha etkin bir şekilde ulaşabileceğimizi anladık.

Daha önce Samsun'dan bir arkadaşımız bizimle iletişime geçti. Kendisi Sansüre Sansür'ün Samsun Teşkilatı olmak istediğini söylediğinde, seve seve kabul ettik ve açtığı blogu ilgiyle izliyoruz: sansuresansursamsun.blogspot.com

Şimdi bunu geliştirmek istiyoruz. Destek vermek isteyenler, mail yoluyla bizimle iletişime geçebilirler. İsteğimiz, Sansüre Sansür'ün genel söylemiyle paralel olacak şekilde, eylemlerin ilgili bölgelerde duyurulması, etkinlik ve haberlerin yayılması. Bizim erişemediğimiz yerlerdeki sansür haberlerinin de daha geniş bir ağa yayılabilmesi.

Burada bizler için önemli olan konu, genel Sansüre Sansür çizgisinin ve çerçevesinin korunması. Samsun örneği; gerek duruşu, gerek görsel dili, gerek ana sayfamıza ve diğer sitelere verdiği linkler ile bu anlamda gayet başarılı bir örnek.

Logo ve görselleri; sansuresansurşehiradı veysa sansuresansuruniversiteadi şeklinde alınacak domainlerde kullanılmak üzere ilgilenenlere sağlayacağız. Metinler sitemizden veya bu blogdan kullanılabilir. Site sayfamızdan ve blogdan; onayladığımız temsilcilerin blog ya da sitelerine link vereceğiz ve herhangi bir eylem/hareket olduğunda kendileriyle birebir iletişime geçeceğiz, soru veya sorunlarınız olduğunda destek vereceğiz. Böylece daha organize bir şekilde hareket edip, uzanamadığımız noktalara da uzanacağız.

Ve mesela, bir dahaki yürüyüşte, sadece İstanbul'da değil, pek çok başka şehirde yüzler, binler görmek için, hep beraber, çalışacağız.

"Biz de Sansüre Sansür teşkilatlanmasında yer almak istiyoruz" diyenlere:
sansuresansur (at) gmail.com

İstanbul'da bir pazar...

THE DECLARATION OF MAY 15TH, 2011

Fundamental Rights and Freedoms Cannot Be Obstructed

1. Freedom of expression and right to access information of Internet users cannot be obstructed.

“Safe Internet” Filtering Regulations Must Be Repealed

2. The BTK (IT and Communications Institute) decision dated 02/22/2011 with number 2011/DK-10/91 lacks legal basis. The unjust decision gives BTK a right which is not prescribed by law. The legal decision also limits basic rights and freedoms protected by the constitution and international treaties directly. While open and unfiltered Internet access is being regarded as a basic human right by international institutions, in Turkey filtered Internet is about to become “the standard”.

3. The comments made by the BTK president claiming the “standard profile” is the current standard and anybody who opts-out will be left out of the filtering system are not correct. Neither there is a notion called “the standard profile” nor an established filter mechanism currently. With the forthcoming mechanism it will not be possible to stay out of the filtering system. If the government officials are really sincere they have to provide an “unfiltered” alternative to Internet users in Turkey.

4. The comments claiming that there will be no surveillance done with the new filtering system are hardly assuring. Clearly it's not claimed that each and every user will be watched and monitored individually. However since every user will be part of the filtering system, it will open the door to allow the government to track any Internet user at any time at will. As the state does not have the right to monitor it’s citizens' homes, they should not have the right to watch their Internet either.

5. The BTK filtering system which will take effect on August 22nd, 2011 is unpredictable by the users, arbitrary, and essentially a control and censorship mechanism structurally. The criteria for filtering websites through the different profiles under the BTK system is not disclosed to Internet users. The full authority to build and maintain the filtering lists are handed to BTK by BTK itself. Now BTK will render hundreds of thousands of websites unreachable arbitrarily which is far beyond the current disproportional blocking caused by Law No. 5651. Illegitimate, disproportional and arbitrary administrative operations are unacceptable in a democratic country.


6. Neither The European Union which Turkey is trying to be a member of, nor the Council of Europe which Turkey is currently a member of and none of the OSCE member states embrace any similar mandatory filtering systems. The Committee of Ministers for the Council of Europe strongly emphasized that public authorities must not obstruct access to public information or apply general blocking measures, and explicitly stated that such applications relying on state’s supervision shall be condemned.

7. Similar to previous blocking decisions, state officials are trying to use irrelevant countries as examples to legitimize their unjustified decisions. They are intentionally perversing the description of various state policies in their justifications. It is impossible to accept the state officials’ appeal to negative examples from across the globe to interfere with everybody’s lives in Turkey.

The Provided State Policies to Protect Children From Harmful Content Must Not Affect Adults

8. Both the European Union, and the Council of Europe of which Turkey is a member state advocates self-control mechanisms instead of legal precautions to protect vulnerable groups such as children. In this context, both organizations emphasize the importance of preventive measures to protect children which do not interfere with adult’s access to legitimate content. For that reason member states must encourage the use of filtering software in houses, school computers and Internet cafes but must avoid employing mandatory nationwide filtering policies. If filter use is found appropriate by families, that should be usedon their own personal computers.

Open, Transparent and Participatory Policies Must Be Implemented


9. Despite the repetitive and pressive requests, TIB’s (Telecommunications Directorate) avoidance from providing the official statistics regarding banned web sites belies the institutio’'s choice of using non-transparent and arbitrary decisions as the main method to outline and develop its policy. The government must implement a new policy to protect the children from harmful Internet content in a participatory way by getting broad public support (NGOs, Academy, and Private Sector). However that reform must not be another initiative to impose the majority’s moral values. In this perspective the statement “We just cannot ignore the complaints from religious people from remote parts of Turkey” stated the by BTK president to justify the new process is unacceptable. The administration does not have the right or the authority to impose conservative values upon whole Turkey. The new policy on Internet regulation must be developed with respect to freedom of speech and adult citizen's right to consume and access any kind of legal Internet content. The new policy containing these principles should be materialized with a transparent, open and participatory method.

15 Mayıs 2011 Deklarasyonu

Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez

1. İnternet kullanıcılarının ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.

Güvenli İnternet Filtreleme Uygulaması Kaldırılmalıdır

2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 22.02.2011 gün ve 2011/DK-10/91 sayılı düzenleyici işlemi yasal dayanaktan yoksundur. Yasal dayanağı olmayan işlem BTK’ya yasalarda öngörülmeyen bir yetki vermektedir. Aynı zamanda düzenleyici işlem Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle korunan temel hak ve özgürlükleri doğrudan kısıtlamaktadır. Uluslararası kuruluşlar tarafından açık ve filtresiz İnternet erişimi temel bir insan hakkı olarak görülmeye başlanırken, filtreli İnternet Türkiye’de “standartlaştırılmaya” çalışılmaktadır.

3. BTK Başkanı’nın standart profilin mevcut profil olduğu, isteyenin filtrelemenin dışında kalabileceğine ilişkin açıklamaları doğru değildir. Hali hazırda standart profil diye bir kavram olmadığı gibi filtreleme de söz konusu değildir. Yeni gelen mekanizma ile filtreleme sistemi dışında kalmak mümkün olmayacaktır. Yetkililer gerçekten samimi iseler filtreleme olmayan bir alternatifi İnternet kullanıcılarına sunmak zorundadırlar.

4. Filtreleme sistemi ile izleme yapılmayacağına dair açıklamalar da güven vermekten uzaktır. Şüphesiz filtreleme sistemi ile her bir kullanıcının tek tek izleneceği iddia edilmemektedir. Ancak herkes filtreleme sistemine tabi olduğunda potansiyel olarak tüm kullanıcıların idarenin uygun gördüğü zamanda izlenmesinin yolu açılmış olacaktır. Devletin insanların evlerini izlemeye hakkı olmadığı gibi İnternetini de izlemeye hakkı olmamalıdır.

5. 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan BTK filtreleme uygulaması kullanıcılar tarafından öngörülebilir değildir, keyfidir, ve yapısal olarak bir kontrol ve sansür mekanizmasıdır. Filtreleme sistemi çerçevesindeki profillerden hangi sitelere erişim engelleneceği konusundaki kriterler kullanıcılara bildirilmemiştir. Filtreleme listelerinin oluşturulması için tam yetki BTK tarafından yine BTK’ya verilmiştir. Halihazırda uygulamada bulunan 5651 sayılı yasanın yol açtığı aşırı engellemenin ötesinde şimdi BTK tamamen keyfi tercihlerle yüzbinlerce İnternet sitesini ulaşılamaz hale getirecektir. Hukuka aykırı, ölçüsüz ve keyfi idari işlem demokratik hukuk devletinde kabul edilemez.

6. Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği, üyesi olduğu Avrupa Konseyi ve AGİT’e üye devletler içinde kullanılması zorunlu benzer bir devlet politikası bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kamu otoritelerinin genel engelleme ya da filtreleme önlemleriyle, kamu bilgilerine erişimi ve İnternette sınır tanımayan diğer iletişimi kesintiye uğratmamaları gerektiğinin altını önemle çizmiştir, ve devletin ön denetimine dayalı bu ve benzeri uygulamalar kesinlikle kınanmalıdır ifadelerini kullanmıştır.

7. Daha önce erişim engelleme kararlarında olduğu gibi yetkililer hukuken gerekçelendiremedikleri kararlarını ilgisiz ülke örneklerini kullanarak meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Neden seçildiği anlaşılmayan bu ülke politikalarının aktarımında da kasıtlı saptırmalar yapılmaktadır. Israrla başkalarının hayatlarına müdahale etme isteğinde bulunan idari yetkililerin meşruiyetlerini dünyadaki olumsuz örneklerde araması kabul edilemez.


Çocukların Zararlı İçerikten Korunması için Öngörülen Devlet Politikası Yetişkinleri Etkilememelidir

8. Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa öz-denetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu bağlamda, yine her iki örgüt de çocukların erişimi için uygun olmadığı düşünülen ve hukuka uygun içeriğe yetişkin kullanıcıların ulaşmasını engellemeyecek önlemler alınmasının önemini vurgulamıştır. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde ülke çapında zorunlu filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır. Eğer filtre kullanımı aileler tarafından gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.

Açık, Şeffaf ve Katılımcı Politikalar Geliştirilmelidir


9. TİB’in ısrarlı taleplere rağmen erişime engellenen sitelerle ilgili istatistikleri açıklamaması, idarenin şeffaflıktan uzak ve keyfi tercihleri politikasını belirleme konusunda ana yöntem olarak seçtiğini ortaya koymaktadır. Hükümet, mevcut politikası ve uygulamaları yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademi, ve özel sektör) ile geliştirmelidir. Ancak bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır. Bu açıdan, BTK Başkanı’nın filtreyi meşrulaştırmak için kullandığı “Anadolu’nun ücra köşelerinden mütedeyyin insanların şikâyetini görmezden gelemeyiz” ifadesi kabul edilemez. İdarenin tüm Türkiye’ye Anadolu’nun muhafazakar değerlerini dayatma gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, ifade özgürlüğüne ve yetişkinlerin her türlü İnternet içeriğine erişim ve tüketim haklarına saygı temelinde geliştirilmelidir. Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık, katılımcı ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.