1.06.2011

Su haktır, satılamaz!


Sansür dedik, internetime dokunma dedik, ahlaksızlıktan pornoculuğa, rantçılığa uzanan bir yelpazede darbeler aldık. Umursamadık, 15-20 kişi değil, 50 bin kişi yürürken ne olduğumuzu, neye karşı durduğumuzu iyi biliyorduk çünkü.


Biz yürüdüğümüzde üzerimize biber gazı sıkılmadı, coplarla girilmedi. İfade özgürlüğü için yapılan bir yürüyüşte, karşı durduğumuz konuyu istediğimizce ifade edebildik biz.


Oysa dün Hopa’da emekli bir öğretmenimiz, bu uğurda hayatını kaybetti. “Su haktır, satılamaz” yazan bir pankartla yürüyen 54 yaşındaki Metin Lokumcu, biber gazı ve copların sonucunda, kalp krizi geçirerek sustu, susturuldu.


Ölenin kim olduğu, ne söylediği, neyi sahiplendiği ya da hangi politik görüşe sahip olduğunun hiçbir önemi yok. Burada bir tek gerçek var: Orantısız güç ve bir hayatın, özgürce düşüncelerini söylemek yolunda kaybedilmiş olması.


Bugün Hopa’da gözaltılar, baskınlar var. Hopa’ya giriş yapılamadığına ilişkin söylentiler var. Taksim Meydanı’nda bu olayı protesto etmek için toplananlara sıkılan biber gazları var. Ankara’da çevrelenen binalar var. Gerginlik başka şehirlere sıçrarkan, susan, “görmezden gelen” bir medya ve politikacılar var.


Demokrasi; ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve gerektiğinde karşı durabilme özgürlüğünden bağımsız var olamaz.


Hopa’da hayatını kaybeden Metin Lokumcu, savunduğumuz her şeyin simgesidir aslında. Bugün, sessiz basınımız da, yıkılan heykeller de, toplatılan kitaplar da, yasaklar getirilen mizah dergileri de, sansürlenen web siteleri de hep aynı soruna işaret eder: Kişisel özgürlüklerin, ifade hakkının, düşünce özgürlüğünün ellerimizden kayıp gidiyor olduğuna.


Sahip olduğumuz en önemli demokratik hakkı savunmak; hangi politik görüşten gelirsek gelelim, herkesin dört elle sarılması gereken bir konudur. Zira bundan öte belki de bir tek hak vardır: Yaşam hakkı. Ancak, ifade özgürlüğüne sahip olmayan bir ülkede bireylerin yaşamlarının da pek bir değeri olamayacağı, Hopa olaylarında da görüldüğü üzere, çok açıktır.


Biz Sansüre Sansür olarak, Metin Lokumcu’ya rahmet ve yakınlarına başsağlığı dilerken, Hopa’da olanları görmezden gelmeye devam edenleri kınıyoruz. Sansüre karşı tüm platform ve bireyleri de ifade özgürlüğüne yapılmış bu en büyük saldırıyı kınamaya, internetin tüm olanaklarını kullanarak duyurulmayanları duyurmaya çağırıyoruz.


twitter hashtag: #hopa


Görsel: trofolo

7 yorum:

Adsız dedi ki...

adaletsiz türkiye

Adsız dedi ki...

amacinizin sansur degil akp karsitligi oldugu bu yazinizla belgelenmis oldu. ne yapacaginizi sasirdiniz. Ozgurluk demissiniz ama miting yapma ozgurlugunden bahsetmemissiniz. Insan odakli da degil olsaydi suan beyin ameliyati gecirmis olan korumaya da deginirdiniz.tek amaciniz akp karsitligi. ben artik kampanyalariniza falan destek vermeyecegim. kisisel duygulariniz hareketinizin onune gecmistir.

deniztan dedi ki...

Yazıda AKP lafı geçmediği gibi, bunu gündeme getiren siz oldunuz. Herhangi bir şekilde bir partiden söz etmeyen bir yazı bu. Partilerden değil, ölen bir insandan bahsediliyor, düşünce özgürlüğünden, karşıt görüş sunabilmekten, süren gerginliklerden, suskunluklardan bahsediliyor. "Politik görüşümüz ne olursa olsun" copla, biber gazıyla müdahalenin ifade özgürlüğüne ve demokrasiye aykırı oluşundan bahsediliyor.

Ha siz harekete ya da kampanyalara bundan sonra destek vermeyebilirsiniz, siz bilirsiniz, sizin seçiminiz ama yazıda ne anlatıldığını iyi anlamaya çalışmanızı öneririm.

"AKP karşıtlığı yapıyorlar!" paranoya ve ajitasyonunuzun da bir an önce geçmesini dilerim.

Adsız dedi ki...

cevabiniz icin tesekkurler. Ancak hala size katilmiyorum. Zira bu hareket sansur ile ilgili bir hareket bunun disina cikmanizi anlayamiyorum. Cok karsi durmak istiyorsaniz baska bir site acin gereken destegi orada da gorursunuz. Fakat bunu yaparsaniz ayni seyi 'miting haktir, engellenemez' baslikli bir yaziyla da devam etmeniz gerekiyor. Ya da yarin obur gun baska konulari da buraya tasimaniz gerekiyor. Yine buna bagli olarak saldirilar sonucu otobusten dusen en sucsuz insanlardan biri olan o korumaya da deginmeniz gerekiyor. Siz sansurle ilgili bu siteyi actiniz ve destegi bu yuzden goruyorsunuz. Amacinizdan cikmis oluyorsunuz. Yeni bir site ile bu tur seyleri elestirmenizi bekliyorum. Tesekkurler

5 Posta dedi ki...

Sansür, sapına kadar politik bir sorun olduğuna göre ve de Türkiye'deki sosyal medya mecraları, başta twitter olmak üzere Hopa'dan tüm gece canlı yayın yaparken, haberi ayağına kadar halktan hem de bedava olarak alan ana akım medyanın olan biteni bilerek ve isteyerek göz ardı etmesi, bu konuyu Sansüre Sansür hareketinin kendi davası yapması için yeter de artar bir sebep.

Ayrıca Sansüre Sansür, tabii ki iktidara karşı olacak. En başından beri sansürü iktidarın refleksi olarak tanımlıyoruz zaten. Bu hareketin anayasasının en birinci ve temel maddesi bu. Eğer bunu kaçıran olduysa kendi tanımı ile bu hareketin tanımını bir daha senkronize etmesi için bir fırsattır bu. Değerlendirsinler bu fırsatı hiç durmadan.

Sansürün iktidarın refleksi olması yalnızca bize değil, tüm coğrafyalara özgü. Yarın CHP de gelse, TKP de gelse, BDP de gelse, MHP de gelse, otomatik duruşumuz, bunlara karşı hep şüpheyle bakmaktır. Durun hele, bir gelsin o günler. Eğer aynı duruşu Sansüre Sansür'den görmezseniz o zaman saydırırsınız.

Adsız dedi ki...

Söylediklerinize %100 değil, %1000 katılıyor olsam da, bu platformun "internet sansürü" ana çerçevesinden kesinlikle dışarı çıkmaması menfaatimize olacaktır diye düşünüyorum.

deniztan dedi ki...

Odağımız internet sansürü, evet doğru ama bu demek değil ki, ifade özgürlüğüyle ilgili başka konulara asla eğilmeyeceğiz. Yeri geliyor, mizah dergileri sansürüne de eğiliyoruz, alkol yasağına da, toplatılan kitaplara da. Odak internet sansürü olsa da, konumuz sansür ve ifade özgürlüğü ne de olsa.

Yukarıda 5posta'nın dediği gibi, medya sus pus dururken ve internet üzerinden Hopa'ya dair haberler gelirken, sansüre karşı bir duruş sergileyen bir platformun burada sessiz kalması ve internet kullanıcılarına bir çağrı yapmaması düşünülemez.

Bir ay önce, ifade özgürlüğü adı altında yürümüş, bize "pornocu" diyenlere "hayır bizim derdimiz özgürlüktür" demişken, bir yürüyüş sırasında biber gazı ve coplar nedeniyle ölen bir insana kayıtsız kalmamız düşünülemez.

Düşünülemez olmasının yanı sıra, bu noktada sessiz kalmamız, bizi sahte yapar, "bana dokunmayan yılan"cı yapar.

İki konuyu sizin gördüğünüz gibi, birbirinden alakasız görmüyoruz biz. Sonuçta nükleer enerji hakkında yazmıyoruz ki burada.

Ha bu bugün AKP'dir, yarın CHP olur, öbür gün MHP. Mevzu partiler değil, mevzu zihniyet, mevzu dediğimiz gibi, sansür, mevzu ifade ve düşünce özgürlüğü...