5.10.2008

Orhan Pamuk'un kaleminden 80'lerdeki sansür...

Orhan Pamuk'un son romanı Masumiyet Müzesi'nden, "Sansürden senaryo geçirmek" başlıklı bölüm, sf. 368 - 369... 80'lerdeki sansür anlayışını harika bir şekilde anlattığı gibi bugunkü internet sansürünün ardındaki zihniyeti de aydınlatıyor sanki. Buyrunuz...

"...Hayal Hayati'ye göre İslamiyet, Atatürk, Türk ordusu, din adamları, cumhurbaşkanı, Kürtler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumlar hakkında hoşa gitmeyecek yorumların ve edepsiz aşk sahnelerinin dışında, Türkiye'deki sinema aslında özgürdü. Ama bunun doğru olmadığını kendi de bilir, bazen gülerek söylerdi. Çünkü yarım yüzyıldır sansür kurulu üyeleri, yalnız devletin yasaklamak istediği, güç sahiplerini huzursuz eden konuları değil, kafalarına takılan ve sivri buldukları her filmi, her türlü gerekçeyle yasaklama alışkanlığı edinmişlerdi ve bu gücü Hayal Hayati gibi içlerinden gelen bir zevk ve mizahla gelişigüzel kullanmayı seviyorlardı.
Şakacı bir adam olan Hayal Hayati Bey, bazı avcıların kapana kıstırdıkları ayılardan söz ettikleri zevkle, sansürcülük yıllarında filmleri nasıl yasakladıklarının hikayelerini bizleri de güldürerek anlatırdı. Mesela bir fabrika bekçisinin serüvenlerinin alaycılıkla ele alındığı bir film "Türk bekçilerini küçük düşürüyor" bahanesiyle; evli ve çocuklu bir kadının başka bir adama aşkını anlatan bir film "annelik müessesine saygısız yaklaştığı için", okuldan kaçan çocuğun mutlu serüvenlerini anlatan film "çocukları okuldan soğutuyor" gerekçesiyle yasaklanmıştı. Bizler de film işini seviyor, masum Türk seyircisine ulaşmayı önemsiyorsak, arada bir Pelür Bar'a gelen Sansür Kurulu üyeleriyle iyi geçinmeyi öğrenmeliydik. Bu sözü sürekli bana bakarak söylemesinden Füsun'u etkilemek istediğini anlardık.
Ama Sansür'den onay almak için Hayal Hayati Bey'e ne kadar güvenebileceğimizi de çıkartamazdık. Çünkü Hayal Hayati'nin süresi dolup kuruldan ayrıldıktan sonra çektiği ilk film de "ne yazık ki kişisel bir kaprisle" yasaklanmıştı.Hayati Bey bu konu açıldığında sinirlenirdi. O kadar masrafla çektiği ilk filmde öfkeli bir babanın biraz kafayı çekip salatanın sirkesi yok diye karısına, çocuklarına bağırıp çağırdığı bir akşam yemeği sahnesi "toplumun temeli olan aile müessesini korumak" amacıyla bütün filmin yasaklanmasına yol açmıştı..."

Ucu açık tanımlamaların nasıl kişisel yorumlanabileceğine, keyfiyete kalabileceğine güzel bir örnek.

2 yorum:

miocaro dedi ki...

evet! eline sağlık tinca! ben de tatilde okudum romanı ve tam da bu bölümde geldi aklıma, aradan geçen zaman teknolojiyi değiştirse bile biz internet ağından çok bazı kafalardaki ağlara takılıp kalıyoruz...

tinca dedi ki...

aynen öyle gerçekten de, zihniyet aynı zihniyet...