10.03.2009

Ne evrimi mel'un!

TÜBİTAK, yani Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Türkiye'nin en üstteki bilim kurulunun senelerdir yayın hayatını sürdüren Bilim & Teknik dergisi hükümetin politikaları doğrultusunda yayın hayatını farklı kulvarlarda sürdürmeye başladı. Öyle ki, Evrim Teorisi'nin sahibi Darwin'in kapak olduğu son (mart) sayısı, kapak ve içerideki 15 sayfa üst yönetim tarafından sansüre uğradı. Badem bıyıklıların işgal ettiği TÜBİTAK'ın bu efsanevi dergisinin yayın yönetmeni Dr. Çiğdem Atakuman ise görevinden alındı!
(Aşağıdaki yazı Tempo'dan alınmıştır.)
"UNESCO, Darwin’in 200. doğum yıldönümü ve “Türlerin Kökeni” adlı eserinin yayımlanmasının 150. yılı nedeniyle 2009’u “Darwin yılı” ilan etti. Tüm dünyanın en önemli bilim kurumları Darwin’i çeşitli aktivitelerle anarken, en prestijli bilim dergileri yazılar yayımladı. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Çiğdem Atakuman da, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart 2009 sayısının kapak konusu olarak belirlediği Darwin ile ilgili yazılara yer verdi. Ancak geçen hafta başında dergi basım aşamasındayken, Yayın Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Cebeci, son anda bu yazıları dergiden çıkarttı ve Atakuman’ı 6 Mart’ta odasına çağırarak, yayın yönetmenliğinin yanı sıra vekâlet ettiği Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı’ndan da aldı. Resmi bildirimin ise kısa süre içerisinde yapılacağı öğrenildi.

Darwin gitti küresel iklim geldi
Cebeci’nin müdahalesinin ardından Darwin’in yerine, “Küresel İklim Değişikliği” kapak konusu olarak belirlendi. Darwin yazıları dergiden çıkarılmış olmasına karşın, şimdiye değin yayımlanan Darwin ve evrim kuramıyla ilgili kitapların kısa tanıtımlarına dergide yer verildi. Böylelikle Bilim ve Teknik Dergisi, tarihinde ilk defa sansüre uğradı.

Atakuman olayı doğruladı
Çiğdem Atakuman görevden alınması yolundaki haberleri yalanlamadı ancak, "Halen TÜBİTAK çalışanıyım. Konuşmam doğru olmaz" dedi. Derginin değiştirilen mart sayısında Atakuman’ın ismi künyede yer değiştirdi ve "Sorumlu Yazı İşleri Müdürü" olarak yer aldı.
'Nöbet değişikliği olabilir'
TÜBİTAK’ta nöbet değişikliklerinin olabileceğini belirten Cebeci, Milliyet'in “Müdahalenizle kapak konusu değişti mi? Çiğdem hanımı görevden aldınız mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Ben kapakta Darwin göremiyorum. İç süreçlerimiz sağlıklı şekilde işliyor. Çiğdem hanımın şu anda görevden alındığını sanmıyorum. Görevden almada benim imzam olur mu, olmaz mı bilmiyorum ama yetki başkanın. Ben görevden alamam. Ama talep eder miyim onu da bilemiyorum.”

Tartışılan Kurum
TÜBİTAK yönetiminin şekillenmesi AKP döneminde zaman zaman tartışma konusu oldu. 2004’te vekâleten Başkanlığa atanan Prof. Dr. Nüket Yetiş, 2008’de adı “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu” olarak değiştirilen ve yeniden düzenlenen yapısıyla TÜBİTAK’a bu kez asaleten atandı.

Prof. Cebeci Suudi Arabistan’da çalıştı
Prof. Cebeci, ODTÜ Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. ABD’de doktora yapan Cebeci, önce ODTÜ’de, 1980-1989 arasında da Suudi Arabistan’da Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1984’te aynı üniversitenin Hizmet Ödülü’nü alan Cebeci, 1990’da profesör oldu, 2003’te de TÜBİTAK Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.

42 yıldır yayımlanıyor
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, 42 yıldır, Türkiye’nin ilk ve en önemli popüler bilim dergisi olarak yayın hayatını sürdürüyor. TÜBİTAK 1993’ten itibaren popüler bilim kitaplarını da yayımlamaya başlamıştı.

Evrim iki kez kapak olmuştu
Bilim ve Teknik Dergisi daha önceki yayınlarında sık sık evrim konusuna yer vermişti. Son on yıl içerisinde dergide 59 adet evrimle ilgili makale yayınlanırken, daha önceki iki sayının kapak konusunu da evrim oluşturdu. Derginin Şubat 1999 sayısının kapak konusu 'Canlıların Evrimi'... Bilim ve Teknik Dergisi, Kasım 2001'de de 'Evrim Tartışmaları' kapağıyla okuyucularının karşısına çıktı. TÜBİTAK bünyesinde yayınlanan Popüler Kitaplar serisinde de 'Darwin ve Evrim Kuramı'na dair yayınlanmış kitaplara yer veriliyor. 'Üçlü Sarmal, 'Darwin ve Sonrası', 'Darwin ve Beagel Serüveni' bu seride çıkan kitaplar arasında yer alıyor. Popüler Kitaplardan en son da 'Yaşam öyküleri' serisinden Charles Darwin'in biyografisi yayınlandı.

Semavi dinlerle ters düşüyor
19. yüzyılda yaptığı çalışmalarla bilinen İngiliz doğabilimci Charles Darwin, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ve doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini anlattığı “Evrim Teorisi”yle biyoloji biliminin temelini de oluşturmuştu. Teorisiyle, semavi dinlerin merkezindeki “yaratılış” fikrine ters düştüğü gerekçesiyle eleştirilen Darwin’in “Evrim Teorisi”, insanların, goril ve şempanze gibi maymun türlerine benzerliğini de ortaya koymuştu.

36 yorum:

javacikiz dedi ki...

Gerçekten hükümetin bilimsel gelişmelere karşı yürüttüğü bu politika kabul edilemez. Bilim özgürdür, Darwin'le çakışan fikirleri olabilir ama 2009 Darwin yılında böyle bir sansür uygulamaları çok yanlış.

Haber için ve bu güzel blog için teşekkürler.

Adsız dedi ki...

Ancak bilimi sansürleyip adnan hoca dedikleri zatın çakma fosillerini de hiçbir akademik dayanağı olmadan sokaklarda sergilenmesini görmezden gelirler.

FeRHaD dedi ki...

Onların amacına uygun zaten Sızıntı dergisi var, Bilim ve Teknik gibi bir dergi bari özgür bırakılmalıydı. Baksanıza sızıntı, çoktan evrim teorisini tarih etmiş.
Bir de amaçları ne anlamış değilim, bu tür her sansürle dine ilgiyi ve saygıyı daha da azaltıyorlar.
Sınırları bir parti tarafından belirlenen bir hayal gücü ve bilim, daha saçma birşey olamaz.

sadunkal dedi ki...

Yazık...

Lock dedi ki...

Yıllardır abonesiydim. Özellikle son bir yıl içersindeki gelişmesini zevkle takip ederken yobaz ellerin işgal etmesi oldukça üzdü beni. Az önce aboneliğimi iptal ettim(sadece kişisel tatmin biliyorum). Gerçekten utanç duyuyorum.

Can Ufuk Hantaş dedi ki...

Şarşırdım desem yalan olur. Bu kadar sığ düşünen bir iktidar ve içi boşaltılmış kafalarıyla sadece karnını doyurmayı düşünen hatta onu bile düşünemeyen bir halk (büyük çoğunluk). Artık Türkiye'de bazı şeyler geri döndürülemeyecek bir noktaya gelmiştir. Ben sonumuz ne olacak göremiyorum.

Adsız dedi ki...

Ha bir de Taraf gazetesine de haber verildiğini, ama "biz bunu basamayız" dediğini birinci elden duymuş bulunuyorum.

sadunkal dedi ki...

Geri döndürmeye calismak degil de, bir sekilde yarip gecemeye calismak lazimdir belki. Geri dönüs teknik olarak mümkün degil zaten. Acisiyla tatlisiyla bizi biz yapan da gecmisimiz zaten neticede...

pinar dedi ki...

Metro, iskele ve galatasaray meydaninda acilan sozde bilimsel gorunen Fosil Sergisi'nden haberi olan varmi. Biraz incelediginizde Darwin'e hakaretler yagdiran, evrimin sacmalik oldugunu sozde bir takim fosillerle kanitlamaya calisan, din propagandasi yapan ama bilim kiligina girmeye calisan bir sergi. Bu sergi belediyenin izni ve imkanlarini kullanarak her firsatta her ortamda halka sergilenilyor. Ve inanilmaz sayida insana ulasiyor. Bu aralar sevim sirasi oldugu icin ve dikkat cekmemek icin yok ama emin olun sevimden sonra yine hortlayacak. Boyle bir rezalete nasil izin veriliyor ve bu neden haber yapilmiyor diye merak ediyorum.

meren dedi ki...

Buraya yolu düşen ve evrim teorisi mevzusunun ne olduğunu öğrenebileceği bir kaynak sıkıntısı çekenler için bulunsun:

http://www.evrimianlamak.org

Adsız dedi ki...

Bir arkadaş amaçlarının ne olduğunu sormuş. Şunu düşünün: Ben ve eminim aranızdakilerin bir çoğu bilim teknik dergisi ile büyüdük. Açık fikirli olmayı öğrendik. Dünyadan haberimiz oldu. Hurafelerin değil bilimsel gerçeklerin peşine düşmek üzere yetiştirildik. Peki, sizce şu anki hükümet böyle bir nesil ister mi? Zaten başında bela olan bir tane varken...
Kurbağa hikayesi bu arkadaşlar. Yavaş yavaş kaynatıyorlar ki, reflekslerimiz harekete geçmesin...

Adsız dedi ki...

Bu zihniyet olduğu sürece bu ülkenin gençleri çocukları hep karanlığa mahkum olacaktır.Ne yazık ki örümcek kafalıları seçen bu zihniyet varoldukça , Ne Darwin kalacaktır ne de Einstein
21.12.2012 senesine kadar istedikleri gibi oynasınlar bu yobaz takımı ve yandaşları
O tarihten sonra hiçbir geçerlilikleri kalmayacak çünkü ...
kimse üzülmesin sadece biraz sabır ...

_SETH_ dedi ki...

Bu zihniyet olduğu sürece bu ülkenin gençleri çocukları hep karanlığa mahkum olacaktır.Ne yazık ki örümcek kafalıları seçen bu zihniyet varoldukça , Ne Darwin kalacaktır ne de Einstein
21.12.2012 senesine kadar istedikleri gibi oynasınlar bu yobaz takımı ve yandaşları
O tarihten sonra hiçbir geçerlilikleri kalmayacak çünkü ...
kimse üzülmesin sadece biraz sabır ...

sadunkal dedi ki...

Gercekten buraya yorum yazan insanlarin gönul rahatligiyla oy verebilecegi, liderligini kabul edebilecegi birileri var mi ki?

Adsız dedi ki...

son yoruma katılıyorum
evrim darvin diyenlere yazık

Adsız dedi ki...

ne acidir ki 21 inci yuzyilda ileriye gidecegimize geriye dogru bir kosturmaca icindeyiz. Daha neler olmasi gerekiyor gozlerimizin acilamasi icin, TSK,MGK, Cumhuriyet ve simdide bilim...... buyuk bir hayal kirikligi icinde izlemekteyim,ve inanmak istemiyorum butun bunlarin bizim "TURKIYE"mizde olduguna... butun bunlarin kotu bir kabus olmasini bile diliyorum ..cunki kabuslardan uyanabiliriz...
Yaziklar olsun bunari hala eli kolu bagli seyredenlere....

Adsız dedi ki...

sansürleyin ya da yayımlayın, anlayın ya da anlamayın, ne yazık ki evrim var ve aslında tanrıda kuantumda gizli...

Adsız dedi ki...

evrim teorisi yanlıştır. Yoksa ben nasıl tayyip denen primatla ile aynı zamanda yaşarım...

Adsız dedi ki...

Sansürün her türlüsüne karşıyım, burada bazı yorumcuların ettiği hakaretlere de aynı şekilde karşıyım.
Bilim ve Teknik dergisini yıllardır takip ederim. Dergi neredeyse her sayısında evrim teorisi ile ilgili yazılar yayınlar. Geçmişte, çok nadir de olsa yaşamın kökeni ile ilgili farklı teorilerden bahseden yazılar çıkmıştı...
Evrim teorisi adı üstünde TEORİdir ve emin olunuz konu hakkındaki tek, tümüyle kabul edilmiş bir teori de değildir. Zaten doğruluğuna "inanç"tan öte bir kanıt/isbat olsa idi teori olmaktan çıkardı.
"Farklı teoriler de var" diyenlere edilen hakaretlere bakılırsa meselenin salt bilim sevgisi olmadığı açıkça anlaşılır.

Adsız dedi ki...

Dostlar bu öyle mel'un ve uzun bir öykü ki; senelerce süren eğitimdeki gerici kuşatmanın, üst kurumlardaki tezahürü...Evrim'e inanmadan ve hatta bilimi yok sayarak, yalanlayarak yetiştirdikleri çocuklar büyüdü artık. Bu ülkede bilim dendiği anda bilgi denmesine ses çıkarılmaz, bilimi piyasaya iliştirenlere karşı konulmaz ise gelinecek nokta bundan da vahim olacaktır! Yüzyılların mirası bilimsel kalıtı yok sayarak geliştirilen tüm ders programlarını ve bilimsel aklı rafa kaldıranları kınamak yetmez!

sadunkal dedi ki...

Bilimde pek öyle teori olmaktan cikma gibi bir durum söz konusu olmuyor kanimca. Oldugu söyleniliyorsa da hatadir, cahilliktir. Ama sonucta hic bir seyin dogrulugundan yüzde yüz emin olmak mümkün degil. Bir teorinin dogruluguna olan o inanc da ideal olarak gözlemlere ve mantiga dayali bir olasilik hesaplamasinin sonucu olmaktan öteye gitmez aslinda. Yani yari katiliyorum, yari katilmiyorum sayin iki üstteki Adsız.

Özetle teori olmaktan cikamadigi icin terslemek dogru degil evrimi falan filan. En akla yatkin, gözlemlere en uygun, gercekligi en olasi teorinin dogru oldugunu varsaymak halen en akillica seydir derim ben, ama onu da yobazlasmadan yapmali dedigin gibi.

Evrime de pek düzgün bir rakip yok, varsa da ben bilmiyorum. Bir de evrim vaar evrim var tabii... evrimciler arasinda da farkli görüsler var yani...(Bkz. su metindeki 13 nolu kisim: Daha düzgün bir kaynak bulamadim simdi) Onu da dikkate almak lazim.

Yeraltından Notlar dedi ki...

Arada ki fark yüzde 2'dir, zaten Darwin'de bunu söylemiştir, ya bonobo şempanzeleri ya da insanlar önde diye!?

Sanırım bu tip gericiler us'sal bir değişim (evrim geçirdikçe) ve Darwin tam anlamıyla açıklanmayana kadar halen Darwin önde olacak!

Adsız dedi ki...

Sayın sadunkal,
Benim karşı çıktığım tavır, evrim teorisi dışındaki teorilere (yaratılış, akıllı tasarım v.s.) karşı gösterilen militanca tavırdır. Bu tavır yüzünden teoriyi "teori" gibi değil de sanki bir "ateist manifesto" olarak gören ve bu teoriye bir biçimde karşı çıkmaları "din"lerine karşı çıkılmış gibi algılayan bir kesim var. Benim karşı çıktığım bu kesim ve bu tavır, çünkü böyle bir tavrın bilimle uzaktan yakından alakası yok. O kadar ki iş evrim teorisini desteklemek için sahte kanıtlar üretmeye kadar varmıştır (bkz:Piltdown adamı). Kanıtın sahte olduğunun anlaşılmasının ~40 yıl sürmesi de bu tavrın sonucudur.
Bazı arkadaşların "yobaz", "gerici", "örümcek kafalı" tarzı aşağılamacı yaklaşımı da bir nevi isbatdır bana göre... Bu tarz hakaretleri "bilim adına" yaptıktan sonra bir de Türkiye'de bilime karşı ilgisizlik ve güvenin sarsılmasından dem vurmuyorlar mı!
"Pek düzgün bir rakip yok" demişsiniz. Bunun sebebi "rakiplere izin verilmemesi" olmasın?
Öte yandan bir de A.O. (H.Y.) durumu var ki üzücü... Evrim teorisi dışında, farklı teoriler üreten bilim adamlarına geçit vermez ve bir şekilde seslerini kısarsanız (önceki yorumumda Bilim ve Teknik dergisinde nadiren çıkan yazılardan bahsetmiştim, aslında dergiyi takip ettiğim 1989-2005 arası, "indirgenemez komplekslik"i anlatan çeyrek ya da yarım sayfa ebadında tek bir yazıya rastladım.) bu gibi şahısların boşlukları doldurmaya çalışmasına şaşmazsınız.
Saygılarımla,
"iki üstteki adsız"

sadunkal dedi ki...

O dediklerinizi anliyor ve katiliyorum. Benim tepkim sadece "kanit olsa idi teori olmaktan cikardi" lafinizaydi, bana biraz fazla baside indirgemissiniz gibi gelmisti. Daha cok felsefi olarak algilanabilecek bir nokta sanirim benim deginmeye kalkistigim.

Adsız dedi ki...

NE EVRİMİ MAYMUN MUYUZ BİZ amına koyim

Adsız dedi ki...

Sayın sadunkal,
Takıldığınız nokta ile ilgili biraz da aceleyle yazdığım için net ifade edememişim:
O cümlede anlatmak istediğim; açık, net ve somut kanıtlar olsa idi evrim teorisi yerine evrim kanunu ya da kanunları denirdi. Ele aldığı konu itibarıyla böyle bir "kanunlaşma"nın -en azından şimdilik- mümkün olmadığı sanırım kabul edilebilir.
Saygılar,
"iki üstteki adsız"

sadunkal dedi ki...

Edilebilir tabii de benim kastettigim bunun evrime karsi argüman olarak kullanilmasinin cok adil olmadigi idi. Ama siz de daha cok evrime kanun muamelesi yapanlara tepki göstermek icin belirttiniz zaten.

Neticede; hic kimsenin hic bir "gercek"ten farkli fikirde olanlara düsmanlasacak kadar emin olmamasi daha iyi olur, seklinde toparlanabilir belki...

Atilla dedi ki...

"iki üstteki adsız" diye geçinen adam. bu lafları iliğini kemiğini kavuran cehaletinden dolayı sarfettiğine inanmak istiyorum.

evrim teorisi'nin kanun olmama sebebi ispatlanmamış bir şey olmasından değildir.
böyle şeyler yanlışlanana kadar sınanır. asırı deviren ve henüz yanlışlanamamış, aksine her gün kendine bilimsel yollardan elde edilen verilerle destek alan bir teorinin doğruluğu tartışmaya mahal vermez.
ki zaten teori denen şeyin de iki tanımı vardır:
1.bir tahmin veya hipotez, ve
2.organize olgular veya açiklamalar bütünü.

"kuantum teorisi, görelilik teorisi, evrim teorisi gibi bilim dunyasinin mihenk taşları, bazı insanlar tarafından, hala üzerinde kanıtlar toplanan, yeteri kadar test edildiğinde bir gün kanun konumuna yükselebilecek hipotezler olarak algılanmakta, "bunlar daha kanıtlanmadi güzel kardeşim", "varsayım bunlar sonuçta" gibi yanlış tepkilere yol açmaktadır."

hayır güzel kardeşim, evrim teorisi bir hipotez değildir, dünya genelinde hokkabaz, yobaz ya da dolandırıcı olmayan herkesin ve bilim çevrelerinin kabul ettiği genel geçer bir açıklamadır.

sen bunu kabul etmeyecek kadar cahil biri isen bir atasözümüz bak ne güzel demiş, bilmemek değil, öğrenmemek ayıp diye. git bilimsel iki makale oku bişeyler öğren.

ama, yok bunu kabul etmek senin ya da ağabeylerinin ve amerika'daki kimi ağlak şahısların işine gelmiyor diye ise zaten bu çıkışın, bunu sadece burada değil, "beyaz" eşya bayii toplantılarında da açıktan dile getir de iş versinler sana 5 senede bir. boşuna nefes tüketmiş olma bize.

ha, bir de şu var. benim kimliğim yerim yurdum da belli. öyle bir-iki üstteki adsız bir adam değilim hamdolsun.

sadunkal dedi ki...

Hehehe... ilginc...

"Hic kimsenin hic bir "gercek"ten farkli fikirde olanlara düsmanlasacak kadar emin olmamasi daha iyi olur" diyecegim gene ama bu yukardaki düsmanlasmanin biraz da yanlis anlama sonucunda ortaya ciktigini düsünüyorum, ya da az anlama diyeyim. Su anda da kimseyi savunacak kadar vaktim yok maalesef, ancak biraz daha hosgörü ve anlayis sahibi olmak herkes icin faydali olur sanirim.

Atilla dedi ki...

sevgili sadunkal,
senin dediğin gibi işin fundementalini tartışacak olursak zaten ortada bir sorun olduğu için orayı es geçtim.

zira bilim nedir? pozitif bilimler nedir? neden-sonuç ilişkisine dayanan, ispatlanabilir gözlemler sonucu elde edilmiş somut verilerin yorumlanması değil midir?

peki söyler misin bana, neden her fırsatta "özgürlük! özgürlük!" deyü çığırıp sonra da kendi temelsiz ve belki de mitolojik fikrini savunarak ya da bu doğrultudaki fikirlere biat ederek başka tüm inanç ve fikir gruplarını bulduğu her fırsatta sindirmeye çalışanların fikirlerine saygı göstereyim?
kendisi bu çıkar gruplarına dahil olmasa bile, bu çıkar gruplarının işine gelecek iddiaların peşinden koşan kendini bilmezlere meydan vereyim?

benim biat edecek tek doğrum müspet ilimlerdir, fendir. bunun dışındaki yollar safsata değildir, akıl bulandırma değildir de nedir? her daim karanlık için iki dakika aydınlığa tahammül gösteren çıkar çevrelerinin ekseninde neden müsamahalı olmalıyım?

nasıl devlet kurumlarında görevi kötüye kullanmak olarak tanımlı bir suç varsa, bu da demokratik bir toplumun bireye bahşettiği hakları kötüye kullanmaktır. buna da "eleştirmek onun da hakkı" diyerek çanak, alkış vs. tutmak, zannımca onunla bir olmak, el ele yürümektir.

ben günün siyasi konjonktüründen, bir ideolojiden ya da bireysel bir inanıştan yola çıkmıyorum ki. ben müspet bilimin evrensel, kişiden kişiye farklılık gösteremeyecek doğruları üzerinden konuşuyorum. elbette ki birisi bunlara itiraz ediyorsa ve elbette ki buna itirazları olan kitleler ekseriyetle günümüz dünyasının din tacirleri, inanç tüccarları, maneviyat bezirganları ise ben bu eksene paralel tüm fikirlere şiddetle karşı çıkmayı insanlığa ve ortak akla bir borç addederim efendim.

saygılarıma.

sadunkal dedi ki...

Yahu "iki üstteki Adsiz" iste "Evrim yalandir, ilim günahtir" falan demedi ki. Kendisi inanir, inanmaz, o baska konu. Ama onun yaptigi bilimsel yobazliga karsi cikmakti Piltdown adamini örnek vererek. Ki o olaydan, ve o olayin bilim dünyasinda az tartislisindan, cikarilacak cok ders vardir kanimca. 40 yil! Dile kolay...

Böyle seyleri herkes elestirmeli. Bilim denen seyi yapanlar da insan sonucta. Politikacilara bu kadar az güveni olan bi toplumun bilim dünyasina da saglam bir süpheyle yaklasabilmesi gerekir. Bilimde süpheye ve elestiriye yer kalmazsa, iste asil o zaman akillar bulanir, ortalik kararir.

Bir de dediniz ki:

"[Neden] kendisi bu çıkar gruplarına dahil olmasa bile, bu çıkar gruplarının işine gelecek iddiaların peşinden koşan kendini bilmezlere meydan vereyim?"

Bu cok saglikli bir felsefe degil bence. Can Dündar'in Mustafa'sina yöneltilen elestirilere benziyor. Icerigin dogrulugundan cok, olayin politik boyutu yüzünden agir saldiriya ugradi Dündar ve eseri. Gayet klasti bence. Iki üstteki adsizin ""Farklı teoriler de var" diyenlere edilen hakaretlere bakılırsa meselenin salt bilim sevgisi olmadığı açıkça anlaşılır." lafi da tam bu tip sorunlara deginiyor.

Uzun vadeli düsünücek olursak bence herseyi mümkün oldugunca oldugu gibi söylemeye calismak en faydalisi olur. Yoksa kimse kimsenin gerceklerden nerde ne ödünler verdiginin hesabini tutup zamani gelince daha dürüstce halka sunma sorumluluguna sahip degil. Aciga cikma garantisi bir daha hic olmayabilir gerceklerden gecici kazanclar amaciyla verilen ödünlerden, geri döndürülemeyecek zararlar verir topluma.

40 yil! Dile kolay... Ders cikarip, daha acik fikirli, süpheli ve hosgörülü yaklasmak hayirli olacaktir özetle, bence...

sadunkal dedi ki...

"Gecici kazanclar amaciyla gerceklerden verilen ödünlerin bir daha asla aciga cikma garantisi olmayabilir."

Seklinde biraz daha düzgün olacakti sanirim o cümle.

Atilla dedi ki...

yazdığım ergenekon iddianamesi kalınlığındaki mesajın bir şekilde yalan olduğunu ve burada çıkmadığını görmek hayatın yürek burkan detayları başlığı altında incelenesi etkiler doğurdu bünyemde.

kısaca değindiğim nokta şuydu:
evet haklısınız, özgür düşünce her koşulda en iyiye varmayı sağlayacaktır ve ne olursa olsun tüm fikirler dile getirilebilmelidir.
ve iki üstte'den kendisini yanlış anladığım için özür dilerim.

itirazım kendisinin evrim teorisini hala bir hipotez olarak ele alma yanılgısını göstermesineydi.

buradan yineliyorum, evrim teorisi bilim çevreleri tarafından şu andaki canlı varlığını tanımlamaktaki en geçerli açıklama olarak kabul edilmekte ve eksik gediklerini doldurmak, hatalarını açıklığa kavuşturmak amacıyla da sürekli sınanmaktadır. ve yanlışlanması, terk edilmesi ya da kanun olarak kabul edilmesi diye bir şey söz konusu değildir.

bu, HY gibi kimselerin demagoji silahıdır ve aydın görüşlü olması umulan insanlar tarafından dile getirilmesi bence büyük bir sorundur. bu da onun hatasıdır. onun dışında verdiğim tüm tepkiler haddimi ve maksadımı aşmıştır, affola.

iyi günler diler, şişirdiğim kafalar adına mahcubiyetimi beyan ederim efendim.

Adsız dedi ki...

Sayın Atilla,
Bilgilerim eksik, ifadem yetersiz olabilir. Sadece işin mantığındaki bir tuhaflığa, tutarsızlığa dikkat çekmek istemiştim. Sayın sadunkal'ın da yardımıyla maksadımı anladığınızı umuyorum.

"ha, bir de şu var. benim kimliğim yerim yurdum da belli. öyle bir-iki üstteki adsız bir adam değilim hamdolsun" cümlenize şöyle bir karşılık vereceğim (no offence):
hamdolsun benim de istediğim ortamda kimliğimi açıklamak / gizlemek özgürlüğüm var :)

Sayın sadunkal,
İyi niyetle, önyargısız, anlamaya çalışarak ve nezaketle cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Maksadımın anlaşıldığını düşünerek yorumlarımı bitiriyorum, hoşçakalın...
"iki üstteki adsız"

sadunkal dedi ki...

E iyi bari...

Bir de seyi belirteyim; "Sayın" lafini ilk ben kullanmisim da aslinda biraz daha az resmi olsa bütün bu iletisim belki daha gevsek, daha normal ve hos olurdu gibi. "Sevgili" diye hitap edebilirmisim mesela, ya da hic fazladan bir kelime de kullanmasam olurmus. Neyse artik...

Adsız dedi ki...

Toplumsal gelişmenin de çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar." K.Atatürk

Oxford Piskopozu Wilberforce, Darwin’i savunan Th. Huxley’e, kendisinin baba yönünden mi yoksa anne yönünden mi maymundan geldiğini sormaktadır. Huxley, bu kabalığa şu yanıtı verir ; “Bilimsel gerçekleri baltalamak için diller döken sefil ama kendini beğenmiş bir adamın soyundan gelmektense, alçak gönüllü ve haddini bilen bir maymunun soyundan gelmeyi tercih ederim.”

:)))
hrkese saygılar
serap gürsoy